Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2016 yılı Ekim ayı İşgücü İstatistiklerini açıkladı. Buna göre Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2016 yılı Ekim döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 500 bin kişi artarak 3 milyon 647 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 1,3 puanlık artış ile yüzde 11,8 seviyesinde gerçekleşti. Aynı dönemde; tarım dışı işsizlik oranı 1,5 puanlık artış ile yüzde 14,1 olarak tahmin edildi. 

Gençlerin yüzde 20’den fazlası

Genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik oranı 1,9 puanlık artış ile yüzde 21,2 olurken, 15-64 yaş grubunda bu oran 1,3 puanlık artış ile yüzde 12 olarak gerçekleşti. 

İstihdam oranı kıpırdamadı

İstihdam edilenlerin sayısı 2016 yılı Ekim döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre 411 bin kişi artarak 27 milyon 267 bin kişi, istihdam oranı ise değişim göstermeyerek yüzde 46,2 oldu. 

İstihdamın yarısı hizmetlerde

Bu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 168 bin kişi azalırken, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 579 bin kişi arttı. İstihdam edilenlerin yüzde 19,5’i tarım, yüzde 19,4’ü sanayi, yüzde 7,6’sı inşaat, yüzde 53,6’sı ise hizmetler sektöründe yer aldı. Önceki yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında tarım sektörünün istihdam edilenler içindeki payı 0,9 puan, sanayi sektörünün payı 0,6 puan azalırken, inşaat sektörünün payı değişim göstermedi, hizmet sektörünün payı ise 1,6 puan arttı.

İşgücü 2016 yılı Ekim döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre 911 bin kişi artarak 30 milyon 914 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,8 puan artarak yüzde 52,4 olarak gerçekleşti. Aynı dönemler için yapılan kıyaslamalara göre; erkeklerde işgücüne katılma oranı 0,2 puanlık artışla yüzde 72,1, kadınlarda ise 1,3 puanlık artışla yüzde 33,1 olarak gerçekleşti. 

Çalışanların yüzde 34’ü kayıtdışı

Ekim 2016 döneminde herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların oranı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,3 puan artarak yüzde 33,9 olarak gerçekleşti. 

Mevsim etkilerinden arındırılınca


Mevsim etkilerinden arındırılmış istihdam bir önceki döneme göre 23 bin kişi azalarak 27 milyon 312 bin kişi olarak tahmin edildi. İstihdam oranı 0,1 puanlık azalış ile yüzde 46,3 oldu. Mevsim etkilerinden arındırılmış işsiz sayısı bir önceki döneme göre 117 bin kişi artarak 3 milyon 611 bin kişi olarak gerçekleşti. İşsizlik oranı 0,4 puanlık artış ile yüzde 11,7 oldu. Mevsim etkilerinden arındırılmış işgücüne katılma oranı bir önceki döneme göre 0,1 puanlık artış ile yüzde 52,4 olarak gerçekleşti. Ekonomik faaliyete göre istihdam edilenlerin sayısı, tarım sektöründe 69 bin, inşaat sektöründe 42 bin kişi azalırken, sanayi sektöründe 22 bin, hizmet sektöründe ise 66 bin kişi arttı.  


Emeklinin parası cebe giremedi


Dolar/TL geçen yıl sonundan beri yüzde 5.5 arttı, memur daha maaşını almadan zammın en az 65’i uçtu. Asgari ücretteki 104 liralık artışın 77.5 lirası kur farkına gitti.

Cumhuriyet’ten Pelin Ülker’in haberine göre; geçen yılın sonundan bu yana dolar kuru yüzde 5.5 artarken, hem asgari ücretliye hem memura hem de emekliye yapılan maaş zamları bu artışla birlikte eridi. Asgari ücret zammının üçte ikisi kur artışıyla birlikte havaya uçtu. Dolar kuru 2017 yılına ait asgari ücretin belirlendiği 29 Aralık 2016 günü serbest piyasada 3.5320 seviyesinden kapanmıştı. Kurun Cumartesi günkü kapanışı ise 3.7270 seviyesinden oldu. Buna göre dolar/ TL söz konusu tarihler arasında 19.5 kuruş yani yüzde 5.5 yükseldi.

Dolardaki bu yükseliş de reel ücretlerin erimesine yol açtı. Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 2017 yılı asgari ücretini brüt bin 777.50, net bin 404 lira olarak belirlemişti. Asgari ücrete enflasyon yüzde 6.5 baz alınarak 104 lira zam yapılmıştı.

77.5 lira zarar

Bin 404 lira asgari ücretin karşılığı belirlendiği tarihte 397.5 dolar ediyordu. Oysa kur artışıyla birlikte bu rakam 376.7 dolara geriledi. Asgari ücretli daha yılbaşından iki hafta geçmişken 20.8 dolar zarar etti. Zararı Türk Lirası’na çevirdiğimizde 77.5 lira ediyor. Bu da gösteriyor ki asgari ücretliye yapılan 104 lira zammın 77.5 lirası yani 75’i kurla eridi.

Cebine girmeden uçtu

Memura ise yılbaşında yüzde 3 zam yapıldı. Kurdaki yüzde 5.5’lik artış bu zammın da havaya uçtuğunu gösteriyor. Memur maaşları da emekli maaşları da daha cebe girmeden kur farkına kurban gitti. 

