Kürdistan coğrafyasında bütün doğal zenginlikleri gasp etmiş ve Kürdistan halklarını sürekli katleden, en ufak demokratik hak taleplerini kanla bastıran Kemalist iktidarların, kendi savaş politikalarını besleyecek bir topluluk yaratması aslında çok da garipsenecek bir şey değil. Ancak on yıldır iktidarda olmalarına rağmen, toplumda yarattıkları ırkçılık kodlarının bozulmasının, iyileştirilmesinin ve de değiştirilmesinin öyle sadece akil insanların yapacağı birkaç haftalık çalışma ile mümkün olmayacağını da bilmek gerekir.
Kısacası; Kemalizm bir hastalıktır. Yarattığı topluluk da hasta bir toplumdur. Türk toplumu, Kemalizm ile travmatize edilmiştir. Bu toplum rehabilite edilmeden, değil Kürtler ile barışmak, Kürtler ile birlikte yaşamanın asgari şartlarını bile oluşturamazlar.
Tıpkı yıllar önce Avrupa Birliği'nin Türkiye'de uzun bir süre yaptığı araştırma sonucu gibi. O araştırma sonuçlarına göre, "Türkiye Kemalizmi toplumun bütün tabakalarından söküp tarihin çöp sepetine atmadığı sürece demokratikleşmeyecektir". Göründüğü kadarı ile AKP, Avrupa Birliği'nin yaptığı bu araştırma sonucunu benimsemiş gibi. Ancak kendi içindeki Kemalistlerden temizlenmediği sürece, Kemalizmden arınmak adına attığı her adımda kendi içinde boğuşmak zorunda kalacak ve istediği sonuca ulaşması kolay olmayacak. Bu, bir sürü kuşku ve güvensizliği de beraberinde getirecektir.
İşte bu noktada akil insanlar projesi tam da bu rehabilitasyon fikrinden oluşmuşa benziyor. Her ne kadar "Akil insanlar" Apo ve PKK patentli ve çok farklı bir amaca yönelik olsa da, AKP bunu Türk toplumunu Kemalizm'den arındırma projesi ve rehabilitasyon amaçlı kullanıyor. Türk toplumunu rehabilite etmek ve bunu toplumda tanınmış popüler insanlar aracılığı ile yapmak da yanlış değil. Yanlış olan yapılanların topluma yansıtılma biçimi.
Birincisi, yukarıda söylediğim gibi, bu bir toplumu rehabilite etme projesi. Oysa akil insanların topluma tanıtım biçimi ve amacı farklı açıklandı. Bizzat Erdoğan tarafından akil insanlar sürece destek olarak sunuldu. Burada Kürtler ve Kürdistan sorunu kullanılmak isteniyor izlenimi var. Bu hem Kürtler de hem de Türklerde güvensizlik yaratıyor. İki tarafta da kendini kandırılmış olmak hissini uyandırır.
İkincisi, AKP öncelikle kendi içindeki açık ve gizli Kemalistler ile savaşmalı. Kürt sorununun çözümünde onlara önemli yetkiler vermek, AKP için bu sorunun çözümünde kolaylaştırıcı olabilir, ancak Kürtler'in güvenini sarsar. Zaten Kemalizm'in yıktığı yokettiği "güven" sorunu yenilenmez, tam tersine var olan güvensizlik de katlanır. Oysa, "güven"sürecin olmazsa olmaz en önemli psikolojik faktörüdür. Güven sorunu küçümsenir ise, süreç bir adım ilerleyemez.
Üçüncüsü, akil insanların bu hali ile Kürdistan'da yapacakları bir şey yok. Basına yansıyan karelere bakıldığında birçok yerde Kürtler akil insanlara ne yapmaları gerektiğini, devletin ne yapması gerektiğini çok açık bir biçimde anlatıyorlar.
Açıkcası ve özeti; Kürtler akil insanlara akıl veriyorlar. Bu da onları Kürdistan'da zor duruma sokuyor. Aslında onlar için oldukça küçültücü bir durum.
Anlaşılan AKP akil insanları, Türk toplumu için rehabilitasyonda kullanıyor. Kürdistan'da da akil insanlar kendilerini rehabilite ediyorlar. Çok değil, bir kac yıl önce köşelerinde Kürtlere ırkçı içerikli hakaretlerde bulunan akil yazarlar Kürdistan'da kendi utançları ile yüzleşmekten başka ne yapabilirler ki?
Akil insanları Kürdistan'da içinde bulundukları bu onur kırıcı ve küçültücü durumdan kurtarmanın tek yolu, süreci yönetme ve yönlendirme işini Kürt kurum ve kuruluşlarına bırakmaktır.
Tabi ki Kürtlerin de rehabilitasyona ihtiyacı var. Ancak bu rehabilitasyonun amacı Türk toplumunun rehabilitesinden çok farklı.
Amaç da, araç da çok farklı... Devamı haftaya...