Başur’da artık neredeyse kimsenin referandumun yapılacağına dair inancının kalmadığı bir anda KDP lideri Mesud Barzani Twitter hesabından bağımsızlık referandumunun 25 Eylül’de yapılacağını duyurdu. Bu duyuru, 2005 yılından bu yana sürdürdüğü Kürdistan Bölge Başkanlığı görevi iki sene önce resmen sona ermiş olan Mesud Barzani’nin önceki gün Hewlêr’de düzenlediği toplantıdan sonra yapıldı. Toplantının ardından ayrıca başkanlık ve parlamento seçimlerinin de 6 Kasım’da yapılacağı açıklandı. 

Ortada garip bir durum var. Referandumla ilgili kararı, partilerin politbüro üyelerinden oluşan bir toplantı bileşeni almış. Ki 2013 seçimlerinde oyların dörtte birini almış olan Goran Hareketi ile Komala İslami toplantıya katılmamış bile. Oysa böylesi bir kararın alınacağı yer parlamentodur. En azından normal koşullarda böyle olması gerekir. Ancak Kürdistan Bölge Parlamentosu iki senedir bloke edilip toplanamamaktadır.  

Hal böyle olunca ve madem ki sonunda seçimlerin yapılmasına karar verilebildi, önce parlamentonun ve başkanın seçilmesi, ardından referanduma gidilmesi gerekmez mi? Ya da seçimlerle referandumun birleştirilmesi daha doğru olmaz mı? Ki iki senedir memurların maaşları ödenmezken Mesud Barzani’nin “referandum için aslında bütçemiz yok ama ben bizzat sponsor bulacağım” şeklindeki açıklaması maaşlarını alamadıkları halde görev yerlerini terk etmeyenleri nasıl hissettirmiştir acaba? Özellikle de Ramazan bayramı öncesinde. Referandum için bütçe bulunabiliyorsa neden iki senedir memur ve pêşmergelerin maaşı için para bulunamıyor? 

Cepheye giderken çocuklarına verecek bin dinarı olmayan ve DAİŞ tarafından başı kesilen 11 çocuk babası pêşmerge Hujam Surçi’nin ailesi şimdi ne düşünüyordur? Ya da 1 yıl tutuklu kaldıktan sonra geçen ay süt ve bebek bezi çalmaktan 11 yıl hapse mahkum edilen Kifrili memur? Normalde 255 Dolar olan maaşı ekonomik kriz gerekçesiyle 139 Dolar’a düşürülünce çalmaktan başka çare bulamamış. 

Bunun ötesinde şimdiden referandumun somut bir siyasi sonucu olmayacağı, esas amacın ileride yapılacak bağımsızlık müzakerelerinde Kürtlerin elini güçlendirmek olduğu ifade ediliyor. Oysa hepimiz biliyoruz ki Başur’daki Kürtlerin en az yüzde 95’i bağımsızlığa evet diyor. Öyleyse esas oylanacak olan nedir? Neden parlamento ve başkanlık seçimlerinden önce, seçilmişlerden oluşmayan bir bileşenin aldığı karar doğrultusunda doğru dürüst hazırlık yapılmadan, yol haritası oluşturulmadan referanduma gidiliyor? Üstelik Musul’da operasyon devam ederken. Ki mevcut idari sistemde Kürdistan bölgesinin dışında tutulan, idari olarak Bağdat’a bağlı olan ancak fiilen Kürtler tarafından yönetilen tartışmalı bölgelerde de referandumun yapılacağı açıklandı fakat Kerkük, Maxmur, Xaneqîn ve Şengal’in yanında Musul’dan hiç söz edilmiyor bile. 

Başurê Kurdistanê’ye elbette ki bağımsızlık gerek. Bağımsız bir siyaset, bağımsız bir ekonomi, bağımsız bir savunma gerek. Bunların hiçbiri mevcut durumda yoktur. Ama bununla birlikte demokrasi gerek, hak ve hukuk gerek, özgürlük gerek. Kimsenin cins, sınıf, inanç, etnik ve siyasi kimliğinden ötürü baskıya maruz bırakılmadığı, siyasi makamların yolsuzluk değil hizmet alanı olarak görüldüğü, parlamentonun halkın çıkarları doğrultusunda yasama faaliyetini yerine getirdiği, yargının bağımsız olduğu demokratik bir sisteme ihtiyaç var. 

Peki yapılacak referandumun demokratikleşmeye mi yoksa var olan iktidarın konsolide edilmesine hizmet etmesi mi öngörülüyor? Bence sorulması gereken esas soru budur? Ki referandumun neden seçimlerden önce yapılacağını da böylece daha net anlamış olacağız.