QSD savaşçıları, önceki gün öğleden sonra üç koldan startı verilen Reqa’nın kuzeyini özgürleştirme hamlesi kapsamında 6 km ilerleyerek Qirtaca, Fatsê, Indibên, Mitemesric köyleri ile 4 mezradaki DAİŞ işgaline son verdi. 

Reqa’nın kuzeyini özgürleştirme hamlesini takip eden ANHA, DİHA ve ANF muhabirlerinin aktardığına göre; hamlenin ilk günü ilk şiddetli çatışmalar, Eyn Îsa’nın 5 km güneyindeki Hişe köyü çevresinde yaşandı. 

Fatsê köyünden uzaklaştırılan DAİŞ çeteleri ile QSD savaşçıları arasında çatışmaların Eyn İsa’nın güneydoğusundaki Hedriyat Xelil, Fatsê ve Waste köyleri arasındaki alanda şiddetlendi.

ABD liderliğindeki Uluslararası Koalisyon uçakları da DAİŞ mevzilerini vurdu.


İlk özgürleştirilen Qirtaca oldu

QSD savaşçıları, önceki gün saat 19.30 sıralarında Eyn Îsa’nın güneyindeki Qirtaca mezrasını özgürleştirdi. 


Fatsê ve Waste arası

Fatsê ve Waste köyleri arasında, önceki gün başlayan çatışmalar düne sarktı. İki köyün arasındaki 2 mezra, dün sabah DAİŞ’ten kurtarıldı. 


Mitemeşric’e yüklenildi

QSD savaşçıları Eyn Îsa kasabasının 5 km uzağındaki Mitemeşric köyündeki DAİŞ mevzilerine yüklendi. Ağır silahlarla vurulan DAİŞ mevzilerinde, 23 çete üyesi öldürüldü. Dün saat 14.00’te kurtarılan köyde, mayın temizliğine başlandı.


Nemrudiyê geçildi

QSD savaşçıları, dün saat 10.30 sıralarında Eyn Îsa kasabasına 6 km mesafedeki Nemrudiyê köyünü DAİŞ‘ten kurtardı. Savaşçılar, köyü geçerek ilerlemeye devam etti. 


QSD’nin resmi açıklaması

QSD Basın Bürosu tarafından dün öğleden sonra yapılan yazılı açıklamada, şunlar paylaşıldı: 

“Güçlerimiz dün (24 Mayıs) öğleden sonra saat 14.00’te 3 koldan harekete geçmiş ve 6 km ilerleme sağlamıştır. Eyn Îsa’nın güneyinde yer alan Fatsê köyü yakınlarında şiddetli çatışmalar yaşanmıştır. Çetelere ağır darbeler indiren güçlerimiz, köyü çetelerden kurtardı. Operasyon boyunca Uluslararası Koalisyon’a bağlı savaş uçakları belirlenen hedefleri etkili biçimde bombaladı. 

Güçlerimiz stratejik önemi olan Qirtaca, Fatsê, Indibên, Mitemesric köyleri ile alandaki 4 mezrayı çetelerden kurtardı. Ölü ve yaralı çete sayısı daha sonra kamuoyu ile paylaşılacaktır.

Şimdiye kadar yaşanan çatışmalarda bir savaşçımız şehadete erişti.”


