Geçtiğimiz günlerde Karaman'da Ensar Vakfı ve KAİMDER'in yurtlarında 45 öğrenciye tecavüz edildiği ortaya çıktı. "Ensar Vakfı taraftarları da hemen renk verdi. İktidarın kanatlarının altında olan Vakıf" ile Anadolu İmam Hatip ve İmam Hatip Lisesi Mezunları ve Mensupları Derneği'ne bağlı yurtlarda çocuk cinsel istismarının 3 yıldır sürdüğü de ortaya çıktı. Böyle bir olay karşısında kıyametler koparılması gerekir. Hiçbir toplumun -muhafazakar, modern, geleneksel vb. vicdanına, ahlakına sığmaz bu olay." 

Çünkü çocuklar toplumun en temiz, en masum yüzüdür. Hiçbir toplumsal kesim çocukların maruz kaldığı saldırıları normalleştiremez. Oysa bu çok vahim olay bile sağlıklı bir şekilde ele alınamadı. AKP, 'Çocuklara cinsel istismar araştırılsın' önerisini reddetmekten utanmadı. Demek ki toplumun tepkisinden korkma, çekinme gibi bir durumu yoktu. Muhalefetin dayatması sonucu kararı alınan araştırma komisyonunun ise daha şimdiden önü kapanmış durumda. Çünkü bakanlık düzeyinde Ensar Vakfı sahiplenildi. Bizzat Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu, "Buna bir kere rastlanmış olması, hizmetleriyle ön plana çıkmış bir kurumumuzu karalamak için gerekçe olamaz" diyerek, vakfı savundu.

Toplumsal infiale sebep olması gereken tecavüz olayı kısmi tepkilerle sınırlı kaldı. 

Bir alışma ve kanıksama mı var acaba? Yoksa 'ne yapsak da sonuç almayız' gibi bir çaresizlik mi? Ya da iktidarın koruması altında olan bir kurum olmasından dolayı bir korku mu?

Sebep ne olursa olsun önlemi alınmadıkça daha büyük olaylar yaşanabilir. Nitekim geçmişte çocuk cinsel istismarını Pozantı Cezaevinde görmüştük.

Kürt toplumu bundan kısa süre önce Pozantı Cezaevi’ndeki çocuk cinsel istismarı ile sarsılmış, aileler kapı kapı dolaşmış ve faillerin yargılanmalarını istemişti. Fakat bunlar Kürt çocuklarıydı. Devletin 'görevlilerine' taş atmışlardı. Yani 'terörist'ti. Dolayısıyla da faillerine dönük hiç bir yaptırım uygulanmadı. O dönem faillerin yargılanmaması, cezalandırılmaması ve Türkiye toplumunun gerekli duyarlılığı gösterip tepki vermemesinin bir sonucunu olarak Karaman ortaya çıktı. Tabii biz buz dağının görünen yüzünü konuşuyoruz. Görünmeyen yüzü ise karanlık hala.

Peki tecavüz olayı sadece kişilerle ilintili ya da münferit olaylar olarak ele alınabilinir mi? Tecavüz çokça tanımlandığı gibi sadece bir birey veya bireylerin sapkınlığı mıdır?

Tecavüz; kişinin rızası dışında cinsel ilişki olarak tanımlanmaktadır. Ancak bu tanım olayın vahametini hafifleten bir tanımdır. Münferit bir olay gibi algıya sebebiyet vermesi ve olayın toplumsal yanını gözardı etmesi itibari ile de sorunludur. Tecavüz kesinlikle münferit olarak ele alınamayacak bir konudur.

Tecavüz olayının kökenleri eskidir ve erkek egemen zihniyetin hakimiyetini sağlaması ile ortaya çıkmıştır.

Bu tarih, özne nesne, ezen ezilen, boyun eğen boyun eğdiren ilişkisi başladığı zamana uzanan oldukça eski bir tarihtir. İnsanlığın ilk toplumsal biçimi olan doğal toplum tecavüzü tanımıyordu. Yani tecavüz bir toplumsal kader gibi ezel ebed değildir. Tecavüz egemen erkeğin yaratımıdır. Yani erkeğin veya devletin özne, kadının veya ezilenlerin nesne olması felsefesine dayanır. Erkek-kadın, devlet-toplum, insan-doğa, patron-işçi, ebeveyn-çocuk gibi örnekler çoğaltılabilir. Dolayısıyla siyasal, sosyal, ekonomik gibi yaşamın bir çok alanında karşılaşmak mümkün.

Son tahlilde zihniyet ve sistem sorunudur. İktidarların uyguladığı politikalar bu sorunu daha arttırır veya azaltır. 

Türkiye'de 13 yıllık AKP iktidarı döneminde çocuk ve kadınlara dönük cinsel istismar suçları arttı. Bu tamamen AKP'nin politikaları ile ilgilidir. 

Mesela çocukların cinsel istismarı çerçevesinde açılan dava sayısı 2006 yılında 2 bin 414 iken, 2011 yılında açılan dava sayısı 16 bin 827'ye yükseldi.

Adalet Bakanlığı verilerine göre çocuklara yönelik cinsel istismar davalarında yüzde 697'lik artış yaşandı. Resmi olmayan istatistikler ise Türkiye'de her 3 kız çocuğundan 1'inin ve her 5 erkek çocuğundan 1'inin cinsel istismara maruz kaldığını gösteriyor.

Uluslararası Çocuk Merkezi'nin verilerine göre ise Türkiye'de Ocak 2010 ile Kasım 2013 arasında 377 çocuk cinsel istismara uğradı.

Bu sonuçlar tablonun vahametini göstermesi açısından çarpıcıdır. Köklü çözüm, zihniyet ve sistem değişimiyle mümkündür. Değişim ise ciddi tepkilerle sağlanabilir. Pozantı'ya kıyamet koparılsaydı, Karaman olmazdı. Şimdi de Karaman'a ses vermek lazım ki yeni Pozantı ve Karamanlar olmasın.