15 Şubat 1999’da Kürt halkı rehin alınmak istenmişti. Kürtler 15 yıl amansız mücadele ederek rehin alınamayacaklarını gösterdiler.
“Barış için Öcalan’a Özgürlük Platformu” ise bu “rehineyi” özgürleştirmek için 15 Şubat 2014 tarihinde imza kampanyasının startını verdi.
Platform ve imzacılar imza kampanyası ile şunu amaçlıyorlar:
1- Barış süreci Erdoğan Hükümeti’nin otoriter ve çıkarcı tutumu nedeniyle tıkanmış bulunuyor. Süreç bitti bitecek noktada. Bu tıkanıklığı aşmak için Öcalan’ın elini güçlendirmek.
2- “Öcalan’a Özgürlük Platformu”, 13 Ocak 2013 tarihinde İstanbul’da “Çözüm ve Müzakere Süreçlerinde Liderlerin Rolü” konulu uluslararası bir konferans yaptı.
Platform kurucularından Eren Keskin o gün iki önemli tespitte bulunuyordu: a) “Barış olacaksa Öcalan’sız ve PKK’siz olamaz.” Bugün hükümet çevreleri de dahil herkes Öcalan’sız ve PKK’siz çözümün olmayacağı konusunda hemfikir. b) “Bir barıştan söz edilecekse eşit koşulların olması gerekiyor. Taraflardan biri esir konumdayken, süreç sağlıklı işleyemez.” Ancak hükümet Öcalan ile esaret koşullarında müzakere adı altında görüşmeler yapıyor. Esaret şartlarında müzakere olmaz, olsa da bunun bir hükmü olmaz. Dolayısıyla müzakereler için Öcalan’ın özgür olması şart.
3) 18 Ocak 2012’de İstanbul’da kurulan “Barış için Öcalan’a Özgürlük Platformu”, aralarında Eren Keskin, Şebnem Korur Fincancı, Emine Ayna ve Zübeyde Teker’in de olduğu 7 kadın tarafından kuruldu.
7 kişi ile başlayan Platform, bugüne kadar “Neden Öcalan’a özgürlük istiyoruz?” sorusuna yanıt vermek için birçok basın açıklaması ve konferans yaptı.
15 Şubat 2014 tarihinde İstanbul Elit Otel’de imza kampanyasının tanıtımı için yapılan basın toplantısında platform sözcüsü Zübeyde Teker şunu söyledi: “Sayın Öcalan’ı anlatabilmek için yola çıktık.”
Yani platformun ve imza kampanyasının amacı Öcalan’ın anlaşılmasını sağlamak. Çünkü Platform üyeleri şuna inanıyorlar: Öcalan hakkında yapılan maniplasyonlar aşılmadan barış sürecinin ilerlemesinin imkanı yoktur.
4) 30 yıl süren ve 100 bin insanın canına mal olan savaşın kaynağı Türkiye Cumhuriyeti devletinin inkarcı ve katliamcı uygulama ve zihniyetidir. Bu gerçek ortada dururken failin yani TC devletinin mağduru yani Öcalan’ı yargılamış olması ve hapsetmesi vicdana, adalete aykırıdır ve haksızdır. Kampanya bu haksızlığı sona erdirmek için başlatıldı.
Barış İçin Öcalan’a Özgürlük Platformu, 18 Ocak 2012’de İstanbul’da yapılan bir basın açıklaması ile kuruluşunu ilan etti. Platformu aralarında Eren Keskin, Şebnem Korur Fincancı, Ayşe Batumlu, Emine Ayna ve Zübeyde Teker’in de olduğu 7 kadın kurdu.
7 kişi ile başlayan Platform bugüne kadar “Neden Öcalan’a özgürlük istiyoruz?” başlığı ile birçok basın açıklaması yaptı.
“Öcalan’a Özgürlük Kampanyası” dünyanın her bölgesine yayılmış durumda. Fransa, Almanya ve Avrupa’nın tüm ülkelerinde kampanya genişletilerek büyüyor.
Zübeyde Teker, “Bir milat yaşıyoruz. Devlet zihniyeti her ne kadar dirense de, Türkiye toplumu, tarihinin en derin günahlarıyla birer birer yüzleşmeye çalışıyor. Tüm bu yüzleşmelerin açığa çıkaracağı şey toplumsal barış, hakikat ve adaletle karşılıklı bir affediş ruhudur” diyor.
Türkiye toplumu savaşın günahlarıyla yüzleşirken devlet ve hükümeti bundan azad edemeyiz.
Devlet ve hükümetin büyük yüzleşmeyi yaşaması şart ve bu yüzleşme sonunda devletin hakikat, adalet ve barış için ve günahlarından arınmak için Öcalan’ı özgür bırakması gerekiyor.
Çünkü “rehin” alınmış bir barış ne mümkündür ne de özgürlük şartlarını büyütebilir.
‘Rehine’ alınmış bir barıştan özgür Öcalan’a
‘Öcalan’a Özgürlük Platformu” tarafından “Öcalan’a özgürlük için imza kampanyası” Öcalan’ın İmralı Cezaevi’ne hapsedildiği günün 15. yıldönümünde başlatıldı.