Hamleye katılan güçler

Nexîl, 93. Tugay Karargahı ve Êyn Îsa’dan üç kol şeklinde başlayan hamleye, Ehrar El Reqa ve Liwa Tehrîr öncülüğünde, Demokratik Suriye Güçleri (QSD) çatısı altındaki 31 Arap, Türkmen, Süryani, Kürt ve Asuri güç katılıyor: Ehrar El Reqa Tugayı, Liwa Tehrîr, 455 Özel Eylem Tugayı, 99 Yürüyüş Tugayı, El-Qeqai Tugayı, El-Ekrad Cephesi, Selacîqe Tugayı, Sultan Selîm Tugayı, Eyn Calût Tugayı, Êlên Heleb Güçleri, Cizîrê Tugayları Topluluğu, Ceza Şehitleri Tugayı, Til Hemîs Şehitleri Tugayı, Til Berek Şehitleri Tugayı, Girhok Şehitleri Tugayı, Hesekê Şehitleri Tugayı, Rawiya Şehitleri Tugayı (Firat Tugayları Topluluğu), Mebrûka Şehitleri Tugayı, Firat-Cerablusê Tugayları Topluluğu, Ehrar Cerablus Taburu, Firat Şehitleri Taburu, Baraj Şehitleri Taburu, Senadîd, Süryani Askeri Meclisi, Şems El-Şemal Taburu, Cund El-Heremên Tugayı, Şoreşgerên Reqayê Cephesi, YPG, YPJ, El-Tebga Cephesi ve Heqî El-Xanim Taburu. 


Kesintisiz devam edecek

QSD komutanlarından Rojda Felat, hamlenin ikinci gününde ANHA’ya yaptığı kısa açıklamada, ilerlemenin devam ettiğini belirterek, Uluslararası Koalisyon’un desteğini teslim etti. Komutan Felat, “Hamle, zaferle taçlanana kadar devam edecek” dedi.


DAİŞ zulmünden kurtaracağız

Çete işgali altındaki kenti özgürleştirmek için QSD tarafından başlatılan hamlede yer alan öncü güçlerden biri olan Liwa Tehrîr, kısa süre önce QSD’ye katıldı. Savaşçıları Reqa’dan kaçmak zorunda kalan Arap gençlerinden oluşan tugay, kenti ve yaşayan halkları özgürleştirme hedefinde. Bölgeyi iyi bilmelerinin yanı sıra büyük öfke besledikleri DAİŞ çetesinden intikamlarını almak isteyen Liwa Tehrîr savaşçıları, kendi kendine yeten, iradesiyle yaşamlarını örebilecek bir sistem kurma isteğinde. Hadiriyat Xelil kolundaki savaşçıları koordine eden komutanları Ebû Salih, Reqa halkının DAİŞ’ten çok çektiğini, bunun için burayı bir an önce özgürleştirmek istediklerini söyledi. Bölge halkının artık DAİŞ zulmünden kurtularak kendi iradesini, kenti topraklarını savunabilecek bir sisteme dahil olmak istediğini dile getiren Ebû Salih, bu sistemin de demokratik federalizm sistemi olduğunu vurguladı. 


 HABER MERKEZİ






Kurtuluş savaşçıları



DAİŞ çetesi, Şengal’de emeline tam ulaşamadığndan Til Koçer üzerinden Girkê Legê’ye bağlı Cezza kasabasına saldırdı ama YPG güçlerinin görkemli direnişi sonucu püskürtüldü. Ardından 5 aya yakın Kobanê direnişi sürdü ve çete geriletildi. Yine çetenin en stratejik bölgelerinden bir tanesi olan Cizîr’de saldırılarını örgütlendiği ve askeri karargah olarak kullandığı Til Hemis ve çevresi ile Til Berak 10 gün süren operasyonlar sonucunda kurtarıldı. Hemen ardından çete, Til Temir çevresindeki Xabur suyu mıntıkasında Süryani köylerine saldırı başlattı. Bu saldırılar da YPG güçleri tarafından püskürtülerek daha da ilerlemelerinin önü alındı, sonrasında bu bölgeden temizlendi.

6 Mayıs 2014’te Komutan Rubar Qamişlo Hamlesi başladı. DAİŞ’in Kezwan Dağı’ndaki askeri karargahına girildi, oradan Girê Sipî’ye kadar uzanan siyasi ve askeri merkezleri çökertildi. DAİŞ‘in Türkiye üzerinden askeri ve lojistik destek sağladığı Girê Sipî (Til Abyad) 15 Haziran’da YPG/YPJ güçlerinin denetimine girdi. Cizîrê ve Kobanê arasındaki Girê Sipî’nin kurtarılmasıyla iki kanton arasındaki uzun süreli iletişimsizlik ortadan kalkmış oldu. DAİŞ için stratejik önemdeki Sirîn kasabası da kurtarılınca, kapsamlı saldırı mecali kalmadı. 


