Yine bir fidanımızı daha bıraktık toprak ananın bağrına. Yine bir çocuk daha oyunlarından koparıldı. İstatistikler isyanda bu ülkede. Öldürülen çocukların sayısını tutmak istemiyor artık kimse. Çünkü çocuk ölümlerinin hızına yetişemiyorlar. Uğur’dan Ceylan’a, Roboskî Katliamından Berkin’e. Evet direnişinin 269’uncu gününde hayata gözlerini yumdu. Küçülmüş bedeni daha fazla dayanamadı adaletsizliğe. Bu kaçıncı kurban hatırlamıyoruz ancak yeni kurbanların olacağından kuşkumuz yok.

Ne tesadüftür ki Berkin’in cenaze töreninin olduğu gün Qamişlo ve Gazi Katliamlarına denk geldi. Yani yıllar önce bu topraklarda Berkin gibi daha nice çocuk katledilmişti ve bugün bu gelenek devam ettiriliyor. Kahraman Türk polisi bu acı günde yine iş başındaydı. Berkin’in acısına dayanamayan milyonlar sokaktaydı ve polis yeni Berkinler yaratmak için silahlarına davrandı. Bir genç hala hastanede başına isabet eden gaz bombasından dolayı. Ana olan olmayan tüm kadınlar Berkin’e ağlıyor ya anası nasıl dayanıyordur bu acıya. Eskiden ekmek aslanın ağzındaydı şimdi ise polisin gaz bombası silahının ucunda. Toplumun güvenliğinden sorumlu olduğunu iddia eden polis teşkilatı toplumun kendini ondan koruması gereken bir oluşuma dönüşmüş. Polis insanların korkulu rüyası memleketimizde. Kimi kimden korumak lazım acaba? Biz çok mu alıştık acaba genç ölümlere.
‘Barış sürecinde çocuklar analarını, babalarını gömer savaş sürecinde analar, babalar çocuklarını‘ der üstat. Savaşın tüm benliğimizi sarmaladığı bu ülkede ölüm yaşamın sıradanlarından mı oldu acaba. Hangi birinin adını sıralamak gerekiyor şimdi. Kaç sayfa gerekli bize. Kaç yürek lazım bunları yazmaya. Daha kaç Berkin kaybetmek lazım bu gidişata dur demek için.
Bizi öldürenler dalga geçer gibi baş sağlığı diliyor. Bir yandan Emniyeti yönlendiren Gülen diğer yandan devletin demirbaş partisi CHP’nin acılarımızı bile ranta çeviren açıklamaları. Mısır’da ölen Esma’yı seçim propagandasına çeviren Erdoğan utanmadan barıştan ve anaların gözyaşlarının dindiğinden bahsediyor Berkin’in cenazesi kaldırılırken. Herkes üzülüyorsa bu çocukları kim öldürüyor. Bu polise kim talimat veriyor. Gaz bombalarını kim aldırıyor. Ülkeyi soyanlar, yolsuzluk yapanlar ve bu ülkenin vatandaşlarının yarısından çoğunun açlık sınırında yaşamasına neden olanlar bugün elini kolunu sallaya sallaya dışarı çıkarılırken taş attığı gerekçesiyle Pozantı Cezaevinde taciz ve tecavüzle yüz yüze kalan, işkence gören çocuklar ülke için büyük bir tehlike olarak görülüyor ve cezaevinde tutulmaya devam ediyor. Herkes mağdursa tüm bunları kim yapıyor?
Belki de bu ülke bu güzel ve masum çocukları hak etmeyecek kadar kirli. Bu dünya yaşanmayacak kadar pisliğe bulaşmış. O zaman çocukların içinde huzur ve güven içinde büyüyeceği bir dünya yaratmalı ve başka bir dünya mümkün. Yeter ki herkes bunun farkında olsun ve bunu istesin. Bugün sokaklara dökülen milyonlar bu umudun ne kadar büyük olduğunu gösterdi ve bu inancın tohumlarını suladı. Mevsim bahar yeter ki Berkinleri yeşerteceğimiz bir bahçe yaratalım, yeter ki yağmurun gücüne inanalım içinde yemyeşil gülüşlü, esmer gamzeli Berkinler, Ceylanlar ve Uğurların oynayacağı bir dünya yakındır. Yeter ki inanalım ve inandığımız değerler için bir şeyler yapalım ağlamak dışında. Çünkü yıllardır görüyoruz ki sadece ağlamak yetmiyor acılarımızı dindirmeye ve yeni acıların yaşanmasını engellemeye. Acıların son bulması ve yeni Berkinlerin öldürülen çocuklar listesine eklenmemesi için bu sistemi değiştirecek, adaletsizliğin ve ahlaksızlığın üzerine gidecek güçlü yüreklerin kalp atışlarının birleşmesi lazım. Birleşmiş kalp atışları bomba olup patlayacaktır çöplüğe ve mezbahaya dönüştürülen bu memleketin faillerinin bedenlerinde. Ve ancak o zaman çocuklar anaları ve babalarını gömebilecektir.