Önce haberi okuyalım: “AKP MYK toplantısında, Gaziantep saldırısının iki önemli hedefi olduğunun altı çizildi: ‘İç barışı bozmak. HDP seçmeni, Kürt kökenli vatandaşları, ‘hükümet ve devlet sizi yok etmek için katliam yapıyor’ izlenimi yaratmak. HDP’nin son dönemde kaybettiği itibar ve meşruiyeti tekrar sağlamak. ‘HDP’yi muhatap almazsanız vatandaşlar sokağa dökülür’ demek isteniyor. Gaziantep’te olay yerine ambulanslardan önce HDP’lilerin koşması da hedefin bu olduğunu doğrular nitelikte.’  Eylemin yapılış şeklinin DAEŞ’i gösterdiği belirtilirken terör örgütleri PKK ve PYD bağlantısı üzerinde de duruldu.”

Hükümet partisinin kanlı saldırıyı “HDP’ye itibar kazandırma” amacıyla “izah etmeye” kalkışması ve katliamda “PKK ve PYD bağlantısı” arandığını açıklaması, Antep saldırısının bizzat Hükümete bağlı gizli odaklar tarafından IŞİD’la birlikte planlandığını inkar edilmez biçimde kanıtlamıştır. Bu açıklama, “delilleri karartma” yeltenişidir. Suçlu suçunu itiraf etmiştir.

Kanıt, bu “suç itirafından” ibaret değildir. 10 Ekim 2015’te Ankara’da yapılan Gar katliamının iddianamesinde IŞİD’ın birçok hedefin yanı sıra bir “Kürt düğününe” saldıracağı da yer almıştı. AKP Antep’te neden önlem almadı? Almaz. IŞİD’ın suç ortağıdır.

“Olur mu?” demeyin. Aynı AKP “FETÖ’nün de suç ortağı” değil miydi?

En büyük iki kanıt: Katliam KCK’nin yaptığı “barış açıklaması”ndan sonra gerçekleşti. Açıklama sabah yapıldı, canlı bomba gece patlatıldı. Böylece KCK’nin “tarihi açıklamasının” üstü kanla kaplandı, okunmaz hale getirildi.

 İkincisi: Karkamış’ta üslenen Cihadist unsurlar ve Türk askeri unsurları, bu kanlı katliamın “perdelemesiyle”, Cerablus’u işgal için Suriye sınırına sızdı. Cihadistlerle hükümetin ve Saray’ın suç ortaklığı Antep’te patlayan bombanın barut dumanları arasında gözlerden gizlendi.

Bu kadar olgu, veri ve kanıt Hükümet ve Saray’ın Antep katliamında IŞİD’la ortaklığını iddia etmek için yetmez mi?

Yetmez deniyorsa, Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan bir resme dikkatle bakınız. Baba Erdoğan “çok üzüntülü”, Antep’le ilgili konuşuyor, oğul Bilal ise pişmiş kelle gibi sırıtıyor. Hangisi gerçek duyguyu yansıtıyor? Elbette “gençliğin”, Bilal’in… O henüz “ustalık” aşamasında değil. Bu “sırıtma” katliamda AKP rejiminin DAİŞ’le işbirliğinden duyduğu “keyfi” ifade ediyor.

Baba Erdoğan bu açıklamada ne yapıyor? Önce fail “DAEŞ” diyor, sonra FETÖ’den, PKK’den, PYD ve YPG’den söz ediyor.

Neden böyle yapıyor? IŞİD’ın suçunu o suçla ilgisi olmayanların arasında paylaştırıyor. Beş örgüt sayıyor ve böylece asıl katilin suçunu beşte bire indirmiş oluyor.

IŞİD “suçsuzdur” diyemeyeceği için, suçu beşe bölüştürerek, IŞİD’ı beşte dört oranında aklıyor.

İşbirliğinin bundan da kesin, açık, büyük ve inkarı mümkünsüz kanıtı mı olurmuş?

Buyurun size son bir kanıt daha: Suruç, Amed, Ankara, İstanbul katliamlarının IŞİD tarafından gerçekleştirildiği Türk devleti ve Saray yargısı tarafından da saptandı. Ancaaaaakk…

Ancak IŞİD, dünyanın her yerinde yaptığı katliamlarını gümbürtüyle üstlenirken, Türkiye’de yaptığı bu katliamların hiç birini üstlenmedi. Neden acaba? Şundan dolayı mı?

“Bu büyük Cihadi amelleri tek başıma ben başardım” dediğinde, “suç ortağıma ayıp olur, bu işi Türk devletinin derinindekilerle birlikte yaptım” dediğinde de “suç ortağını ihbar etmiş olur.”

O nedenle olsa gerek, DAİŞ Antep “amelini” de üstlenmeyecektir…

Evet, bizim sizinle ilgili kanıtlarımız böyle. Siz HDP ya da PKK ile bizimkiyle yarışabilecek tek bir kanıt öne sürebilir misiniz?

Deneyin…

Denemek için kırk takla atan AKP’li zırvalıyor. “HDP’liler ambulanstan önce geldi…”

“Şecaat arzederken bu dangalak AKP’li, sirkatini” söylüyor.

Ey ahmak, bizim kanıt aramamıza bile gerek bırakmıyorsun; katliamdaki ortaklığının bir kanıtı olarak “daha fazla can kaybı olsun diye ambulansı geciktirdiğini” itiraf ediyorsun.   

 Son ve kesin kanıt: Antep katliamından hükümet ve Saray sorumludur. Çünkü memleketi ne DAİŞ, ne FETÖ ve ne de PKK yönetiyor, siz yönetiyorsunuz…