Rojava’nın dışındaki topraklar

Aralarında YPG/YPJ, El Ekrad Cephesi ve Burkan El Fırat’ın bulunduğu 13 gücün 12 Ekim 2015’te kuruluşunu ilan ettiği Quwet El-Suriye El-Dîmoqratiye (QSD), ilk temizlik harekatını 30 Ekim 2015’te tarihsel açıdan Arapların yoğunlukta ama Kürtler ve Süryanilerin de yaş Hesekê’nin güneyinde başlattı. Bu hamle, DAİŞ’in Rojava topraklarını dışında ilk defa alan kaybetmeye başlamasına neden oldu. 13 Kasım’da hamlenin sonuçları açıklandı: Bin 362 Km2’lik alan; Xatûniyê ve Hol kasabaları ile 196 köy ve mezra özgürleştirildi. 493 çete üyesi öldürüldü. 33 QSD savaşçısı da şehit düştü. 


Fırat’ın batısı

QSD, 23 Aralık 2015’te Kobanê’nin güney kırsalındaki DAİŞ varlığına son vermek için hamle başlattı. Operasyon iki koldan yürütüldü. Birinci kol, Tişrîn Barajı’na ulaşana kadar 37 km genişliğinde bir alanı; ikinci kol ise 26 km genişliğindeki bir alanı özgürleştirdi. İki gün içeresinde her iki operasyon kolu Tişrîn Barajı’nın doğusunda birleşti. Böylece Kobani’nin güney kırsalında bulunan tüm köyler çetelerden temizlenmiş oldu.

26 aralık’ta Tişrîn Barajı’nın kurtarılmasından sonra savunmasını güçlendirmek amacıyla baraj alanındaki Mesakin mıntıkasında bulunan tüm köy ve tepeleri çetelerden temizlehdi. 100 köy ve mezra özgürleştirildi; 640 km2’lik alanda çete işgaline son verildi. 219 DAİŞ’li öldürüldü. Hamle sürecinde 9 QSD savaşçısı şehit düştü.

Baraj yeniden faaliyete geçirildi ve bugün Rojava’yı aydınlatan teme kaynaklardan biri haline geldi.


Xabur‘un Gazabı

Üçüncü hamlenin adı Xabur’un Gazabı, hedefi ise Şeddadê bölgesiydi. QSD savaşçıları, 16 Şubat’ta hamlenin startını verdi. Kizwan Dağı üzerinden ilerleyerek, Şeddadê kasabasını kuşatan QSD savaşçıları, 19 Şubat akşamı Şeddadê’yi tümüyle özgürleştirdi.  Savaşçılar, DAİŞ’i Şeddadê’ye 7 km uzaklıkta bulunan Awad köyü ile Şeddadê’nin 1.5 km güneyinde bulunan Çînî tüpgaz şirketinden de çıkardı. Xabur Suyu’nun olduğu bölgedeki Şeddadê’nin alınmasıyla DAİŞ için stratejik koridorlardan biri kapandı. Şeddadê-Musul arasındaki tüm yollar kesilmiş oldu. 

