Soru-cevap şeklinde süren panelde Koutsimpiri, Yunanistan’da ekonomik krizin bütün yükünün Yunan yoksullarına, basın emekçilerine ve diğer çalışanların sırtına yüklendiğini belirterek, basın emekçilerinin mücadele ve direnişlerinden örnekler verdi.
Kendisi de basın emekçilerinin mücadelesi içinde yer alan Yunan gazeteci, binlerce basın emekçisinin resmi olmayan yollardan işten atıldığını ve ülkede işssizlik sigortası gibi bir olgunun olmadığına dikkat çekti. Koutsimpiri devamla şunları söyledi. “Yaklaşık 17 tv ve radio işgal edilmiş durumda. Binlerce insan bu işgallere destek veriyor, etkinliklere katılıyor. 1967-74 yılları arasında ülkeyi yöneten cuntacıları 17 Kasım’da eylemleriyle alaşağı eden öğrenci hareketlerinin yıldönümü kutlamaları şimdiden başladı ve bu yıl daha görkemli geçecektir. Ekonomik krize karşı alınan kemer sıkma önlemlerine tepkili çok sayıda kişi de gösterilere daha fazla ilgi gösteriyor. Bu yılki eylemler diğerlerinden çok farklı. Biz buradan Avrupa Birliği’ne, IMF’ye ve hükümete sesleniyoruz. Daha iyi eğitim, daha iyi çalışma şartları ve yaşam koşulları, bunlar bizim haklarımızdır” dedi.
Amed: Toplumların özgürlük ölçüsü kadınlardır
Panelin diğer konuşmacısı Zelal Amed, konuşmasına Kürdistan tarihinden kısa bir özet yaparak ve kadının şekillenişinden örnekler vererek başladı.
Kürt kadınının bugünlere 40 yıllık Kürt özgürlük ve 25 yıllık Kürt Kadın Hareketi mücadelesinin kazanımlarıyla geldiğini vurgulayan Amed, özetle şunları söyledi. “Kürt Kadın Hareketi, Ortadoğu’da gericiliğe, sömürgeciliğe, kapitalizm ve feodalizme karşı mücadele eden tek örgütlü gücüdür. Kadın örgütlenmesinin çatı örgütü olan KJB’nin en temel amaçlarından biri, Kürt kadınını yaşadığı her alanda komün ya da meclislerde örgütleyerek, kendi iradesinin belirleyici olduğu bir yaşam tarzı yaratmaktır. Bizde Kürt kadınları hakkında kararları, artık sadece kadınlar alabilir.
Jineloji Konferansı düzenleyeceğiz
Bu anlayışın pekişmesi için kadınlar kadar, erkeklere de eğitim vermekteyiz. Bize göre toplumların özgürlük ölçüsü kadınlardır. Kadının özgür olmadığı hiçbir toplumu özgür olarak kabul etmiyoruz. Kurtuluş mücadelesiyle özgür olduklarını ilan eden birçok sistem de bu yüzden dağılmıştır ya da gerçek anlamda özgür olamamışlardır. Biz yakında düzenleyeceğimiz Jineloji konferansıyla, kadın bilimine yeni boyutlar kazandırmak istiyoruz. Zira bu bilimin de erkek sistemli bir anlayışla şekillendiğine ve değişmesi gerektiğine inanıyoruz. Bunun için değişik uluslardan kadın hareketiyle görüşmelerimiz devam etmektedir.”
ALİ ÖZŞERİK/ZÜRİH