• Yazının ortaya çıkış noktası Mezopotamya’daki çivi yazısı ile Mısır’daki hiyerogliflerin yaklaşık 5300 yıl önce birbirinden bağımsız biçimde kullanılması olarak ifade edilegelir. Ancak bu klasik anlatıda uzun süre gözden kaçırılmış büyük bir eksik var. Yazının ortaya çıkış sürecinde yalnızca iki sistem yoktu. Üçüncü bir yazı da vardı: proto-Elamca.

 

Günümüzde İran platosunda ortaya çıkan bu gizemli yazı sistemi, Mezopotamya’daki proto-çivi yazısı ve Mısır hiyeroglifleri henüz çocukluk çağındayken kullanılıyordu. Üstelik bazı araştırmacılara göre proto-Elamca, yaklaşık 5000 yıl önce dönemin en ileri yazı sistemi haline gelmiş olabilir. Eğer bu doğruysa, yazının ilk evresine dair bildiğimiz hikayeyi yeniden düşünmek gerekecek.

Susa’dan çıkan unutulmuş tabletler

Proto-Elamca tabletler, 1899’dan bu yana İran platosundaki çeşitli arkeolojik alanlarda bulundu. En önemli buluntu merkezi, bugünkü İran’ın güneybatısındaki antik Susa kenti. Susa, daha sonra Elam kültürüyle ilişkilendirilecek bir merkezdi; ancak proto-Elamca tabletler, Elam’ın klasik yükselişinden daha eskiye tarihleniyor. Bu nedenle yazıya “proto-Elamca”, yani Elam öncesi ya da erken Elam bağlantılı yazı adı verildi.

Bilinen proto-Elamca metinlerin büyük bölümü Susa’dan geliyor. Bunun yanı sıra Anshan/Tall-i Malyan, Tepe Yahya, Tepe Sialk, Tepe Sofalin gibi İran platosunun farklı noktalarında da örnekler bulundu. Araştırmalarda küçük farklar olsa da bugün genel olarak yaklaşık 1600–1700 proto-Elamca tablet ve tablet parçasından söz ediliyor. Bu metinlerin önemli bir kısmı dijital ortama aktarıldı ve araştırmacıların erişimine açıldı.

Tabletlerin çoğu yaklaşık MÖ 3200–2900 aralığına, yani günümüzden yaklaşık 5200–4900 yıl öncesine tarihleniyor. Bu dönem, Mezopotamya’daki proto-çivi yazısının ve Mısır’daki erken hiyeroglif kullanımının ortaya çıktığı çağla neredeyse aynı zaman dilimine denk düşüyor. Bu nedenle proto-Elamca, yazı tarihinin kıyısında duran küçük bir ayrıntı değil; doğrudan başlangıç sahnesinde yer alan üçüncü büyük aktör.

Mezopotamya’dan mı ilham aldı, bağımsız mı doğdu?

Proto-Elamca’nın kökeni hala tartışmalı. Oxford Üniversitesi’nden Jacob Dahl gibi araştırmacılara göre proto-Elamca muhtemelen Mezopotamya’daki proto-çivi yazısından esinlendi. Bu görüş ilk bakışta mantıklı görünüyor: Susa, proto-çivi yazısının önemli merkezlerinden Uruk’a yalnızca birkaç yüz kilometre uzaklıktaydı. İki bölge arasında ticaret, idari pratikler ve sembolik sistemler üzerinden temas olması şaşırtıcı değil.

İki yazı türü arasında benzerlikler de dikkat çekicidir. Her iki sistemde de yazı, yaş kil tabletler üzerine bir çivi ya da stylus yardımıyla işleniyordu. Bazı işaretler neredeyse aynı görünüme sahipti. Örneğin “koyun” anlamıyla ilişkilendirilen, daire içinde haç benzeri işaret iki gelenekte de karşımıza çıkıyor. Ayrıca iki sistemin de ilk kullanım alanı büyük ölçüde ekonomik kayıtlardı: ürün, hayvan, işgücü, teslimat ve sayım.

Ancak bu açıklama herkes için yeterli değil. Reading Üniversitesi’nden Amy Richardson gibi bazı araştırmacılar, proto-Elamca’nın proto-çivi yazısından “sonra gelen” bir sistem olduğunu söylemenin fazla kesin olabileceğini savunuyor. Çünkü erken dönem tabletlerin tarihlenmesi her zaman kolay değil. Birçok tablet, 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başındaki kazılarda, günümüz standartlarına göre yeterince ayrıntılı arkeolojik kayıt tutulmadan çıkarılmıştı. Bu da stratigrafi ve kesin bağlam konusunda belirsizlik yaratıyor.

Bu nedenle başka bir olasılık daha var: Mısır hiyeroglifleri, Mezopotamya proto-çivi yazısı ve İran proto-Elamcası birbirine yakın tarihlerde, kısmen bağımsız biçimde ortaya çıkmış olabilir. Aralarındaki benzerlikler, doğrudan bir yazının diğerinden kopyalanmasıyla değil, daha eski ve daha yaygın ön-yazı/kayıt sistemlerinden kaynaklanmış olabilir. Güneybatı Asya’da kil jetonlar, mühürler, sayım işaretleri ve idari semboller yazıdan önce de kullanılıyordu. Bu ortak görsel ve idari miras, farklı bölgelerde benzer yazı denemelerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlamış olabilir.

Neden hala çözülemedi?

Proto-Elamca’nın en büyük gizemi, hala büyük ölçüde çözülememiş olması. Sayı sistemleri konusunda epey yol alınmış olsa da sayısal olmayan işaretlerin çoğunun ne anlama geldiği kesin olarak bilinmiyor. Bunun başlıca nedeni, proto-Elamca işaretlerin beklenenden çok daha soyut olması.