Hesekê’ye bağlı ve kentin 50 km güneyine düşüyor. Kuzey ve güneyinde Dêr El-Zor ve Hesekê, doğu ve batısında ise Musul ve Reqa ile komşu. Kasaba aynı zamanda Cizîre Kantonu’nun güney sınırını oluşturuyor. Şeddadê, bir dönem Asuri-Süryaniler ve Kürtlerin yurduydu. Xabur Nehri kenarında kurulan ve Araplaştırma politikasının uygulandığı kasabaya bağlı onlarca köy ve mezra bulunuyor. Şengal ve Musul ile sınır olan Şeddadê’nin yaklaşık 58 bin olan nüfusunun çoğu şimdi Cebûr Aşireti’ne bağlı Arap sakinlerden oluşuyor. Rimelan’dan sonraki Cizîre Kantonu’nun ikinci büyük petrol ve tüp gaz merkezi olan kasabada, çatışmalı ortam öncesi 6 bin kişi çalışıyordu. Humus ve Lazkiye kentlerine ihraç edilen yüklü miktarda tarım ürününün varlığından da söz etmek mümkün. Xabur Suyu’nun sulama imkanı sunduğu kasabada elde edilen ürünler bölge sakinleri için önemli bir geçim kaynağı.

Şeddadê’yi önce El Nusra ardından DAİŞ işgal etmişti. DAİŞ, kasabayı Musul ve Reqa arasında ulaşım ve ticaret merkezine dönüştürmüştü. Hesekê’ye saldırılar burdan yönlendiriliyordu, 3 Ağustos 2014’te Şengal işgal edilip Êzidîler katledilirken, katliamın bir ayağı Şeddadê’den yönetilmişti. Şengal’den kaçırılan Êzidî kadınları, çocukları ve gençleri Şeddadê üzerinden Reqa ve Dera Zor’a getirildi. Til Temir kentinden kaçırılan Süryani-Asuriler Şeddadê’ye getirildi. Şeddadê, insan, silah ve petrol kaçakçılığının merkezlerinden biriydi. Çetelerin Şeddadê üzerinden gerçekleştirdiği petrol ticaretine katkı sunan Türkiye çoğu kez gündem oldu. Rusya, buradan yüklenen petrol tırlarının Güney Kürdistan üzerinden Türkiye’ye geçtiğine dair görüntüler yayınladı. Rusya, 2 Aralık 2015’te yaptığı basın açıklaması ile çetelerin Türkiye’ye yaptığı petrol sevkiyatı ile 2.5 milyon dolarlık silah ve cephane aldığını belirtti.


QSD’den ‘intikam’ hamlesi

QSD, Türk devleti ile çetelerinin saldırılarına üst üste stratejik hamleler yaparak yanıt verdi. QSD savaşçıları, 3 Mart’ta Silûk’un doğusunda ve Kizwan Dağı’nın batısında DAİŞ’e karşı “Cûdî ve Êlîn’in İntikamı” adı ile hamle başlattı. Cizirê Kantonu ve Girê Spî etrafında güvenlik kuşağı oluşturmayı hedefleyen hamle, aynı zamanda Türk ordusunun aktif desteğiyle Girê Spî’ye saldıran DAİŞ’e karşı iki koldan verilen yanıt oldu. Bu operasyonla Şedadê’den Girê Spî’nin güneyine kadar olan alan özgürleştirildi ve böylelikle Cizirê Kantonu ve Girê Spî kenti etrafında güvenlik kuşağı oluşturuldu. 

Bütün bu hamlelerin sonucunda sıra Reqa’nın kuzeyine geldi ve önceki gün harekete geçildi.


Karartılan kent


Suriye’nin kuzeydoğusu, Halep’in ise yaklaşık 200 kilometre batısında Fırat Nehri kıyısında bulunan DAİŞ‘in ilan ettiği ‘İslam Devleti’nin başkenti Reqa’nın bu kara kabustan kurtulması için geri sayım önceki başladı. 

2008 yılında yapılan son nüfus sayımına göre 191 bin 784 nüfusa sahip. 2011-2014 dönemlerinde Suriye Ulusal Koalisyonu’na (SUK) bağlı çete gruplarının; 2014’ten beridir de DAİŞ’in işgali altında.

