HPG'li Kaçmaz, 31 Aralık 2012'de Amed'in Lice ilçesi Şenlik köyü kırsalında gerçekleştirilen imha operasyonunda 9 arkadaşıyla birlikte yaşamını yitirdi. 1972'de Amed'in Sur İlçesi'nin Xançepek Mahallesi'nde doğan Kaçmaz, liseyi bitirdikten sonra üniversite sınavlarına girdiği 1992 yılında PKK'ye katıldı. Kaçmaz, PKK saflarına katılışının üzerinden henüz bir yıl geçmeden, Haftanin bölgesinde bastığı mayın sonucu sağ ayağını dizinden itibaren kaybetti. Buna rağmen çok sevdiği dağlardan uzak kalmadı ve 20 yıl boyunca protez ayağına rağmen özgürlük mücadelesinde yer almaya devam etti.


Liseden sonra katıldı

 Ağabey Nuri Kaçmaz, kardeşinin 80'li yıllarda artan gerilla mücadelesinden etkilendiğini belirterek, "Ben cezaevindeydim, sürekli benim görüşlerime gelip gidiyordu. Okulda başarılı bir kişiydi. Okulun nasıl gittiğini sorduğumda her seferinde 'abi okulu boş ver, okul boştur, okullar düzenin kendisine kadro yaratma mekanizmaları olmuş' diyordu. Xebat arkadaş 'okulda ne bilim ne sanat ne de bağımsız düşünce öğretiliyor. Öğretilen tek şey düzenin kulu kölesi olmak, düzenin kadrosu olmak' diyordu. Xebat bunu daha lise döneminde fark etmişti. Gerillaya katılacağını bana sorduğu sorulardan anlamıştım" dedi.


'Tek ayağıyla savaştı'
Kardeşi dağa gittikten 10 yıl sonra onu görme şansı bulduğunu belirten Kaçmaz, o zaman ayağını kaybettiğini öğrendiklerini kaydederek, şunları aktardı: "Gerillada geçirdiği zamanları anlattı bana. Xebat, 1992 yılında daha gerillada bir yılını doldurmadan Haftanin'de bir eylem sırasında, mayına basması sonucu sağ dizinden 10-15 santim aşağısını komple kaybetmişti. Daha sonra geri cephelerde tedavisi yapılıyor. Tedavisi bittikten sonra mücadeleden hiçbir zaman soğumadı Xebat. Bir ayağı olmamasına rağmen tek bir ayakla düşmana karşı nasıl direnebileceğini de, nasıl ayakta kalabileceğini de çok iyi öğrenmişti. Kardeşim pasifliği, atıl kalmayı asla kabul etmiyordu; ruhuna yedirmiyordu. Bu da bilinçle ilgili bir şey. Mücadelenin ne kadar haklı olduğunu, ne kadar doğru olduğunu bilince çıkarmasından kaynaklı. Kendisi 'bir ayağımın olup olmamasının ne önemi var, eğer haklıysan eğer davan doğruysa; ki doğrudur bu bir vicdan meselesi bir onur meselesidir. Benim yaptığım olağanüstü bir kahramanlık değil, herkesin yapması gereken bir şey, ben de herkesin yapması gereken şeyi yapıyorum' diyordu."

'Haksızlığın karşısında bükülmedi'

Kardeşinin gazi olmasına rağmen gösterdiği büyük azim ve kararlılık karşısında çok etkilendiğini aktaran ağabey Kaçmaz, "Xebat mücadelesini anlatırken çok doğal, sade ve samimiyetle anlatıyordu. Ki onun o iradesi, o inancı karşısında utanmamak, saygıyla başını eğmemek mümkün değil. Xebat gazi olduğundan dolayı ona göre işleri yapmasını isterdim, en azından onu görmeden önce öyle bir düşüncem vardı. Fakat onun o kararlılığı o inancı karşısında Xebat için öyle düşündüm diye kendimden utandım. Çünkü tek ayakla ve asla yılmayan, bükülmeyen, kırılmayan bir iradeyle düşmanın karşısında haksızlılığın zulmün karşısında nasıl durması gerektiğini çok açık bir şekilde düşünsel, teorik ve pratik olarak bize gösterdi" diye konuştu.  

