Polis-kontra iş birliğine suçüstü

Bilal Gezer ve Sinan Toprak

Bilal Gezer ve Sinan Toprak

  • Katledilen Bilal Gezer ve Sinan Toprak’ın soruşturma tutanaklarında imzası bulunan polisler ile Hüda-Par'lı katiller arasında telefon trafiği tespit edildi.

Kobanê Kumpas Davası avukatlarından Kenan Maçoğlu, polis ile Hüda-Par'lılar arasındaki telefon görüşmelerini tespit ettiklerini belirterek, incelenmesini isteyeceklerinin söyledi.

DAİŞ'in Rojava'ya dönük saldırılarına karşı Mêrdîn'in Kerboran (Dargeçit) ilçesinde 7 Ekim 2014'te düzenlenen protesto eylemlerine saldıran Hüda-Par'lılar (Hizbulkontra) Bilal Gezer ve Sinan Toprak'ı katletti. Gezer ve Toprak'ın katledilmesinden 12 yıl sonra iddianame hazırlanarak dava açıldı. 12 yıldır tek tutuklama olmayan davanın 2 Mart'ta görülen duruşmasında da tutuklama talepleri reddedildi. Davanın ikinci duruşması, 13 Nisan'da görülecek. MA'dan Sema Bingöl'e konuşan dava avukatlarından Kenan Maçoğlu, 12 yıl süren soruşturma sürecinde tutuklama olmamasının delillerin karartılmasına neden olduğunu söyledi.

Silahlar halen kayıp!

Gezer ve Toprak'ın katledildiği silahların ve mermi çekirdeklerinin halen 'kayıp' olduğuna dikkat çeken Maçoğlu, Toprak'ın vurulma anını gören; Hüda-Par'a güdümündeki Ravza-Der'in ve tetikçilerin geçtiği güzergahlardaki iş yerlerinin kamera kayıtlarına müdahale edildiğini belirtti. Katillerin evlerinde bulunan silahların bazılarının çamaşır makinesi ya da çöp kutusuna saklanılırken yakalandığını, Abdurrahman Seyhan'ın dükkandaki bir tabancayı çıkarmaya çalışırken fark edildiğini ama yine de tutuklamaya gerek görülmediğini kaydeden Maçoğlu, "Kadri Şengül, ertesi günü gözaltına alınıyor fakat telefonuna el konulmuyor. İkametindeki aramada ruhsatsız birden fazla tabanca, af tüfeği ve çeşitli miktarlarda mermilerine el konuluyor. İfadesi alındıktan sonra serbest bırakılıyor. Aynı evde ikamet eden Musab Şengül evdeki Ziya Sayhan gözaltına bile alınmıyor."

Organize ediyorlar

HTS kayıtlarına göre; özellikle Bilal ve Sinan'ın vurulduğu saatte dosyadaki 5 sanığın hem mesaj hem de telefonla arama trafiği var. Avukat Maçoğlu, muhtemelen bu sırada meseleyi organize ettiklerini belirterek, şöyle devam etti: "Sinan'ın vurulduğu sokağa giren iki kişi var. Kırtasiyenin kamera görüntülerine yansıyorlar. Vurulmasından yaklaşık bir iki dakika sonra vurulduğu yerden 500- 600 metre ileride elinde uzun namlulu silahla Reşit Vural görüntüye yakalanıyor. Vural, aslında dosyanın bir numaralı sanığı. Telefon trafiğinin de temel organizasyonunun içinde. O gece Reşit Vural evine gitmiyor. Dosya sanıklarından Abdülkerim Sayhan'ın evinde kalıyor. Birçok tanık, Vural'ı meydanda halka ateş ederken gördüğünü, bu sırada Abdurrahman Seyhan'a, 'Bunu da gebertelim mi' diye bir ifade kullandığını söylüyor. Dosya sanıkları bu kişiler hakkında gözaltı kararı alınmıyor.  Sadece Kasım'da ev aramaları yapılıyor. Bu aramalarda birden fazla af tüfeği ve ruhsatsız tabanca bulunuyor fakat yine de ifadelerine başvurulmuyor. İfadeleri, Mart 2015'te alınıyor. İfadeleri alındıktan sonra da adli kontrole dahi gerek duyulmadan serbest bırakıyorlar."

Tanıklar tehdit altında

Dosyadaki onlarca tanığa; ateş edenleri görenlere işaret eden Maçoğlu, "Fakat bunlar ellerini kollarını sallayarak dışarıda gezdikleri için insanlar korkup mahkemede tanıklık yapamıyor. Birçoğu bunu açık açık söylüyor. Normal şartlarda cinayetle yargılanan bir sanık, tanık ile sohbet bile edemez ama bunlar direkt gidip tanıkları tehdit ederek ifadelerini değiştirmelerine neden oluyor" diye konuştu.