639 yılına kadar Hıristiyanların yaşadığı ‘Kallinikos’ olan kentin adı, İslam ordularınca fethedilmesiyle ‘Reqa’ olarak değişti. Abbasiler döneminde başkent, Osmanlı döneminde sancak olarak yönetilen Reqa, yine tarihte Beydili ve Avşar boyunun sürgün yeri olarak da biliniyor. Amed (Diyarbakır) ile Halep eyaletleri arasında kalan bölge merkezi Riha (Urfa) başta olmak üzere 6 sancaktan oluşan Reqa’ya yönelik Osmanlı yönetimi, özel bir iskan politikası uygulayarak Beydili ve Bozulus Türkmenlerini Fırat Irmağı boyunca yerleştirmeye çalışmış, ancak bu girişimleri başarısızlıkla sonuçlanmıştı.


Kürtler sistemli olarak eritildi

Suriye’nin en büyük üçüncü vilayeti olan Reqa’da, çoğunlukla Sünni-Arap kimlikli güçlü ve büyük aşiretler yaşıyor. Bu Sünni-Arap nüfusun Irak’ın batısındaki Sünni-Arap aşiretlerle de güçlü bağları ve ilişkileri sözkonusu.

Kuzeyinde yer alan Eyn Îsa’da olduğu gibi kentte büyük bir Kürt nüfus da yaşıyordu, fakat bu nüfus zaman içinde sistematik bir şekilde eritildi. Suriye iç savaşının başlaması ardından da Kürt halkına yönelik sistemli saldırı ve göçertme politikaları katmerleşerek sürdü. Rakka’da, gerek 2011-2014 dönemindeki SUK işgali sırasında, gerekse de sonrasında DAİŞ işgali altına girilmesinden sonra Kürtlere yönelik katliamlar artarken, bölgenin tamamen Kürtsüzleştirilmesi için bugün dahi saldırılar sürüyor.


Bağlantı noktası

Reqa, aynı zamanda Suriye’nin büyük şehirleri ile Irak’ın Musul, Bağdat gibi batı şehirleri arasındaki ticaret yollarının birbirine bağlayan stratejik bir nokta konumunda. Yarısı çöl olan kentin doğu kısmından Irak’a rahat ulaşılabiliniyor. DAİŞ çetesinin burayı başkentleri olarak seçmesinin sebebi de bu stratejik konumundan kaynaklı. 

Kentin tanık olduğu en büyük değişiklik, 1970’lerden itibaren görülmeye başlandı. Fırat Nehri yakınlarında devasa bir hidroelektrik barajı inşa edildi. Yine bölgedeki büyük tarım projeleri, Suriye’nin diğer kentlerinden on binlerce kişiyi kente çekti. Bu nedenle kentin ve bölgenin demografisini de değişti. 


Petrol ticareti 

Suriye’de, 2011’de başlayan ayaklanma öncesinde kullanılan petrolünün yüzde 60’ına sahip Deyr-ez Zor, ülke petrol yataklarının yaklaşık yüzde 40’ına sahip Hesekê eyaletinin bir kısmı ve yine irili ufaklı petrol kuyularının olduğu Reqa eyaletinin tamamı DAİŞ’in elinde.

Temmuz 2014’te Şam’dan yapılan açıklamaya göre, Suriye’nin günlük 385 bin varili bulan petrol üretimi, iç savaşla birlikte günlük 164 bin varile indi. Ancak DAİŞ en büyük petrol sahalarının bulunduğu Deyr-ez Zor, Reqa ve Hesekê’nin bir bölümünü ele geçirdikten sonra Esed rejiminin kontrolündeki üretim, günlük 28 bin varile kadar indi. Bu rakama, Hasekê’nin diğer bölümünü elinde tutan Kürtlerin ürettiği petrol dahil değil.

DAİŞ bölgede bulunan petrol rafinelerinden çıkardığı petrolü, Suriye, Irak, Güney Kürdistan, Türkiye, Qatar ve Baas rejimine satışını yine Reqa üzerinden sağlıyor.