2 yıl aradan sonra ‘Cenevre Barış Görüşmeleri’nin üçüncüsünün bugün başlaması bekleniyordu ancak dün ertelendiği açıklandı. 26 Ocak’ta başlayacağı belirtilen ve iki kez ertelenen görüşmelerle ilgili kriz çözülmüş değil. Krizin öncelikli faktörü Kürt katılımı iken, diğeri Suudi merkezli “Yüksek Müzakere Heyeti”.
Hatırlanırsa “Yüksek Müzakere Heyeti” Aralık ayında Suudi başkenti Riyad’da yapılan “Suriye Muhalefeti” toplantısında kuruldu. IŞİD ve El Nusra hariç Suriye’deki bütün cihatçı grupların davet edildiği toplantının esas amacı, ilerde Suriye rejimi ile yapılacak müzakerelere katılacak “resmi” heyetin oluşturulması idi. Zira 30 Ekim ve 14 Kasım’da Avusturya’nın başkentinde yapılan ve 17 devlet temsilcisinin katıldığı “Viyana Toplantı”larında “Suriye muhalefeti” ile Esad rejimi arasında görüşmelerin başlatılacağı kararlaştırıldı. Ayrıca yakında 3. Cenevre Barış Görüşmeleri’nin başlatılacağının sinyali verildi.
Suriye’deki siyasi süreç böylece hız kazanırken, Suudiler hemencecik etkisinin altındaki “muhalifleri” – daha sonra geri çekilen Ahrar’uş Şam da dahil - Riyad’a çağırıp kendince müzakerelerde muhatap olacak bir delegasyon oluşturdu. Hesaplara göre söz konusu “Yüksek Müzakere Heyeti” hem Cenevre görüşmelerinde yer alacak hem de Esad rejimiyle yapılacak müzakerelerde Suriye muhalefetini temsil edecek.
Riyad toplantısıyla eş zamanlı Rojava’nın Derik kenti önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptı. 8-9 Aralık 2015’te yapılan ve Rojava’daki bütün etnik ve inançsal kimliklerin temsil düzeyinde katıldığı Demokratik ve Özgür Suriye’nin İnşası kongresi sonucu Demokratik Suriye Meclisi (MSD) kuruldu. Kongrenin sonuç bildirgesinde MSD ile demokratik Suriye güçlerinin siyasi alanda temsil edileceği vurgulandı.
MSD’nin iki eşbaşkanı da, Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) Yürütme Konseyi Üyesi İlham Ehmed ile Kahire Konferansı Koalisyonu’nun kurucusu Heysem Menna şu anda Cenevre’de. PYD’nin en büyük bileşeni olduğu MSD’den Heysem Menna’ya Cenevre Görüşmeleri’ne katılması için davetiye ulaşırken, İlham Ehmed ve PYD yetkilileri davet edilmedi. Ki davetiyeler resmi olarak şahıslara, fiilen ise oluşum temsilcilerine gönderiliyor.
Yüksek Müzakere Heyeti (YMH) ise Cenevre davetiyesi konusunu istişare etmek için Salı gününden beri Riyad’da toplantı halinde. Resmi gerekçeye göre YMH’nin itirazı görüşmelerin gerçekleştiği koşullara ilişkin. YMH bu nedenle BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’a açık mektup yazıp, ihtiyaç bulunan bölgelere insani yardım ulaştırılması, yerleşim yerlerindeki kuşatma ve ambargoların kaldırılması, sivil yerleşimlere hava saldırılarının durdurulması şartlarını öne sürdü. Resmiyette durum bu ancak Riyad merkezli “Suriye muhalefetinin” esas sorunu istediği kişilerin Cenevre’ye çağrılmamasıyla ilgili. Öyle ki listesindeki bazı isimler davet edilmezken, onun heyetinde yer almayan isimler çağrıldı. Masadaki tek muhalefet temsilcisi olmayı dayatan YMH’nin günlerce Cenevre’ye katılıp katılmamayı tartışmasının esas sebebi budur.
Cenevre 3’ün başlamadan bu kadar gündemleşip tartışmalara sebep olması, elbette ki Rusya’nın Suriye’de etkinlik sahasını büyütmesinden ayrı ele alınamaz. Tartışmanın içerikten ziyade tamamen katılımcılara odaklanmış olması Suriye’nin demokratik geleceğinde payı olmayacak kimi güçlerin kendilerince şantajcı politikalara başvurmasının bir sonucudur. Burada yanlış olan, ABD ve BM’nin buna fırsat tanımasıdır. Ancak söz konusu Batılı güçlerin Suriye’de siyasi ve demokratik bir çözümü isteyip istemediği konusu da gözardı edilmemeli. Zira ABD içinde müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanması durumunda askeri çözüm seçeneğinin öne geçeceğini dile getirenlerin sayısı giderek artmaktadır.
Cenevre 1 ve 2’den dışlanan Rojava’daki demokratik Kürt güçlerinin bu kez katılım sağlayıp sağlamayacağı henüz kesinleşmiş değil. Rojava delegasyonundan bir tek MSD Eşbaşkanı Heysem Menna’ya davetiye ulaştı, ancak Menna PYD’nin davet edilmemesi durumunda kendisinin görüşmeleri boykot edeceğini ifade etti. Rojava heyeti mevcut durumda Cenevre’de, BM tarafından tutulan otelde. Ayrı odalarda BM arabuluculuğunda yapılacak Cenevre Görüşmeleri’nde Kürtlerin katılımı için farklı bir formül üzerinde duruluyor. Rus Dış İşleri Bakan Yardımcısı Gatilov, Kürtlerin daha sonra görüşmelere katılabileceğini, BM Suriye Özel Temsilcisi Mistura’nın Kürtler için müzakere masasında bir yer ayırdığını ve onları daha sonra dahil etmeyi planladığını açıkladı. ABD Beyaz Saray Sözcüsü de Mark Toner de soru üzerine PYD’nin “bu haftaki görüşmelere” katılacağını sanmadıklarını belirtti.
Rojava’nın içinde yer almadığı bir projenin Suriye’de ne çözüm ne de siyasi bir ilerlemeyi getirmeyeceği açıktır. Uluslararası basının Kürtlerin Cenevre’ye katılımını yoğun bir şekilde işlemesinin sebebi, bu gerçeği görmesidir. Fakat Kürtler hem Rojava hem de Suriye düzeyinde demokratik değişimin öncü aktörleri olduklarını zaten ortaya koydu. Bu gerçek Cenevre’de tasdik edilmezse de değişmeyecektir. Elbette ki Rojava Demokratik Kantonlar Yönetimi’nin uluslararası düzeyde, diplomatik zeminlerde resmi olarak tanınması Kürtler ve Rojava’da yaşayan diğer halklar için önemli bir kazanım olur. Ancak bu da bir mücadeledir. Ve bugün eğer Cenevre’nin başarısı veya başarısızlığı Kürtlerin katılımı üzerinden ele alınıyorsa, bu da söz konusu mücadelenin ilerlediğinin göstergesidir.