25 yaşındaki N. R., birgün işten çıktıktan sonra yolu, kendilerini polis olarak tanıtan iki kişi tarafından kesilir. N.R., kendisine ‘istihbarat’ yazan kimliğini gösteren polislerin Paris Katliamı ve barış süreci hakkında sohbet etmek istediklerini dile getirmelerine “sizinle konuşmak istemiyorum” yınıtını vererek, reddeder. N. R, hemen Hansstedt-Ulzburg’da bir karakola giderek sözkonusu iki kişiden şikayetçi olur. N. R., şöyle devam etti: “İfadem alınırken yan odada benimle konuşan erkek polisin çıktığını gördüm. İfademi alan polise ‘beni rahatsız eden polis bu’ dedim. Daha sonra ifademi alan polis ile o kişi aralarında şifreli konuşmaya başladı. İfademi alan polis, şeflerinin karakolda olmadığını söyleyerek bana ‘yarın gel’ dedi. Karakoldan çıktıktan sonra akşam saatlerinde kadın polis beni aradı ve bir adres vererek oraya gelmemi istedi.”


‘Paranoyak’ göstermeye çalıştılar

N.R., kadın polis ile görüşmek için bir grup arkadaşıyla belirtilen adrese gider ancak görüşemez. Çünkü kadın polis, N.R. ile arkadaşlarının yanında görüşmek istemez. Daha sonra N. R.’yi tekrar arayan kadın polis, kızgın bir şekilde “neden arkadaşlarını getirdin. Yalnız konuşmak istiyordum” der. Ancak hızını alamayan polis bu kez N.R.’yi telefonda tehdit etmeye başlar. Kadın polisinin “herşeyinden haberimiz var. PKK içinde aktif bir insansın. Kuzey Irak’a gidip geliyorsun” demesi üzerine N. R., “size boyun eğmeyeceğim” diyerek telefonu kapatır.
N. R., olayın kapandığını düşünür ancak yanılır. Zira bir hafta sonra yaşadığı Bad Segeberg sağlık dairesinde bir görevli N.R’yi telefonla arayarak ‘yardım etmek’ ister. N. R., telefondaki kişiye “ne tür bir yardım” diye sorduğunda aldığı cevapla şok olur. Çünkü polis sözkonusu sağlık dairesine bir yazı yazarak N. R.’nin ‘kafası karışık’ ve ‘paranoyak’ olduğunu iddia eder. Polisin bu tutumunun olayı kapatmak için oynadığı bir oyun olduğunu dile getiren N. R., “kamuoyunda duyarlılık bekliyorum. Başıma gelecek en küçük şeyde polis sorumludur” dedi.

‘Asla ihanet etmeyeceğim’

Polisin kullanmak istediği bir Kürt genci de 22 yaşındaki S. Ö. adlı genç kız. Okula giderken ajanlık teklifiyle karşılaşan S. Ö., kendisiyle konuşan polisi “35-40 yaşlarında, gözlüklü, ağız ve yüz bölgesinde kırmızılıklar vardı” şeklinde tarif etti. Sözkonusu polis de Kürt genç kızla ‘Paris Katliamı ve barış süreci’ hakkında konuşmak ister. S. Ö., ısrarla konuşmak istemediğini söylemesine rağmen polis, genç kızın peşini bırakmayıp “bilgi vermemen halinde ailenle konuşacağım” der ve kartvizitini verir. Polis, S. Ö.’nün bilgi vermemesi üzerine dediğini yapar ve evi arar. S. Ö, polisin telefonla evi aradığı günü şöyle anlattı: “Evde olduğum sırada bu kişi telefon açtı ve beni taciz etti. Ben kesinlikle söylediklerini kabul etmeyeceğimi söyledim. Asla halkıma ihanet etmeyeceğimi dile getirdim.”
S. Ö., polisin dayatmalarına boyun eğmediğini dile getirerek Kürt gençlerine çağrıda bulundu. Hiç kimsenin istihbaratla çalışma zorunluluğu olmadığını belirten S. Ö., “Polis birçok Kürt genç hakkındaki bilgileri Facebook’ta alıyor. Paylaşımlarda polisin eline delil olabilecek şeylerden kaçınmalıyız” diyerek Kürt gençleri uyardı.

