SADİYE ESER/ERDOGAN ALAYUMAT / MA/İSTANBUL

AKP iktidarının “Yargı Reformu Strateji Belgesi” kapsamında ilkini 24 Ekim’de çıkardığı ve ikincisini bu ay Meclis’e sunulması beklenen düzenlemelerin “Reformla hiçbir ilgisi yok” diyen deneyimli hukukçu-Avukat Ercan Kanar, paketlerin getiri ve götürülerini değerlendirdi.

Bu kadar çok sayıda yargı paketinin olmasının Türkiye’de yargının tarafsız ve bağımsız olmadığının ciddi bir kanıtı olduğunu belirten Av. Kanar, “Uygulama ve zihniyet olarak özgürlükçü hukuktan, adaletten tamamen uzak. 40 yıllık avukatım, 40 yılın en kötü dönemini yaşıyoruz” dedi.

Gerek 1990’lı yıllarda gerekse 12 Eylül döneminde klasik devletin düşmanla savaş hukukunun olduğunu dile getiren Av. Kanar, “Bugün coğrafyası çok genişlemiş özel bir düşmanla savaş hukuku var. Yani AKP’ye karşı olan herkesin düşman kabul edildiği bir hukuk anlayışı var. Dolayısıyla delil melil olmadan, muhalifsen ceza alman için yeterli. 1938 Harp Okulu Olayı ve Nazım Hikmet Davası’nda savcı ceza isterken ‘böyle bir davada delile de gerek yok’ demişti mütalaasında. Şimdi aynı süreci yaşıyoruz” şeklinde konuştu.

İkili kandırma için

 Son “Yargı Paketi”nin reformla en ufak bir belirtisinin olmadığını ve aldatmaca olduğunu söyleyen Av. Kanar, şöyle devam etti: “7-8 ay önce Avrupa’da birçok baro ve insan hakları kurumları, hukuk kurumları müşterek olarak bir rapor hazırladılar ve BM İnsan Hakları Komitesi’ne Türkiye’de yargının tarafsız ve bağımsız olmadığını belirttiler. Birinci neden Avrupa Birliği’ni, Avrupa ülkelerini kandırmak amaçlı yapılmış bir şeydir. İkincisi şu; artık iktidarın kendisi de yargıya güvenin kalmadığını, güvenin dibe vurulduğu farkında. Bu nedenle kamuoyunu kandırmak için öyle bir yutturmaca paket ortaya çıkardılar. Şimdi bu paket 39 maddeden oluşuyor. 39 maddenin 38’inin reformla bir ilgisi yok.”

 Zaten suç değil

 TMK’nın propaganda suçunu düzenleyen 7/2 maddesinde ne getirdiğine dikkat çeken Av. Kanar, şunları dile getirdi: “Haber niteliğini aşmayan ve eleştiri niteliğini taşıyan düşünceler suç olamaz, cümlesine ekliyor. Buna gerek yoktu ki zaten bu böyle uygulanması gerekir. Çünkü bu yönlü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ve Anayasa Mahkemesi’nin de kararları var. Şiddeti temkin etmeyen, şiddeti önermeyen düşünceler ne kadar ağır olursa olsun, ne kadar sarsıcı olursa olsun, ne kadar normal zararsız denilen düşünceye aykırı olursa olsun suç teşkil edemez. Bu doktrinde de böyle. Dolayısıyla bunu bir reform olarak kabul etmek mümkün değil.”

Kötü olan duruyor

 Avukat Ercan Kanar, tutuklulara süre getirilme meselesini de şöyle izah etti: “Bir defa kavuşturma dönemiyle ilgili tutuklama süreleri kısaltılmadı. O duruyor yerinde. Mesela örgütlü ve siyasi suçlarda 5+2 yani 7 yıla kadar tutukluluk devam edecek. Buna dokunmadılar. Getirdikleri nedir. Dava açılmadan önceki süreçle ilgili süreler getirdiler. Soruşturma aşamasıyla ilgili süreler getirdiler. O da çok ağır. Ağır cezalı olmayanlar 6 ay, ağır cezalık suçlarda 1 yıl, örgütlü ve siyasi suçlarda 1 buçuk yıl ve 6 ay da uzatılabilir. Yani iddianame hazırlanmadan 2 yıl tutuklu kalabilirsin. Osman Kavala’nın durumu gibi. Zaten mevcut uygulama böyle. Bu bir reform değil ve bu kötü bir şey.”

Duruşmasız dosya bitirilecek

 Paketle birlikte basit yargılama getirildiğine de işaret eden Av. Kanar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu da Türkiye’de tehlikeli bir uygulamaya yol açacaktır. Üst sınırı 2 yıl olan suçlarda artık duruşmasız karar verecek hakim. Yani sanık, avukat ve katılan da olmayacak. İddianame tebliğ olduktan sonra sanıktan 15 gün içerisinde yazılı savunma alınacak ve duruşmasız, hakim dosyayı bitirecek. Bununla yüz yüzelik, doğrudan doğrudanlık, savunma hakkı bütün bu ilkeler rafa kaldırılmış oluyor. Onun dışında sanıksız, avukatsız yargılamalar yolu açılıyor. Şöyle; İlk tebligata rağmen eğer sanık, avukat, katılan gelmezse onların yokluğunda karar verip dosya bitirilebilecek.”

