Erdoğan’ın basın kalelerinden ve baş danışmanına da yazılar yazdırdığı AKP paklama merkezi ve üssü Star gazetesi Hürriyet’e çattı. Kürtçe’de güzel bir atasözü var. “Diz ji diza dizî, erd û ezman lerizî” diyen… Star’ın Hürriyet eleştirisi de böyle bir şey.
Star’a göre “Sonbahar sıcak geçecek” beklentisi üzerine, Eylül ayı yeterince ısınmayınca Ekim ayı için Hürriyet devreye girdi”… Devamen şöyle diyor “Gülsuyu’yla ilgili özel dosya-haber hazırlayan Hürriyet, bu haberi sürmanşetten “Denize nazır Teksas” başlığıyla verdi. Gülsuyu’ndaki çeteleri motive edici, o bölgedeki bireysel silahlanma iştiyakını da teşvik edici “Denize Nazır Teksas” başlığının altındaki metinler de ayrı birer skandal niteliğinde. Haberin ara başlıklarında; polisin Gülsuyu’ndaki çetelere göz yumduğu, mahallelinin silahlanmayı düşündüğü, semt sakinlerinin orada polis istemediği, semtte polis baskısının artmasından korkulduğu gibi birbiriyle çelişen tezler, akla ziyan toplum mühendisliği teknikleri göze çarpıyor.”
Yiyin birbirinizi dedikten sonra Türkçe atasözleri kitabını açtım. Şansa bak ki açılan ilk sayfada “İt iti ısırmaz” diyor. Bu da böyledir efenim…
**
Daha önce “16 yaşından bu yana PKK’dan tehdit alıyorum” diyerek PKK kurulmadan önce tehdit aldığını öğrendiğimiz AKP Amed Vekili Cuma İçten, yine hatırlamadığınız üzere Erdoğan’a “Özgürlük savaşçısı“ diyerek prezenin dibi olduğunu herkese ispatlamıştı. Hayatı korku romanı olarak devam eden İçten, içimizi yeni bir haber ile ferahlatıyor. Kanalizasyon dersem mazgal kapaklarının alınacağı Akit gazetesine verdiği röportajda “Kürt sorunu bitti. Bölgede en önemli sorun BDP, KCK, PKK sorunudur. Sadece bu sorun vardır” diyor.
Cuma’ya diyecek bir şey yok. Kendisine de üzülmüyor değil insan. Düşünsene daraltılmış “bülge” toplantısına sokuyor seni başbakanın. Ve emir veriyor: “Bunu bunu diyeceksiniz, bunu bunu söyleyeceksiniz. Böyle böyle böyle demeç vereceksiniz.”
Ve sen ultra saçmaladığını bile bile korkudan tüm değerlerine, kişiliğine ihanet ederek komik duruma düşüyorsun. Gerçekten zor iş… Acıklı bir film sahnesi gibi…
**
Tunceli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Durmuş Boztuğ, öğrencilere sert müdahaleye tepki gösteren öğretim üyesine “Sen polisimize karşı bunları nasıl dersin. Madem polisimize karşı bunları söylüyorsun dağa git” dedi…
Buradan bu “değerli” Türk akademi ve siyaseti dünyasına bir çağrıda bulunmak istiyorum!
Manyak mısınız?
Dağ babanızın çiftliği mi arkadaş? 1 gün dağdakilere çağrı yapıp ovada siyaset yapın diyorsunuz, ertesi gün dağa gidin diyorsunuz. İşinize geline dağdan inin, inmediğiniz için mesele çözülmüyor diyorsunuz; işinize gelmeyince dağ yolunu gösteriyorsunuz. Hepiniz şizofrene bağlamış saçma sapan bir kitle değil de nesiniz. Dağ’ı rahat bırakıp saçma sapan bürokrasinize dönseniz nasıl olur? Zaten insanlıktan çıkarılmış bir kiralık kafa-bünyenin sahibisiniz. Bari susun! Belli etmeyin… Az utanın…
Hayır bir diğer saçma durum da şu! Bugün zindanlara tıkılan binlerce insana isnat edilen suçlardan biri de “Dağa gönderme ve yardım yataklık” vs. Ee bizim vali beg, bunu açık açık yapıyor! Dağ yolunu gösterip özendiriyor. Açıkça suç işlemiyor mu? Tutuklasanıza…
“Polis eleştiren dağa gitsin” diyor. Yani eleştirmiyorsanız müthiş karakterli ve insan gibi insan, vatandaşın gözü vicdanı ve de pirisiniz. Cansınız ciğersiniz…
Polisi eleştiren dağa gitsin...
Türk basını da bu aralar bir garip. İyice bölünmüş durumdalar. Hep var olan yarık, artık aleni ve bilene bilene gösteriliyor. Son örneğini ise 6 Ekim Pazar günü Star’da bir haberde gördük.