Yandaş basın 28 Şubat dönemindeki gazetecilerin yargılanacağını yazıyor. Nasıl yargılanacakları konusunda makaleler bile yazıldı. Bu gazetecilerin o zaman ordu ne diyorsa onu yaptığını söylüyorlar. Kuşkusuz bunlar doğrudur. Ancak bu gazetecilerin yaptığı bir iş de Kürt halkının özgürlük mücadelesi karşısında psikolojik savaş elemanı gibi hareket etmeleriydi. Yandaş basın bu gazetecilerin bu özelliklerini her nedense yazmıyor. Herhalde şimdi kendileri onların yerini aldığı içindir.
28 Şubat’ta gazetecilik değil, ordunun istediği gazetecilik yapılıyordu. Ancak yandaş basının yaptığı gazetecilikle karşılaştırıldığında bugünkü basına da polisçik basın demek gerekir. Hatta boynuz kulağı geçer misali polisçik basın emir eri olmada Mehmetçik basını geçmiştir. Mehmetçik basın psikolojik savaş merkezinin verdiği perspektifle yayın yapardı. Polisçik basının ne yazacağıysa bizzat polis tarafından servis ediliyor. Polis, polisçik basın yorulmasın, zahmete katlanmasın diye yalan ve kara propaganda haberlerini bizzat hazırlayıp gönderiyor.
Polisçik basın psikolojik savaş görevini kendi asli görevi olarak görüyor. Mehmetçik basınınki bir gelenekti. Nerdeyse bütün basın üç aşağı beş yukarı benzer bir yayıncılık yapardı. Devletleri hangi konuda neyi düşünüyorsa onu yazarlardı. Dış politika için de bunu gözetirlerdi. Polisçik basın ise bizzat polislerle birlikte çalışıyor. Mehmetçik basın bu işi biraz örtülü yapardı; polisçik basın bunu açık yapıyor. Yaptıkları yayınların hangi strateji ve taktiğin parçası olduğunu biliyorlar.
Bugün yandaş basın, yani polisçik basın Kürt Özgürlük Hareketi’nin tasfiye edilip Kürtlerin yeniden kültürel soykırım sistemi içine sokulması politikasının psikolojik savaş basını olarak çalışmaktadır.
28 Şubat’ta Mehmetçik basın esas olarak Erbakan hükümetinin düşürülmesi ve siyasal İslamcılar üzerinde bir psikolojik baskı kurma politikasının parçasıydı. Bu süreçte tutuklananlar da çok fazla değildi. Polisçik basın bundan çok öte bir rol oynuyor. Şu anda binlerce Kürt siyasetçisinin tutuklanmasının psikolojik zeminini bu basın hazırlıyor. Avukatların, basıncıların, aydınların, belediye başkanlarının ve il genel meclis üyelerinin tutuklanmasını bu basın meşrulaştırıyor. Hala her gün onlarca insan tutuklanıyorsa bunda en büyük suç ortağı polisçik basındır.
Mehmetçik basın faşist bir ülkedeki basın gibi çalışıyordu. Ancak “beterin beteri varmış”, “gelen gideni aratırmış” deyimlerinde olduğu gibi polisçik basın Mehmetçik basından daha yüzsüz, daha ahlaksız, daha çirkin bir basıncılık yapmaktadır. Belki de hiçbir faşist ülkede böyle bir basıncılık görülmemiştir.
Bırakalım herhangi bir siyasetçiyi, BDP milletvekilleri için nasıl çirkin yayınlar yaptıkları bilinmektedir. Sabahat Tuncel’e yapılanlar hala hafızalardadır. Devlete açık hedef göstermek, daha doğrusu yapılanları meşrulaştırmak için “katil sizlersiniz” manşetleri atılmıştır. BDP hedef olarak gösterilmiştir. 2 Mart 1994 DEP tutuklamaları döneminde bile milletvekilleri bu düzeyde hedef gösterilmemişti.
Kürdistan’da halkın üzerindeki baskıları meşrulaştırmak için öyle yayınlar yapılıyor ki, herhalde Türkiye toplumu, polisler kadınlar ve çocuklara saldırdığında “oh olsun” diyordur. Bu nedenle olmalı ki mitinglerde kadın, çocuk ve gençler öldürüldüğünde haber bile olmuyor. Çünkü onlar kötü insanlardır, kandırılmıştır; bu nedenle her şeyi hak etmişlerdir. En son 15 Şubat protestolarında Ayşe Al ismindeki yaşlı kadın polisin saldırısı sonucu kafasından darbe almış, komaya girmişti. Bu yaşlı kadın öldü. Ama bu kadının ölmesinin bir haber değeri bile yoktur. Ama devletin tüm zulmünü, öldürmelerini ve katliamlarını örtmek için her gün kazayla gerçekleşmiş bir ölümü gündemde tutmayı bir görev olarak biliyorlar.
Bu basının, Kürt Özgürlük Hareketi’ni kötülemek ve devletin saldırılarını meşrulaştırmak için yaptığı yayın kara propaganda açısından tam olarak uluslararası bir tez konusudur. Yandaş basının tutumu iletişim fakültelerinde ders olarak verilse, kara propaganda dünyanın hiçbir yerinde öğrenilmeyecek düzeyde öğretilir.
Bu basının bir görevi de Kürt halkının demokrasi ve özgürlük mücadelesini önlemektir. Bu nedenle işi gücü Kürt Özgürlük Hareketi’ni kötülemek ve yalan haber yapmaktır. Bunun en somut örneği, Newroz yaklaşırken yaptıkları kara propagandadır. Kürt halkının demokrasi ve özgürlük bayramı olan, birliğini ve direniş iradesini ortaya koyan Newroz’u sabote etmek için akıl dışı, ahlaksız yayınlar yapmaktadırlar. PKK Newroz’da bomba patlatacakmış, kitleyi tarayacakmış ve bunu da devletin üzerine atacakmış! İşte en zalim, en düşman kesimlerin bile aklına gelmeyen böyle bir çirkin yayıncılık yapmaktadırlar. Binlerce insanı tutuklayarak engelleyemedikleri halkın direnişini ve demokratik iradesini bu tür haberlerle olumsuz etkilemeye çalışıyorlar. Amaçları, halk Newroz’a fazla katılmasın. Böylece “bakın Newroz’a da az katılım oldu” propagandası yapacaklardır. Daha doğrusu yaptıkları bu yönlü psikolojik savaş değerlendirmelerini doğrulamak ve güçlendirmek için Newroz’da şöyle olacak, böyle olacak propagandası yapıyorlar. Amaç halkı korkutup Newroz’a katılmalarını engellemektir.
Yandaş basın, Mehmetçik basın 28 Şubat’tan dolayı yargılanacak diyor. Polisçik basını Kürt düşmanlığı ve Kürtlerin özgürlük mücadelesini bastırmak için en kirli ve ahlaksız yayıncılık yaptığı için kim yargılayacak? Türk devletinin tüm baskı ve katliamlarının suç ortağı olan bu basını kim yargılayacak? Yoksa bu basın da 15-20 yıl sonra mı yargılanacak? Önemli olan bugün yargılamak ve yüzlerini açığa vurmaktır. Dolayısıyla tüm demokratlar, aydınlar ve demokrasi güçleri bugünden bu basını tecrit ve teşhir ederek Kürt halkına karşı işlenen suçların ortağı olmalarının önüne geçmelidir.
Polisçik basın