Narlı logosuyla siyasi hayatımıza dahil olan Halkların Demokratik Partisi, yerel seçimlerle birlikte, vites büyüterek devam edecek yoluna.

Türkiye ve Kuzey Kürdistan tarihindeki temelleri en sağlam, en geniş perspektife ve kapsayıcılığa sahip, en fazla umut vaat eden birlik var karşımızda. İstediği genişlikte bir birleşmeyi sağlayamamış olabilir. Ama zaten, esas olan da bu değildir.
Devrimci hareketin tarihindeki bütün birlik girişimleri, muhatapların kaba örgütçü ve dar yaklaşımlarının kurbanı oldu. Amiyane tabiriyle söylersek, bileşenler her zaman “kelle kazanma” platformu olarak baktılar, birliğe. “Alanı örgütlemek”ten, ülkedeki politik atmosfere dahil olmaktan, hayatın gidişatına müdahil olmaktansa, kendilerini örgütlemeyi ve çatık kaşlı kadrolar devşirmeyi gayelediler.
HDP’de ise, bu yaklaşımın büyük oranda aşıldığı göze çarpıyor. Özellikle Gezi Direnişi’nin de itkisiyle dönüşen Türkiye sol hareketi, artık ülkeye kendi örgüt bürosunun penceresinden bakma alışkanlığını bir nebze terk etmiş görünüyor. Bu, müthiş bir umut vesilesidir!
Gezi Direnişi’nden çıkarılması gereken dersler çok konuşuldu, tartışıldı. İşte bu direnişin dayattığı görevlerden esas olanı “birleşmek”tir. Hem de öyle eski tarzda, katı yaklaşımlarla malul, birbirine karşı olabildiğince temkinli bir birlik olamaz bu. Esasen, örgütlerin birliğinden de çok, renklerin birliğini sağlamak olmalıdır derdi. Zira Gezi gösterdi ki, çok değişik renklerde milyonlarca insan var, kapsanması gereken.
Kapsamak, tehlikeli de bir sözcüktür. Geleneksel algımız bunu, “kendimize benzetmek” olarak algılar. Dar bir kıyafet tasarlamışızdır kafamızda; ve herkesi o dar kıyafete sığışmaya zorlarız. Bir türlü sığamayanlara ise “hain”, “güçsüz”, “konformist”, “oblomovcu” gibi envai çeşit yaftayı sırtına yapıştırarak veda ederiz. Ama, hayır. Kapsamak, benzetmek değildir. Kapsamak, aynı dar potada eritmek, yok etmek de değildir. Kapsamak, renkli olmaktır. Bütün renklerin kendilerini özgürce ifade edebileceği bir kapsam. Ama ifade de yetmez; kendini örgütleyebileceği... Evet, örgütlenme özgürlüğünü içermeyen bir ifade özgürlüğünün hiçbir değeri yoktur.
HDP, kuşkusuz, kapsayıcı olacak. Başkalarının renklerine düşmanlık beslemeyen, onların üzerini kendi rengiyle boyamak istemeyen herkes HDP’de kendisini bulacak, özgürlüğü koklayacak. Aksi takdirde, başarılı olmanın da, eskiyi aşmanın da, Gezi’nin ve Rojava’nın sarsıcı derslerini kavramanın da yolu yoktur.
Ve bugünün dünyasında gerçek bir alternatifi ancak, Rojava Devrimi ve Gezi Direnişi’ni doğru bir sentezde buluşturanlar kotarabilecektir.