Mutlaka yerine doğrudan

 “İddianamenin iadesiyle ilgili suçun somutuna doğrudan etki edecek bir delil yok ise iddianame iade edilir” denildiğini kaydeden Kanar, “Halbuki eski halinde bu var zaten. ‘Doğrudan yerine eski halinde mutlak suretle etkileyecek bir delil yok ise iade edilir’ cümlesi vardı. Yani mutlak suretle yerine doğrudan kelimesini getirmiş. Bunun ikisi aynı anlamda. Birbirine çok yakın anlamda. Bu da reform değil” diye konuştu,

Çok kaypak bir düzenleme

 İktidarın paketle ilgili “İnternette erişim engelleme konusunda özgürlükçü düzenleme yaptık” ifadelerini “Bu da doğru değil. Yani eklettik bir düzenleme. O düzenleme şöyle; sadece ilgili konunun erişimi engellenecek. Fakat o mümkün olamaz ise yine o adresin tamamı engellenecek, diyor. Getirdikleri düzenleme bu. Bu çok kaypak bir düzenleme. Dolayısıyla buna da reform demek mümkün değil” şeklinde değirlendirdi.

Kaldırdıklarını getirdiler

 39 maddeden sadece birinin olumlu olarak değerlendirileceğini ifade eden Av. Kanar, şöyle konuştu: “O da şu; en az 13 suç tipinde bölge adliyesinde kesinleştiğinde Yargıtay’a gidilemiyordu. Şimdi Yargıtay’a bu suç tiplerinde gidilecek. Nedir onlar; hakaret, halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit, suç işlemeye tahrik, suçu ve suçluyu övmek, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama, kanunlara uymamaya  tahrik, cumhurbaşkanına hakaret, devletin egemenlik aletlerini aşağılamak, Türk milletini Türkiye Cumhuriyeti devletini devletin kurum ve organlarını aşağılama, silahlı örgüt, halkı askerlikten soğutma, yine propaganda suçları, terörle mücadele kanunun 6 ve 7. maddesinin 2. fıkrası, toplantı gösteri yürüyüş yasasına ihlal ve aykırılık. Şimdi, bir tek olumlu madde bu. Aslında bu da reform sayılmaz. Çok eskiden zaten Yargıtay yolu açıktı bu suçlara daha sonra kaldırdılar. Dolayısıyla yine de bu düzeleme olumlu. 29. madde. Bunun dışında diğer 38 maddenin reformla en ufak ilgisi yok.”

Olması gereken neydi

 Nasıl bir “Yargı Reformu” olması gerektiğine ilişkin önerilerde bulunan Av. Kanar, şunları söyledi: “Bir defa en başta özgürlükçü demokratik bir anayasanın yapılması gerekir. Bu ucube anayasadan ve Türk tipi başkanlık sisteminden kurtulmak gerekir. Özgürlükçü demokratik parlamenter rejime geçilmesi gerekir. Anayasa Mahkemesi’nin yapısının değişmesi gerekir. Yüksek Seçim Kurulu’nun yapısı değişmelidir. Hakim ve Savcılar Kurulu’nun yapısı değişmesi gerekir. Hakimler Kuruluyla Savcılar Kurulunun ayrılması gerekir. Savcı ile hakimin binasının aynı yerde olmaması gerekir. Cumhurbaşkanına hakaret suçu gibi orta çağ kanunu krallık dönemine özgüdür. Bunun kaldırılması gerekir. Yine milli yararlara aykırı hakaret propaganda suçu gibi düşünceyi suç haline getiren maddelerin TCK’dan arındırılması gerekir. Ölene kadar hapis cezasının kaldırılması gerekir. Bu düzenlemeler yapılırsa ancak bir reformdan bahsedilmiş olunur. Yoksa bu yapılanlar gülünç. Kamuoyunu kandırmak. Avrupa’ya göz boyamaktır. Bir nevi sahte boya ile makyaj yapmaktır.”

Kürtler dahil edilirse

 Aralık’ta çıkarılması beklene ikinci yargı paketindeki infaz değişikliğine değinen Kanar, şunları ifade etti: “Suçun niteliği ne olursa olsun infazın eşit olması gerekir. Basına yansıdığı kadarıyla yapacakları ikinci paketin de demokratik bir paket olmayacağı, reform mahiyeti taşımayacağı, sadece mafyatik suçları ve adli suçluları koruyacak bir paket olacağı anlaşılıyor. 1991 yılında Terörle Mücadele yasası getirildi. Türk solu açısından idam cezaları 10 seneye dönüştü. Müebbetler 8 seneye dönüştü. Diğer cezalarda da önemli miktarlarda indirim oldu.O yılda da dahil Kürtlere çifte standart uygulandı. 125’ten ceza alan Kürtler için bu indirimler yapılmadı. Şimdi 1991’deki gibi yapabilirler mi? Eğer öyle bir şey olur da Kürtleri de dahil ederlerse ona bir reform denilebilir. Ama benim bu iktidardan öyle bir beklentim yok.”

Ciddi muhalefet olmalı

Özgürlükler için mücadelenin hızlandırılması gerektiğini hatırlatan Kanar, şöyle dedi: “İnsan hakları kurumlarını, HDP’nin ve diğer sol sosyalist partilerin de ölene kadar hapis cezasının yasadan çıkartılması kampanya yürütmeleri gerekir. AİHM bile artık bunu gündeme getiriyor. Bizim kurumlarımızdan doğru düzgün ses çıkmıyor. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına karşı güçlü bir kampanya yürütülmeli. Alternatif yargı reformu taslaklarını kamuoyuna taşımalı. Bu getirilen Meclis’ten geçen reformla en ufak ilgisinin olmadığı geniş kitlelere anlatılmalı. Bu açılardan çok aktif bir muhalefet yürütülmeli.”