Bir genç kızın ölümüyle sonuçlanan belediye otobüsünü bir MİT elemanı yakmış. Bu genç kızın ölümünden sonra Tayyip Erdoğan bunu bir propaganda malzemesi haline getirdiğine göre AKP Hükümeti bu tür psikolojik savaş yöntemlerini sık sık kullanmaktadır. Sadece AKP Hükümeti değil, tüm TC hükümetleri Kürtlere karşı böyle bir kirli savaş yürütmüşlerdir. 

AKP Hükümeti Kürtlere karşı en kapsamlı psikolojik savaş hükümetidir. Çünkü şiddetle bastırma yöntemleri sonuç almamıştır. En son Zap operasyonu da 2008 yılında yenilgiyle sonuçlanınca psikolojik savaşa daha fazla ağırlık verilmiştir. Kürtler artık bilinçlenmiştir; özgür ve demokratik yaşamda ısrarlıdır. Açıktan Kürt yok denemiyor. Kürt vatandaşlardan söz ediyor, ancak sıra haklarına geldiğinde Kürtlerin toplumsal hakları kabul edilmiyor. Bu kabul edilmeme de psikolojik savaşla örtülmek isteniyor. TRT 6 ve dil kursları Kürt sorununu çözmek için değil, çözümsüzlüğü bu tür örtülerle örtmek için gündeme getiriyor. Bu gerçeklik görülmeden AKP'ye karşı ciddi bir mücadele yürütülemez. 

Şu anda en temel sorunlardan biri AKP gerçeğinin doğru anlaşılması sorunudur. Yoksa AKP'nin psikolojik savaşı tehlikeli sonuçlar doğurur. Çünkü sorunu çözmeyi değil, tasfiyeyi hedefliyor. IŞİD’i açıktan desteklemesi, Kobanê politikası bunu açıkça ortaya koyuyor. Türkiye'nin Suriye politikası da, Irak politikası da Güney Kürdistan politikası da esas olarak Kürt Özgürlük Hareketi'ni tasfiye etmeye endekslidir. Türk devleti şiddetle bastıramadığı Özgürlük Hareketi'ni şimdi bu politikalarla tasfiye etmeyi önüne koymuştur. Psikolojik savaşın bir boyutu da silahlı koruculuk yanında siyasi koruculuklar yaratmayı önüne hedef koymasıdır. Özellikle de ekonomik imkanları kullanarak ve dini istismar ederek bunu yapmayı önüne koymuş durumdadır. Aslında Kürtlere karşı en tehlikeli savaş şimdi yürütülmektedir. Artık sadece asker ve polis zoruyla Kürtlerin özgürlük iradesini kırmak mümkün değildir. Bu nedenle otobüs yakıp bir genç kızın ölümü üzerinden propaganda yapmaktan din maskeli özel savaş araçlarını kullanmaya kadar birçok yöntem zenginliğini kullanan bir savaş biçimidir. 


Psikolojik savaş boşa çıkarılmadan Kürt sorunu çözülemez

Kürt Halk Önderi ve Kürt Özgürlük Hareketi de bu tehlikeli savaş biçimine karşı mücadele ediyor; AKP'nin maskesini düşürmek için büyük bir mücadele yürütüyor. AKP iktidarı dönemindeki sıcak savaş dışında yürütülen mücadele bir yönüyle de psikolojik savaşı boşa çıkarma mücadelesidir. Çünkü Kürt sorununun çözümü bu psikolojik savaşı boşa çıkarmadan gerçekleşemez. Nasıl ki savaşla Kürtlerin bastırılamayacağı gösterilmişse psikolojik savaşla da Kürtlerin tasfiye edilemeyeceğinin gösterilmesi gerekir. AKP'nin tutumundan anlaşılmaktadır ki, bu psikolojik savaş boşa çıkarılmadan Kürt sorununu çözmek mümkün değildir. Türk devletinin elinde kalan son silah budur. Gelinen aşamada bu savaş biçimi olmadan zorla, şiddetle Kürtlere karşı mücadele yürütmek mümkün değildir. Bu mücadele biçimi etkisiz kaldığında silahlı gücün de fiziki soykırım yapma dışında bir gücü kalmayacaktır. Bunu yapmak da kolay olmayacağından, Türkiye'nin demokratikleşmesinin ve Kürt sorununun çözümünün önü sonuna kadar açılmış olacaktır.

Şunu vurgulamak gerekir; AKP'nin söylediği her söze ve attığını söylediği her adıma acaba hangi psikolojik savaş hedefini gözetiyor diye düşünerek yaklaşmak gerekir. Kürtlerin, Kürt demokratik hareketinin, Özgürlük Hareketi'nin bunu dikkate alması şarttır. Bunu dikkate almamak kesinlikle bir gafleti içerir. 

Türk devletinin 1984 yılından bu yana hangi psikolojik savaş yöntemleri uyguladığı göz önüne getirilirse psikolojik savaş Hükümeti olan AKP'nin neler neler yapacağı daha iyi anlaşılır. Bu açıdan Serap Eser cinayeti bu psikolojik savaşın en bilinen ve en kaba yöntemidir. AKP'nin çelik çekirdeği şimdi sabah akşam hangi psikolojik savaş argümanlarıyla Kürt Özgürlük Hareketi'ni gerileteceği üzerinde yoğunlaşmaktadır. AKP Hükümetinin çelik çekirdeği aslında psikolojik savaş kurumudur. Bu yetenekleri olanlar bakan ya da psikolojik savaştan sorumlu görevliler olmaktadırlar. 


Müzakere taslağı gündemden düşürülmek isteniyor 

Şu anda psikolojik savaşın hedefi Kürt Halk Önderinin müzakere taslağını boşa çıkarmaya yöneliktir. AKP'nin bir çözüm politikası olmadığı için Kürt Halk Önderinin müzakere taslağı ve çabaları boşa çıkarılmaya çalışılıyor. Bu müzakere taslağının toplum ve siyaset tarafından anlaşılmasının önüne geçmek; kendi çözümsüz politikalarının görülmesini engellemek istemektedirler.  Bu nedenle her gün bir gündem ortaya atıyorlar, müzakere taslağını gündemden düşürmeyi hedefliyorlar. 

Bu açıdan Kürt basınının ve Kürt siyasetçilerinin görevi, AKP'nin bu müzakere taslağını boşa çıkarma; bu taslağın bir çözüm projesi olmadığını gösterme ve seçime bu taslağı gündemden düşürerek girme hedefinin olduğunu herkese göstermek olmalıdır. Şu anda AKP'nin amacı budur. Bu görülmeden AKP'nin şu anki oyalama politikaları anlaşılamaz.AKP'nin bu politikalarını boşa çıkarmak için müzakere taslağı çerçevesinde AKP'ye "Kürt sorununu çöz” baskısı yapılmalıdır. AKP'nin millet muhatap, asayiş sorunu var demagojisinin, amacının müzakereden kaçmak olduğu gösterilmelidir.