Quantum ve evrenin toplumsal yaşama açılan kapısı

Forum Haberleri —

17 Ağustos 2022 Çarşamba - 09:30

.

.

  • Evrenin o büyülü çeşitliliğinin toplumsal yaşamda hayat bulduğu mekan ise Rojava oldu. Bugün Rojava çölün gri tonuna büründürülmüş bir coğrafyada, bir bahar bahçesi gibi insanlık evreninin tüm çeşitliliğiyle hayat bulduğu bir özgürlük vahası olma yolunda ilerliyor.
  • Elbette tüm bunlar, umudun ilk kıvılcımı olan 15 Ağustos’un yarattığı gelişmelerle mümkün oldu. Bu sınır tanımaz devindirici özgürlük ruhuna ve insanlığın cennet düşünün gerçeğe dönüşme imkanının yakaladığı Rojava’ya sahip çıkmak, hiç olmadığı kadar yaşamsal önem kazanmıştır. 

 

ELİF AKGÜL ATEŞ
 
Makro ve mikro dünyanın işleyişi, insan mantığının sınırlarını zorluyor. Albert Einstein bu büyülü işleyişi, "Evren, bir bütündür, tektir. Belki bu yüzden evrende birbiriyle tamamen ilişkisiz iki şey yoktur. İlişkileri görebildiğinizde, evren kalbini açar size. Geçmiş, şimdi ve gelecek arasındaki ayrım sadece bir yanılsamadan ibarettir, ne kadar kalıcı olsa da," diye açıklıyordu.  
 
Evrende tüm varlıklar aynı temel yapı taşlarından oluşmaktadır. Yani canlıların doğası, evrenin karmaşık döngüsünün bir parçasıdır. Buna göre toplumsal yapıyı oluşturan sistemlerin de, bu döngünün bir yansıması olarak birbirinden bağımsız ele alınamayacağı bir gerçekliktir. Toplumsal yapılanma, örgütlenme ve işleyiş evrenin temel hareket ve işleyiş yasalarıyla bütünlük içindedir.   
 
Evrenin temel varlığını süreklileştiren o olağanüstü bütünsellik ve denge içindeki devinimi, insanların yaşam örgütlülüğünde de yansıma buluyor. Madde doğasında var olan küçük sistemlerin bir araya gelerek, büyük sistemleri oluşturması gibi, toplumun temel yapı taşlarını oluşturan küçük sistemler de büyük sistemleri oluştururlar. 

İnsan sonsuz olasılık denkleminin parçasıdır 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, “Evrenin işleyişine ilişkin bilim dünyasının kat ettiği olağanüstü keşiflerin, insan yaşamına yön verişini anlamadan, insan doğasını çözümlemek mümkün değil. Evren bir sistemler bütünü olduğuna göre, evrenin bir parçası olan toplumlarda bu sistem bütünlüğü içinde canlı organizmalar olarak farklı boyutta varlık gösterir” diye açıklıyor, bu bütünsel devinimi. 
 
Öcalan'a göre, hiç bir şey salt tek başına evrenin merkezi olamaz. Quantum fiziği ile insan sınırsız ve her türlü olasılığın mümkün olduğu bir evrenin parçasıdır. Bu baş döndürücü çeşitlilik içinde toplumsal olgu, doğayı, daha da önemlisi kendi toplumsal doğasını bütün yönleriyle düşünebilme fırsatını yakalamıştır.    
 
Öcalan bu tespitler ışığında, toplumsal sorunların çözümünde Quantum Felsefesi’nin toplumsal alanın özüne uygun biçimde kavranması ve uyarlanması durumunda, yeni bir paradigmanın mümkün olabileceğini öngörmektedir. 
Böylece doğaya ve topluma, yeniden devrimci radikal bir yorumlayış getirmektedir. Bu eksende şekillendirdiği yeni özgürlükçü toplum ve doğa paradigmasını bilimsel bir temele oturtmaktadır. Bu bağlamda geliştirdiği toplumsal sistem pratik uygulaması, çağın rönesansı olarak kabul görmektedir.  

