Rus “tarzı” hakkında ilginç görüşler var.  Özellikle Rus siyasilerinin, parti sözcülerinin ve bürokratların “az ve öz” konuşması dikkat çekiyor.

Örneğin onlar konuşmak yerine, Türklere 1293 savaşını (1878 savaşı) simgesel yöntemlere hatırlatıyorlar. Büyük Elçilik bunu, Bulgaristan devletinin “bağımsızlık günü” münasebetiyle yaptığı “Ayestefanos anlaşmasından söz edilen kutlama” demeciyle Erdoğan’a hatırlatıyor. Malum, bu savaşta Rus ordusu Osmanlı ordusunu Yeşilköy’e kadar kovalamış ve İstanbul’a girmesine ramak kalmıştı. “Akıllı ol” diyor Ruslar Erdoğan’a. Ardından aynı savaşta Osmanlı donanmasını batıran Amiral Antanov’un adını verdikleri savaş gemilerini Suriye’ye göndermek üzere Boğaz’dan geçiriyor. “Önle de görelim” demeye getiriyorlar.

Ardından da bir “işim var, sen gel” olayı… Putin İstanbul’da Erdoğan’la buluşmaktan vazgeçiyor. Onu ayağına çağırıyor.

Ayastefanos “teslim anlaşmasını” hatırlatma “simgesel yöntemi” hedefine varıyor. Saray’ın neredeyse bütün adamları, TSK’yı vurup, uydurma rakama göre otuz bilmem kaç, gerçek rakamlara göre ise yüz ya da daha fazla Türk askerini öldüren Kremlin’de “hazırola” geçiyor.

Öyle anlaşılıyor ki, Putin-Erdoğan görüşmesiyle ilgili “resmi” açıklama ne derse desin, Türk devleti yeni bir Yeşilköy hezimetini önlemek için Putin’in önünde, elbette gizlice eğilecek… Eğilmeyecek olsaydı, “ben gelmem, sen gel” istiskali karşısında Erdoğan Kılıçdaroğlu’nun tabiriyle “topukları kıçına vura vura” Moskova’ya gitmez, Putin’e “keyfin bilir gaspodin Putin” derdi.

Bu “teslimde” birinci perdedir. Bunun ikinci perdesi Washington’da açılacak. Bir koşu da muhtemelen “az sonra” buraya olacak. Orada da bir “teslimiyet” anlaşması daha Erdoğan’a imzalatılacak.

Yani Putin Erdoğan’ın bir bacağından yakalamış, Trump öteki bacağını kapmış. Çekiştiriyorlar. Çok uzun olmayan bir zaman sonra, Türk milleti “caaaart” diye bir ses duyacak, bir de bakmışınız Erdoğan’ın bir bacağı Rusya’da, öteki bacağı Amerika’da kalmış.

Neyse, biz gelelim Rusların diplomasi “tarzına”…

Bu tarzın kökenlerinden biri Rusların ulusal özelliği ise diğer köken Sovyet rejimine dayanaktadır.

Sovyet döneminde “kamuoyunu ‘kazanma’, onu ‘kışkırtma’ işleri” siyasetçinin şovlarıyla yapılmazdı. Buna izin verilmezdi. Hiçbir parti yöneticisi ya da hükümet üyesi, kişisel şov yapma “hakkına” sahip değildi. Sovyet sisteminde “kararlar”, “konuşulacak olan konular” Merkez Komitesi Plenumlarında konuşulur, Politik Büro’da şekillendirilir. Sonra “karar metinleri” Parti Genel Sekreteri’nin eline tutuşturulur, o da bunu halka duyururdu.

Stalin çok stratejik bir olay yoksa, Kongre’den kongreye konuşurdu. Hruşçov biraz özgündü. O nedenle de iktidardan düşürülmüştü.

Kısaca Sovyet geleneğinde hiçbir siyasi kendini kendi inisiyatifiyle öne çıkarmazdı. Sovyet sisteminin siyasileri o nedenle “ketum” kişilerdi. “Artistlik” yapmazlardı. Onlar “kamuoyunu kazanma, kışkırtma” gibi bir ihtiyaç da duymazlardı. Bu iş gözlerden uzak “örgüt” tarafından yapılırdı.

İşte şimdi de bu gelenek devam ediyor. Rus konuşmuyor, “bir kutlama mesajıyla” ya da bir “krovazörle” diyeceğini, hem de basbayağı sunturlu bir şekilde dile getiriyor. Gücünü “işaretle” gösteriyor.

Gücünü bir başka simgeyle daha gösterdiğini eklemeliyim. Rusların en sevdiği hayvan ayıdır. Ayının Rusçası “Medved”dir. Rusya’da on binlerce ailenin soyadı “Medvedev ya da Medvedova”dır. Türkçesi “Ayı oğlu ve Ayı kızı”dır. Örneğin siz Erdoğan’a “maşallah Ayı gibi” deseniz hapsi boylarsınız. Rus bu hayvanı sembol yaparken ne yapmış oluyor? Ayı gibi güçlü olduğunu konuşmadan size hissettiriyor. Ardından da bir Rus atasözünü her fırsatta, hiçbir başka cümleye gerek duymadan size fısıldıyor: Ayıyla dans ediyorsan, bil ki ayı danstan vazgeçmeden sen danstan vazgeçemezsin.”

Bir de ayı fıkrası anlatayım: İvan’ın en yakın dostu Mişa isimli bir ayıymış. Bir gün yorulup ağaç dibinde uykuya dalmış. Dalmış ama bir kara sinek, ayı onu her defasında kovalasa da, bir tur atıp İvan’ın altının ortasına konuyormuş. Ayı Mişa bakmış sinek İvan’a rahat vermiyor. En sonunda yanı başındaki koca bir kayayı kaptığı gibi, İvan’ın alnının ortasındaki sineğe ezmiş. Ruslar bu tür “yardımlara” Medvejiy uslug, yani ayı yardımı derler.

Soruyorum size sevgili okurlar: Putin Erdoğan’a Moskova’da nasıl bir “yardım” yaptı?