'Ayakta tutan inancıydı'

"Xebat hakikate, halkın özgürlüğüne, Önderliğe bağlı olmanın, buna inanmanın vermiş olduğu inançla beraber bu mücadeleyi yürüttü" diyen Kaçmaz, şöyle devam etti: "Bunun başka bir tarifi yok. Xebat'ı ayakta tutan şey ideolojisine olan inancı, mücadeleye olan inancı, Önderliğine olan inancı olmuştur. Xebat arkadaş azmini buradan aldı."

'Bu yol namus, şeref yoludur'

Anne Zine Kaçmaz ise 10 yılın ardından Maxmur Kampı'nda oğlu ile biraraya geldiğini belirterek, "Oğlumun ayağının öyle olduğunu gördüğümde bir şey demedim. Ama o bana, 'Ne olursa olsun ben bu davadan vazgeçmem. Ayağımın olup olmaması önemli değil' dedi. Bu vatan bizimdir, oğlum onun mücadelesini vermek için gerilla oldu. Bizim topraklarımıza girmişler bizi öldürüp cezaevlerine koyup bize işkence ediyorlar. Ben gidebilseydim gidip mücadele ederdim. Bu yolda gitmeye devam edeceğiz, ölene kadar bu yol bizim yolumuzdur. Bu yol namus, şeref ve onurun yoludur" dedi.

'Devrim için savaşmak istiyorum'

Oğlunun kampta kalmak istemediğini, "Ben dağlarda savaşmak istiyorum devrim yapmak için savaşta olmak istiyorum" dediğini anlatan anne Kaçmaz, oğluyla gurur duyduğunu belirtti: "Benim başım dik, ne ağlarım ne de bir şey derim. Oğlumla gurur duyuyorum. Kötü bir şey yapmamıştır, davamız için savaşıp şehit düşmüştür. Hepimizin başı sağolsun. Oğlum ölmekten hiç korkmuyordu. Verdiği mücadeleyi tamamına erdirmek için her şeyi göze almıştı. Ben oğlumu hep destekledim. Oğlum Amed'i çok seviyordu. Buraya gelmeyi çok istiyordu. Davamız için verdiğimiz bedelden hiç pişman değiliz. Ne bedel vereceksek vermeye hazırız bu mücadele için. Başkan sağolsun."

'Şehit ablası olduğum için övüneceğim'

Abla Nedret Yaşar ise, şunları söyledi: "Kardeşim 'ben gideceğim' dediğinde annem ona, 'sen kuş değilsin ki seni kafese koyayım' dedi. Kardeşim gideli 20 yıl oldu, bu yıllarımız hep acılı ve sıkıntılı geçti. 30 yıldır bu savaş sürüyor. Ben onun gazi olduğunu son 4-5 ay içerisinde duydum. Şimdiye kadar gerilla ablasıyım diye övünüyordum, şimdi şehidin ablası olduğum için övüneceğim. Ben şehitler ölmez diyorum, son bir Kürt kalana kadar baş kaldıracağız ve bu zulmü kabul etmeyeceğiz."

'Asla boyun eğmeyeceğiz'

İki oğlunun HPG saflarında olduğunu belirten Kaçmaz'ın kuzeni Hatice Yaşar ise, "Xebat (emektar), ismini sonuna kadar hak ediyordu. Onunla bir olmuştu. Ne kadar canımız yansa da ne kadar yüreğimiz ağrısa da biz verdiğimiz bedellerden dolayı pişman değiliz. Biz şehitlerimizin yolunda ilerlemeye devam edeceğiz" diyerek şu mesajı verdi: "Xebat, ilk senesinde mayına bastığından beri 20 yıldır tek ayakla mücadele ediyordu. Tek ayakla, tek kolla, tek gözle de olsa yapabileceğimiz ne varsa, son gücümüze kadar onlara boyun eğmeyiz."

AMED/DİHA