Halkın devlet olmayan demokratik sistemi 
Mikro sistemlerin, makro sistemlerin bütünleyici bileşeni olduğu, sonuçta her ikisinde de ortak doğa yasalarının işlediği yasalarından hareketle, Demokratik Ekolojik ve Cinsiyet Özgürlükçü Toplum Paradigması’nı kavramsallaştırdı.   
Bu paradigma ışığında toplumsal sistemlerin işleyişine yeni bir yorum getirdi. O’na göre doğada yaşanan çelişki ve çatışmaların yarattığı savaşım, insanların maddi ve manevi varlıklarını sürdürebilmenin de temelini oluşturur. Karşıtlık ve zıtlıklar birey ve dolayısıyla toplumsal yapılanmaların temel yapısını oluşturmaktadır. 
 
Toplum-doğa, toplum-birey, kadın-erkek ve bilim-iktidar ilişkisi temelinde geliştirmiş olduğu yeni görüşler, geleneksel hiyerarşik ve iktidarcı modellerden çok temelden kopuşu getirdi. Demokratik Konfederalizm kavramsallaştırması, yaşanan kopuşun en somut halidir. Komünalizm ve Konfederalizm kavramsallaştırması ve ideolojik formülasyonu Murray Bookchin tarafından geliştirmiş olsa da, Öcalan bu görüşleri yeniden ele almış ve çağın gerçeklerine uygun bir teorik çerçeveye kavuşturmuştur. Demokrati Konfederalizm gibi Demokratik Ulus Modeli önermesi de, binlerce yıllık iktidar eksenli paradigmadan çıkıştır. Böylece sosyalist hareketlerin de önceliği olan devlet ve iktidar, temel hedef olmaktan çıkarılmıştır. 
"Demokratik konfederalizm bir devlet sistemi değil, halkın devlet olmayan demokratik sistemidir. Başta kadınlar ve gençler olmak üzere halkın tüm kesimlerinin kendi demokratik örgütlenmesini yarattığı, politikayı doğrudan ve özgür-eşit konfederasyon yurttaşlığı temelinde, yerelde kendi özgür yurttaşlık meclislerinde yaptığı bir sistemdir. Dolayısıyla öz güç ve öz yeterlilik ilkesine dayanır. Gücünü halktan alır ve ekonomi de dahil her alanda öz yeterliliğe ulaşmayı benimser. 
Demokratik Konfederalizm, evrenin tüm renklerinin bütünsellik içinde ahenkle devinişinin ifadesidir. Farklı halkların, renklerin, toplulukların kendi özünü koruyarak bir aradalığını bir sisteme dönüştürmelerini öngörür. Çok kültürlü toplum dil, din, etnik köken açısından birbirinden farklı toplulukların bir arada yaşadıkları toplumdur. Toplumu oluşturan her tür farklılığın, kimliğin, kültürün kendi öz örgütlenmesi ile siyasal alanda temsil edilmesini öngörür.

Toplumsal evrenin özgür devinimi 
Tıpkı güneş sistemindeki gezegenlerin, galaksilerin evrende bütünsellik içinde kendilerine özgü özellikleriyle kendi rotalarında özgürce devinmesi gibi, toplumsal evreni oluşturan öğelerde, kendi rotalarında özgürce devinimleri, doğa yasaları ekseninde gerçekleşmekte ve evrenin temel bütünsel işleyiş yasalarına dayanmaktadır. Bugün Rojava’da hayata geçirilen budur. Bu modelin tüm iktidarcı güçleri karşısına almasının nedeni de budur. 
 
Kürt Halk Önderi Öcalan yeni özgürlük felsefesi ışığında insanlığın tarihini de yeniden çözümledi. Böylece yeni bir paradigmayla Evrenini kalbini açtı insanlığa. Evrenin o büyülü çeşitliliğinin toplumsal yaşamda hayat bulduğu mekan ise Rojava oldu. Bugün Rojava çölün gri tonuna büründürülmüş bir coğrafyada, bir bahar bahçesi gibi insanlık evreninin tüm çeşitliliğiyle hayat bulduğu bir özgürlük vahası olma yolunda ilerliyor. 
 
Elbette tüm bunlar, umudun ilk kıvılcımı olan 15 Ağustos’un yarattığı gelişmelerle mümkün oldu. Bu sınır tanımaz devindirici özgürlük ruhuna ve insanlığın cennet düşünün gerçeğe dönüşme imkanının yakaladığı Rojava’ya sahip çıkmak, hiç olmadığı kadar yaşamsal önem kazanmıştır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.