Polislerin kendisine “savcı da hakim de bizden yana” dediğini söyleyen Yakup Şahin, “Benim söylediğim her şeyi polisler belirledi” dedi.

DAİŞ saldırısıyla 101 kişinin hayatını kaybettiği Ankara Gar Katliamı davasına Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Mahkemedeki ifadesinde itirafçı sanık Şahin kandırıldığını savunarak şunları söyledi: “Emniyettekiler 3-5 ay yatıp çıkacaksın dedikleri için o ifadeyi verdim. Size verilen ifadenin hiçbir gerçekçi değeri yoktur. 20 sayfa okuyacağım. Orada da anlayacaksınız. Şimdiye kadar hiç illegal örgütlerle ilgim yoktur. Ben hayatım boyunca ailemden 1 hafta bile ayrılmış değilim.

Erdoğanlı savunma

Koskoca cumhurbaşkanı bile ‘Allah bizi affetsin, yıllarca bizi kandırdılar’ dedi. Ben de Halil’in yanında çalışırken beni de kandırmışlar. Halil bana, ‘Asker kaçağı arkadaşım var evli barklıdır, onu kaçıracağız’ dedi. ‘Sen Ankara’ya önden git, sıkıntı olursa haber ver’ dedi. Halil’in sadece işçisi olarak emrinde çalıştım. Örgütsel olarak bir şey yapmadım. Patronum olduğu için söylediği her şeyi yaptım. Ben önden kontrolcü olarak geldim. Yolda iki kere durduruldum ama GBT sorgusu yapıldı ve geçtim. Sonra bir yerde buluşup mola verdik. Yolda benim işim bitti, beni gönderdi. Ben bir otele gittim, sonra yeğenime arabayı verdim o gezdi ben dinlendim. Yeğenimle Antep’e döndük. Ben arabamı Halil’e bırakmıştım, Yunus’la benim arabamı yollamış. Arabamı aldım. İçinde el bombası vardı. El bombası arabada dolaşmasın diye eve koydum Urfa’ya babamlara gittim. Alındığımda evde uyuyordum.

Polis: Eline sağlık 

Sivil polisler beni aldılar ama nezarete götürmüyorlar. Çay içtikleri yere götürdüler. Uyuşturucu içmiştim ondan alındığımı sandım. Polisler bana eline sağlık birkaç da çocuk ölmüş ama önemli değil deyip güldüler. Benimle selfie çektirdiler.
Bombadan aldıklarını sonra öğrendim. Sonra beni başka bir yere götürüp çırılçıplak soyup kötü şeyler yaptılar.
Halil’in nerede olduğunu sorup, ‘Halil bulunmazsa bütün suç sana kalır. O seni kullanmış sen de bir şeyler uydur suçu ona at’ dediler. Sabah benimle alınanları sordum onlara bir şey yapmamışlar. Ben Ankara’ya gelir gelmez hemen sorguya alındım. Meseleyi onlara da anlattım. Bana çok işkence yaptılar dayanacak gücüm kalmadı. Kimseyi bulamadıkları için bizi fail yaptılar. Ben gidip Birecik’ten 10 torba Halil için gübre aldım. Bana gübrenin sarımsak için olduğunu söyledi ve aldım.

Savcı da hakim de bizden!

“Polisler bana ‘korkma, savcı da bizden, tüm suçu Halil’e at’ dedi. Bir tane polis müdürü beni ailem ve çocuklarımla tehdit etti. Polisler kendi kendilerini temize çıkarmak için böyle bir kurgu yaptılar. Bu işte böylelikle benim üstüme kaldı. Benim HDP’li yüzlerce arkadaşım var. Neden bu insanların canına kıyarım. Emniyettekiler bana Deniz Büyükçelebi bir daha Türkiye’ye gelmeyecek, dedi. Bunun üzerine bomba işini de Deniz Büyükçelebi’nin üzerine attık. 

Her şeyi polis belirledi

HDP Mersin, Adana bombalamalarını ve Suruç bombalamasını da polis elbirliği ile olmuş gibi anlattırdılar. Benim söylediğim her şeyi polisler belirledi. Meğer bunlar sorgu taktiğiymiş. Emniyetteki sorgum bitince polisler sana avukat tuttuk dediler. Ben de nasıl olur kaç para istiyor ben nasıl karşılayayım onun parasını, dedim. Onlar da bana ‘parasını biz kendi aramızda toplayıp verdik’ dediler. Bunun üzerine avukat geldi ancak bana hiçbir şekilde yardımcı olmadı. Bana ‘burası mahkeme değil, ben senin savunmanı mahkemede yapacağım, pişmanlık yasasından faydalan’ dediler. Mahkemeye çıktığımda TEM amiri ‘korkma, ceza almazsın, tutuklanmazsın, savcı da hakim de de bizden’ dedi.”

Kurumlar müdahil oldu

KESK, eylemin çağrıcısı olması ve sendika üye, yöneticilerini kaybetmesi dolayısıyla suçtan zarar gördüğü için katılma talebinde bulundu. CHP, KESK, TMMOB, DİSK, TTB, HDP, EMEP, 10 Ekim Derneği, İnşaat İşçileri Sendikası ve BTS’nin davaya müdahillik talebinin dilekçeleri alındı. Savcı, müdahilik talebinin kabul edilmesi yönünde görüş bildirdi. 

HDP: Ana hedeftik

HDP adına söz alan Avukat Kenan Maçoğlu, “Partimizin üyeleri hayatını kaybetti. Zaten iddianameden anlaşılacağı üzere ana hedef partimizdir. 7 Haziran’dan bu yana süreç devam etmektedir” dedi. Müdahillik talepleri üzerine söz alan Avukat Pınar Akkılıç, “Bu katliamın gerçekleşmesinde MİT ve emniyetin sorumluluğu olduğunu defalarca dile getirdik. Bu iddianameyle adalet beklentisi karşılanamaz” dedi.

DİSK: Güvenlik alınmadı 

DİSK adına katılma talebini ileten Avukat Oya Aydın, “10 Ekim’den 1 hafta önce hükümet yekililerinin de içinde olduğu Kardeşlik Mitingi yapılmıştı. 7 ayrı aramadan geçtik o mitingde ama bizim mitingimizde bunlar yapılmadı” dedi.

Emek Partisi (EMEP) adına müdahillik talebini ileten Avukat Eylem Sarıoğlu, müştekiler belirlenirken sadece fiziki yaralanmanın kriter alınmasını eleştirdi. Müşteki sıfatı verilirken patlamanın yarattığı etkinin de dikkate alınması gerektiğini belirten Sarıoğlu, “Orada ölenler bize siper oldular. Biz şans eseri yaşıyoruz. Bunun ağırlığı boynumuzda” dedi. 

İki avukat daha çekildi

Kamu görevlilerinin yargılanmadığı davada 36 sanık yargılanıyor. Bunların yalnızca 15’i tutuklu, 4’ü tutuksuz, 16’si firari durumda. Önceki gün olduğu gibi dün de jandarma ve çevik kuvvet ekipleri sanıkların önüne etten duvar ördü. CMK ile zorunlu müdafi olarak atanan 2 avukat daha dün çekildiklerini açıkladı. 11 Kasım’a kadar sürecek olan davayı, yaklaşık 200 temsili avukat takip ederken, Ankara Katliamı’nda yaşamını yitirenler ile yaralıların yakınları, 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği, çeşitli sivil toplum kuruluşları, siyasi parti temsilcileri ve yüzlerce kişi de duruşmayı izliyor. 


 ANKARA