Mezopotamya proto-çivi yazısında birçok işaret resimsel kökenini açıkça belli eder. El, başak, hayvan, kap ya da beden parçası gibi formlar, işaretin anlamı hakkında ipucu verebilir. Örneğin bir el işareti “vermek” ya da “teslim etmek” gibi bir fiille ilişkilendirilebilir; dikenli sapı andıran bir işaret “arpa”yı çağrıştırabilir.

Proto-Elamca ise daha kapalıdır. İşaretlerin büyük bölümü soyutlaşmıştır. Bu da yazıya ilginç biçimde modern bir görünüm verir. Çünkü günümüz alfabelerindeki harfler de çoğunlukla artık resimsel kökenlerini taşımaz. “A”, “B” ya da “M” harfleri tek başına baktığımızda temsil ettikleri seslerle doğal bir görsel bağ kurmaz. Proto-Elamca da bu yönüyle, binlerce yıl öncesine ait olmasına rağmen şaşırtıcı derecede “çağdaş” bir izlenim bırakıyor.

Bir başka modernlik hissi de yazım düzeninden geliyor. Proto-Elamca metinler çizgisel satırlar halinde yazılmıştır ve sağdan sola okunur. Buna karşılık Mezopotamya proto-çivi yazısı, bilgiyi çoğu zaman kutucuklar ve bölmeler içinde düzenler. Bu yüzden proto-çivi tabletleri bazen bir kelime işlem belgesinden çok, eski çağlardan kalma bir hesap tablosunu andırıyor.

İşaretin içine işaret: Proto-Elamca’nın gizli grameri

Bilgisayar destekli çalışmaların ortaya koyduğu bir başka çarpıcı özellik, proto-Elamca yazıcılarının bazen bir işareti başka bir işaretin içine yerleştirmesi. Bunu kabaca, Latin alfabesindeki “A” harfini “O” harfinin içine koymaya benzetebiliriz. Bu tür birleşik işaretlerin tam olarak ne anlama geldiği bilinmiyor; fakat rastlantısal olmadıkları düşünülüyor.

Daha da önemlisi, bu birleşik işaretlerin İran platosundaki farklı merkezlerde görülmesi, proto-Elamca yazıcıları arasında belli bir standartlaşma olduğunu düşündürüyor. Yani bu yazı sistemi yalnızca birkaç kişinin kişisel not alma yöntemi değildi. Kuralları, gelenekleri ve belki de yazıcılar arasında paylaşılan bir eğitimi vardı.

Ancak bu eğitim Mezopotamya’daki kadar görünür değil. Mezopotamya’da proto-çivi yazısının ilk dönemlerinden itibaren yazıcı yetiştirmeye yönelik alıştırma tabletleri bulunmuştur. Proto-Elamca’da ise benzer öğretim tabletleri bilinmiyor. Bu durum, İran platosundaki yazı geleneğinin daha sınırlı, daha kırılgan ya da daha az kurumsallaşmış olabileceğini düşündürüyor.

Yazı mı, kayıt sistemi mi?

Yazının ne zaman başladığı sorusu, sanıldığından daha felsefi. Bir tablete 50 keçi, bir adam ve bir teslimat işareti kazımak yazı mıdır? Yoksa bu yalnızca gelişmiş bir muhasebe işaret sistemi midir?

Bazı araştırmacılar için “gerçek yazı”, konuşulan dili temsil etmeye başladığında ortaya çıkar. Çünkü konuşma, yalnızca nesneleri adlandırmaz; kişi adlarını, fiilleri, soyut fikirleri, duyguları, emirleri ve anlatıları da taşır. Yazı konuşmayı kodlamaya başladığında, insan dilinin bütün karmaşıklığını kendi üzerine alır.

Bu görüşe göre, yalnızca nesneleri ve sayıları kaydeden erken sistemler tam anlamıyla yazı değildir; daha çok idari kayıt sistemleridir. Eğer proto-Elamca gerçekten konuşulan dili, özellikle de heceleri kodlamaya başladıysa, insanlık tarihindeki ilk “gerçek yazı” örneklerinden biri olabilir.

Bu iddianın temel dayanağı, bazı proto-Elamca tabletlerde görülen tuhaf işaret dizileridir. Sayısal olmayan işaretler bazen dört ila on iki işaretlik diziler halinde sıralanır. Eğer her işaret bir nesneyi temsil ediyorsa, bu dizileri açıklamak zordur. Ancak işaretler heceleri temsil ediyorsa, bu diziler uzun çok heceli sözcükler, büyük olasılıkla da önemli kişilerin adları olabilir.

Dahl’ın işaret listeleri de bu ihtimali destekleyen bir başka ipucu sunuyor. Bu özel dizilerde kullanılan işaretler, tüm proto-Elamca işaret havuzunun tamamından değil, yaklaşık 100 işaretlik daha sınırlı bir alt kümeden geliyor gibi görünür. Bu sayı önemlidir; çünkü birçok hece yazısında, konuşma dilindeki temel heceleri temsil etmek için yaklaşık 40 ila 100 arasında işaret yeterli olabilir.

Bu noktada dikkatli olmak gerekiyor. Bu henüz kesinleşmiş bir çözümleme değil. Proto-Elamca büyük ölçüde okunamıyor; hangi dili temsil ettiği bile kesin olarak bilinmiyor. Yine de eğer bu yaklaşık 100 işaretlik alt küme gerçekten heceleri temsil ediyorsa, antik İranlı yazıcılar, Mısır ve Mezopotamya’daki çağdaşlarından yüzyıllar önce konuşmanın ses yapısını sistematik biçimde yazıya geçirmiş olabilir.