Diktatör zat, 7 Haziran seçimlerini kaybedince mızıklanmış, ‘Ben bu oyunu oynamam, ben olmasam Türkiye devleti yok olacak’ demişti. Kazara tekrar attan düşüp ölürse Türkiye yok olacak. Türk ulus devleti, dörtnala ve yuları attan düşen tek adamın elinde 1 Kasım seçimine gitti. Hile, hurda ve zulümle bu seçimi kazandı. Tek başına bencil bir çocuk gibi oynamak istedi oyuncaklarıyla. 1 Kasım seçimini ‘Ben yoksam Türkiye kaos yaşar’ tehditleriyle kazandığını sanmıştı. 1 Kasım’dan sonra diktatörün azgın faşist terörü, Türkiye’yi kaosu da aşan sürdürülemezlikler parametrelerine ulaştırdı. Ekonomik kriz, iktidar hastalığı, dış dünyadan kopuş, ahlaki çöküntü, devlet terörü, özcesi Türkiye’nin tuvale yansıyan resmi ve tehlike çanları çalan birkaç yapısal sorunlarından sadece birkaçıdır.
Yiğidin soğan dahi bulamadığı ülke de diktatör zat yeter ki saraylarda yaşasın! ‘Ey Avrupa, Ey Amerika, Ey İsrail’ demesine bu güçler tarafından izin verilsin. Sahte ‘Ey…’ tehditleriyle ona biat edenler çoğalsın. Çakıldığı tüm yerler de tek suçu dış güçlere yıksın. ABD ile Rusya’nın arasında sıkışıp kalsın. Muaviye ve DAİŞ fetvalarıyla küçük çocuklar evlendirilsin, bir ülke ne idüğü belirsiz Kerimcan Durmaz denen kişinin maskarası olsun. Beş yaşında kız çocuğuna tecavüz edilsin. Kürtler Cizre’de diri diri yakılsın, Roboskî’de parçalansın, beyaz tülbentli yaşlı Anneler maaşlı polislerce yerler de sürüklensin!
Zulmün baki kalmadığı er veya geç yok olacağı herkes tarafından bilinir. Zulmü yapanların isimleri de sadece insanlığın ahlaksızlardan, ahlakı öğrenmesi için anılır. Hitler gibi ahlaksız birinden insanlık ahlakı öğrenmiştir. Diktatör zatın çokça hayalini kurduğu ve dile getirdiği zalim Osmanlı İmparatorluğu, Vahdettin’in damadı Ferit Paşa’nın da içinde olduğu bir süreçte çöktü. Zalim Türk ulus devleti de diktatör zatın damadı şımarık Berat gibilerce çöküşe gidiyor. Herakleitos ‘Aynı nehirde iki defa yıkanmaz’ der. Yunanlı filozofa paralel Albert Einstein’de ‘Delilik aynı şeyi tekrar tekrar yapmak ve farklı sonuçlar beklemektir’ der. Bu aforizmalar ve Hitler faşizminin akıbeti Türk ulus devletinin mevcut durumunu özetlemektedir. Ne oldum delisi tek adam da, aynı nehirde yıkanıyor, Hitler gibi yaptığı aynı şeylerden farklı sonuçlar elde edeceğini sanıyor. Ama sonuçta tekerrür eden gerçek ise tarihin kendisi olacaktır.
Diktatör zat ve şürekası 31 Mart yerel seçimlerine de 1 Kasım seçimin de olduğu gibi yine benzer teraneleri ile, “Cumhur ittifakı Türk ulus devletinin bekasını koruyacaktır. Seçimi kazanamazsak bekamız tehlikededir” diyerek gitti. Cumhur ‘Halk’ demektir. Halkı yığın gören ve sol bir kavram olduğu için Arapların Cumhur kavramına sarılan milliyetçi ve dinci ortaklar seçim süreci boyunca rakipleri Millet ittifakına akıl almaz karalama ve nefret söylemiyle saldırdı. Tüm bu saldırılara rağmen İstanbul’u kaybetti. İstanbullular AKP’nin hırsızlığına, yağmasına, talanına dur dedi. Tıpkı ozanın şarkısında dile getirdiği gibi haramilerin saltanatını yıkmayı başardı. Bu hezimeti hazmedemeyen haramilerin başı, 7 Haziran seçiminde yaptığı gibi, 31 Mart yerel seçiminden hemen sonra da gülünç bir zorbalıkla, “İstanbul Büyükşehir Belediye Seçiminde hile var” argümanına sarıldı ve iptal ettirildi. Bu katıksız bir yalandı. Tüm hilesine ve hurdasına rağmen İstanbul belediyesini kaybetmesi katıksız bir gerçekti. Gerçek acıydı ve kabul etmesi sonu olacaktı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazanan Ekrem İmamoğlu kısa süre zarfında halkın parasını har vurup harman savuran AKP talancılığını ve harami sultasını teşhir etmede gecikmedi. Halkın cebinden çıkan paraların AKP eliyle kirli ve karanlık oluşumlara nasıl akıtıldığını gözler önüne sermekten çekinmedi.
Diktatör zat milliyetçilik afyonuyla sarhoş olmuş ortağının da gazıyla ‘Seçimler tekrarlanmalı’ mızıkçılığına tekrar yattı. Nedense kazandık dediği ve balkonlarda kutladığı onca seçimde hiçbir hile olmamıştı! Çünkü kazanmıştı! Ama tek başına iktidar olamadığı 7 Haziran seçimini hemen 1 Kasım erken seçimine alelacele götürmüştü. Kazanınca her şey zenginliğine akıyordu. Halk ise gün geçtikçe yoksullaşıyordu. Soğan bulamayan yiğit, Türkiye halkları 31 Mart Seçimlerin de diktatör zat ve şürekasının önemli bir zenginlik kaynağını elinden aldı. Harami gözü doymaz bir canavardı. Alın teri dökmeden, bir gün dahi emek vermeden sarayında zevk ve sefa içinde yaşıyordu. Çaldıkları yüzünden yargılanacaktı. Soğan bulamayan yiğitler uyanmış haramiyi sandığa gömmüşlerdi.
Faşizm demokrasinin düşmanıdır. Faşist ittifak odağı bunu gizleme gereği duymadan güya halka dayandırdıkları ‘Cumhur İttifaklarının’ aksine halkın iradesini tehditle ve şantajla alaşağı etti. İstanbul’da haramilerin başının talimatıyla belediye seçimi tekrarlanacak. Bu talimat doğrultusunda 6 Mayıs günü Türkiye devrim önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan’ın darağacına çekilişinin yıl dönümünde, YSK tarafından alınan İstanbul seçiminin tekrarlanma kararı Türkiye’de demokrasinin olmadığının ifşasıdır. Ama pragmatizmi sayesinde saray da soytarılarıyla şatafat içinde yaşayan diktatör zat, soğan bulamayan yiğitlerin, harami saltanatını yıktığına tanık oldu. Ecel terleri döktü. Soğan bulamayan yiğitler pragmatizmi iflasa uğrattı. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, hak adına, halk yoluna gencecik yaşlarında darağaçlarında ipe ser uzattı. Onlar birer birer düştükleri yerler de biner biner yeşerirken, Hitler’in çömezi harami zat Recep Tayyip Erdoğan kendi zorbalığında kuruyacaktır.