
Amed’de “dur” ihtarına uymadığı gerekçesiyle polis kurşunu ile öldürülen Nurhak Çartay’ın ardından polis şiddeti yeniden gündeme geldi. Son 7 ayda Çartay ile birlikte 9 kişi polis şiddeti sonucu yaşamını yitirdi. 14 Haziran 2007 tarihinde Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nda (PVSK) yapılan değişikliklerin ardından polise verilen yetkinin artırılmasıyla ölümlerde artış olması dikkat çekiyor.
Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) polisin son 5 yılda 13 yurttaşı öldürdüğünü belirterek şu bilgileri verdi: “14 Haziran 2007 tarihinde PVSK’de yapılan değişiklikten bu yana 2008 yılında 1, 2009 yılında 4, 2011 yılında 5, 2012 yılının ilk 5 ayında 2 olmak üzere yaklaşık 5 yılda 12 kişi yoğun göz yaşartıcı kimyasal ajan kullanımının doğrudan toksit etkisiyle veya ‘gaz kapsüllerinin’ vücutlarına isabet etmesi sonucu mekanik etkiyle yaşamını yitirmiştir.’’ Son olarak Amed’de 17 Temmuz’da “dur” ihtarına uymadığı iddiasıyla polisin saldırısında yaşamını yitiren 18 yaşındaki Nurhak Çartay’ın yanısıra, 2012’nin ilk 7 ayında polis şiddeti Ayşe Al, Çayan Birben, Özgür Taşar, Hasan Selim Gönen de olmak üzere 9 kişinin polis şidetiyle yaşamını yitirdiği vurgulandı.
PVSK ne getiriyor?
Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nda (PVSK) yapılan değişikliklerin ardından polise verilen yetkinin artırılmasıyla polis şidetinin kurbanı olan kişilerin sayısı da arttı. Bu kanunun ile; polisin kişileri ve araçları bir suç veya kabahatin işlenmesini önlemek, suç işlendikten sonra kaçan faillerin yakalanmasını sağlamak, işlenen suç veya kabahatlerin faillerinin kimliklerini tespit etmek, hakkında yakalama kararı emri ya da zorla getirme kararı verilmiş olan kişileri tespit etmek, kişilerin hayatı, vücut bütünlüğü veya mal varlığı bakımından ya da topluma yönelik mevcut muhtemel tehlikeyi önlemek amacıyla durdurabileceği öngörülülerek, bu yetkinin kullanılmasında ise polisin tecrübesi ve içinde bulunulan durumdan edindiği izlenime dayanan makul bir sebep gibi tümden sübjektif kıstaslar getirildi. Aynı şekilde durdurma süresi konusunda dakika saat, gün gibi belli bir zaman dilimi getirilmeyerek “durdurma sebebine esas teşkil eden işlemin gerçekleştirilmesi” gibi soyut bir kavram getirildi.
DİHA/ANKARA