Katiller ile görüşmeler

Dosyadaki HTS kayıtlarını incelediklerinde Kerboran'daki TEM polisi ile Kadri Şengül başta olmak üzere birçok sanık ile telefon trafiğini tespit ettiklerini paylaşan Maçoğlu, şunları ifade etti: "Birçok tutanakta imzası olan TEM çalışanı, olaydan önce ve sonra dosyadaki sanıklarla HTS trafiği var. Bu polis hem olaylardan önce hem de sonrasında bu sanıklarla dakikalarca görüşme gerçekleştirmiş. Görüşme içeriğini bilemiyoruz ama sanık Kadri Şengül'e 'gözaltına alınacaksın, hazırlık yap, silahları ortadan kaldır' mı dendi bilmiyoruz. Bu anlamda şüpheli ve dikkat çeken bir isim. Bu yüzden bir sonraki duruşmada bu polisin de dinlenmesini talep edeceğiz."

Profesyonel katil!

Bir numaralı sanıklarından Reşit Vural'ın olay öncesinde Afganistan'a ve Irak'a gittiğini, buradaki kamplarda eğitim almış olabileceğini, ancak bu durumun araştırılması yönündeki taleplerinin tamamının mahkeme tarafından reddedildiğini vurgulayan Maçoğlu, "Uzun namlulu silah ile kamera görüntülerine yansımış. Nerede kamera var, nerede kamera yok diye kamera açılarına bakıyor. Uzun namlulu silahlarla çok rahat gezebiliyorlar. Adeta gösterici avına çıkmışlar. Bu kadar eğitimli olmasalar rahat rahat gezebileceklerini düşünmüyoruz. Biz pasaport kaydı, yurt dışı giriş çıkış kaydının ortaya çıkarılmasını talep ettik. MİT veya Emniyet tarafından herhangi bir soruşturma yürütülmüş mü ki muhtemelen yürütülmüştür. Buna dair bir araştırma yapılsa biz ciddi bulguların ortaya çıkacağını düşünüyoruz" şeklinde konuştu.

Keşif talebine de ret

Mahkemede reddedilen bir diğer taleplerinin ise keşif olduğunu söyleyen Maçoğlu, "Bir cinayet dosyasında mahkeme keşif talebimizi de reddetti. Mahkemenin önce araştırması gereken temel şeyler şunlar; mesele nasıl gelişti, nasıl ateş edildi, kim nereden vuruldu olmalıydı. Bu talepler daha ilk duruşmada reddedildi. Bu durum bile meseleye yaklaşımlarını gösteriyor" dedi.

Tutuklanmaları engelleniyor

Dosyayı kim okusa cinayeti kimin işlemiş olabileceğini rahatlıkla görebileceğine dikkat çeken Maçoğlu, şöyle devam etti: "Görünmez bir el, bunların tutuklanmasına engel oluyor. Cinayet saatleri polis tutanaklarında net olarak belirtilmiş. Bilal'in vurulma saati 21.20; Sinan'ın 21.33. Tam bu dakikalarda sanıklar arasında çok ciddi bir telefon trafiği var fakat sadece Kadri Şengül gözaltına alınıyor.  O da ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılıyor. Devamında birçok tanık ifadesi alınıyor. Savcılık tarafından verilen her bir isime ilişkin ciddi bir araştırma yapılmış fakat bu tarz dosyalarda temel eksiklik gözaltı yapılmamasıdır. Anladığımız kadarıyla bu konuda bir blokaj var. Muhtemelen gözaltı da yapılmak istenmiş, ancak bir yerlerden engellendiği için gözaltına başvuramamış. Sadece yazışma ve araştırma ile dosyayı yürütmeye çalışmışlar. Hakimler ve savcılar kendilerini rahat hissedebilseler tutuklama da dahil olmak üzere çeşitli önlemler alabilirler. 

Tamamı Hüda-Par'lı

Sanıkların tamamı Hüda-Par çevresinden. Bildiğiniz üzere Hüda-Par da bugün iktidarın ortağı konumunda. Dolayısıyla yargının mevcut durumunu da göz önünde bulundurduğumuzda; hakimler ve savcılar karar verirken bundan bağımsız hareket edemiyorlar. Bu cinayet dosyasında sanıkların tutuklanmamaları için hiçbir sebep yok." ANKARA

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.