Zenginlikle kandırmaya çalıştılar

Polisin ajanlık teklifine maruz kalanlardan biri de S. V. adlı Kürt genci. Nisan ayında okula giderken 30 yaşlarında gözlüklü ve şapkalı bir kişi tarafından yolu kesilen 23 yaşındaki S. V., kendisini polis olarak tanıtan kişinin konuşma isteğini kabul ettiğini söylüyor. Sözkonusu kişiden ‘Markus von Sydow’ isminin yazılı olduğu bir kartvizit aldığını dile getiren S. V., “polisin niyetini ve bu tür dayatmaları deşifre etmek için kendisiyle üç kez buluştum” dedi. S. V., polisin görüşmelerinde Hamburg Kürt-Alman Derneği çalışmaları hakkında bilgi istediğini dile getirerek, “BMV aracıyla beni Alster Gölü’nün kenarında bir kafetaryaya götürdü. Burada dernek hakkında bilgi istedi. Para dolu bir cüzdanı bana göstererek kendileriyle çalışmam halinde zengin olacağımı, her türlü imkandan yararlanacağımı söyledi. Ancak bu teklifi kabul etmedim.”
Bir dönem Kürt derneğinde gençlik çalışmalarını da yürüten S. V.’den Kürtler hakkında bilgi alamayan polis, bu kez Kürt gencine “Türk veya Alman sol hareketleri içerisinde bize bilgi getir” teklifini getirir. Ancak S. V., “asla kendi arkadaşlarımı ve halkımı satmayacağım” diyerek bu teklifi de geri çevirir.
S. V., Kürt gençlerine polisten gelen bu teklifleri asla kabul etmemeleri yönünde çağrıda bulunarak “bu tür tacizlere maruz kalan gençler mutlaka avukatlarına başvurmalıdır” dedi.

Jelpke: Almanya barışa katkı sunsun

Kürt gençlerine yönelik ajanlık girişimlerini gazetemize değerlendiren Sol Parti Milletvekili Ulla Jelpke, Türkiye’de barış sürecinin başladığı bir dönemde Almanya’nın halen yasak, korkutma ve Kürt gençlerini ajanlaştırma politikasının inanılmaz olduğunu söyledi.
Jelpke, konu hakkında şunları şöyledi: “PKK’ye yakın çevredeki insanları ajanlaştırma çabası yerine, burada yaşayan Kürt siyasetçilerle resmi temas kursaydı bu sorunun çözümüne yardımcı olurdu. 20 yıldır devam eden PKK yasağının kaldırılması hem Kürdistan’da demokratik bir çözümün hem de burada yaşayan Kürtlerin uyum sağlaması açısından önemli bir adım olacaktır.”

Dolzer’den öneriler

Sosyolog Martin Dolzer de böylesi bir durumla karşılaşan gençlerin bu tür işbirliği teklifini net bir şekilde reddetmesinin önemli olduğunu söyledi.
Martin Dolzer, şöyle konuştu: “Almanya Anayasa Koruma Teşkilatı’nın ajanlaştırma çabalarını kamuoyuna açıklamak çok önemlidir. Mağdur gençlere şunu tavsiye ediyorum: İstihbaratla işbirliği yapmak istemediğinizi net bir şekilde ifade edin. Sizinle sokakta temas kurmaya çalıştıkları zaman yüksek sesle rahatsız edilmek istemediğinizi belirtebilirsiniz. İstihbarat elemanlarından size kimliklerini göstermelerini talep edebilirsiniz. İsimlerini, görünüşlerini, varsa araba markası ve plakasını unutmayın. Olayın hemen sonrasında kendinize bir tutanak yazarsanız iyi olur. Bununla güvendiğiniz kişilere başvurun ve basına yansıtmaya çalışın. Bu, kendini istihbarattan korumak için en sağlam yöntemdir. Çünkü onlar bilgi toplamanın dışında aynı zamanda sizi korkutmak ve çalışmalarınızı engellemek istiyorlar. Korkmayın, istihbaratla işbirliği yapmayı reddetmek en doğal hakkınızdır. Eğer onlara bazı konularda bilgi verdiyseniz bile bunu güvendiğiniz çevrelerle paylaşıp yaptığınız yanlışlığı düzeltebilirsiniz.”


MEHMET ZAHİT EKİNCİ / HAMBURG