Bu arada, memur emeklilerinin maaşlarına da toplu sözleşme gereği yüzde 3 zam yapıldı. SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin maaşlarına ise geçen yılın son 6 aylık enflasyonu olan yüzde 4.73 oranında zam geldi. Kur artışı bu zam oranlarını da geçti.

Geçen sene Temmuz ayında Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) emeklisi olan kişilerin aldıkları en düşük maaş bin 288 TL iken bu parayla 365 dolar alınabiliyordu. Vergi iadesi haricinde 2017 yılının Ocak ayında bu kişilerin alacakları maaş bin 350 TL’ye çıktı. Ancak bu rakamla sadece 362 dolar alınabiliyor. SSK emeklisine gelen 62 lira zammın 11.2 lirası yani yüzde 18’i kur farkına giderken gerçek zam miktarı 50.8 lirada kaldı.

Bağkur esnaf emeklilerinin en düşük maaşı bin 163 TL’den bin 204 TL’ye yükseldi. Maaşa 41 lira artış yapılırken kur farkı zararı 6.3 dolar yani 23.5 lirayı buldu. Böylece zammın yüzde 57.3’ü kur artışına gitti.

Memur emeklilerinde en düşük maaş 79 TL artışla bin 752 TL oldu. Ancak bunun 13.8 lirası kur artışıyla birlikte eridi. Gerçek zam 65.2 lira oldu.

SSK emeklileri bu ayın 17’si ile 26’sı arasında, Bağ-Kur emeklileri ise 25-28 Ocak arasında yeni maaşlarını ceplerine koyacak.


Dolar artınca ne oluyor?

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın aldığı kararlarla Cuma günü 3.72 TL’ye kadar inen dolar, haftaya 3.76 TL seviyelerinden başladı. Merkez Bankası’nın miktar yöntemiyle repo ihalesi açmaması sonrası dolar 3.72 TL’ye indi. Günün ikinci yarısında kurlar yeniden 3.79 TL’nin üzerine çıktı

Geçen hafta 3.9421 TL tarihi zirvelerini gören ve Merkez Bankası’nın aldığı önlemlerle Cuma günü 3.72 TL’ye inen dolar, yeni haftaya 3.76 TL seviyesinden başladı. Merkez Bankası’nın miktar yöntemiyle repo ihalesi açmaması sonrası dolar 3.72 TL’ye geriledi. Fakat günün ikinci yarısında gelen alımlarla dolar kuru yeniden 3.79 TL’nin üzerine çıktı. Euro ise 4.01 TL’yi aştı. 

Merkez Bankası geçen hafta iki kez Bankalararası Para Piyasası’nda bankaların borç alabilme limitlerini düşürmesi ve gerekirse yeni adımlar da atabileceğini belirtmesi ile dolar/TL tarihi zirveden yönünü aşağı çevirirken bu hafta da gözler Merkez Bankası’nda olmaya devam edecek.

Bankacılar, Merkez Bankası’nın Borsa İstanbul bünyesindeki repo pazarlarında yüzde 8.5 ile bir miktar fonlama sağladıktan sonra kotasyonunu şu an için kaldırdığını söyledi. Likidite yöntemleriyle TL’yi sıkılaştırmaya devam eden Merkez Bankası Cuma günü yazılı açıklamasında, “Gerekli görülen günlerde Borsa İstanbul bünyesindeki repo pazarlarında Merkez Bankası tarafından yapılan fonlama tutarı sınırlandırılabilecektir” demişti. Bir bankanın likidite masası yöneticisi, “Merkez Bankası Cuma günü açıkladığı üzere bugün Borsa İstanbul bünyesindeki repo pazarlarında sağladığı fonlamayı sınırladığını öngörüyoruz. Merkez Bankası buradaki yüzde 8.5 kotasyonunu çekti. Henüz tam olarak sınırladı diyemiyoruz çünkü gün içinde tekrar kotasyon verme ihtimali her zaman var. Ancak kotasyon vermemesi durumunda bankalar yaklaşık 15 milyar TL’yi yüzde 8.5’in üzerinde yüzde 10 ya da yakın bir faizden fonlamak zorunda kalacaklar” dedi. 

 Merkez Bankası geçen hafta ortasından beri uyguladığı fonlama adımlarıyla TL’nin maliyetini artırarak kurdaki oynaklığı sınırlıyor.

Merkez Bankası, TL’deki sert değer kayıplarının ardından Salı günü yabancı para cinsi zorunlu karşılık oranlarında indirime giderken, bankalararası para piyasasında bankaların borç alabilme limitlerini 22 milyar TL’ye düşürmüştü. 
Cuma günü ise bu tutar 11 milyar TL’ye çekilirken, Merkez Bankası gerekli görülen günlerde Borsa İstanbul bünyesindeki repo pazarlarında Merkez Bankası tarafından yapılan fonlama tutarının sınırlandırılabileceğini açıkladı.

Yine Saray’ına çekti

Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan, dolardaki hareketliliği görüşmek üzere dün saat 16.00’da ekonomi zirvesini topladı. Reuters, toplantıya bakan ve üst düzey bürokratların yanında Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’nın da katılacağını duyurmuştu.

Türkiye gibi dış finansmana bağımlı ülkeler için doların yükselişi her vatandaşı yakından ilgilendiriyor.

* Kur yüzde 10 değer kazandığında maliyetler arttığından enflasyon 1.5 puan artıyor.

* İğneden ipliğe her şeye zam geliyor. Artan fiyatlar tüketimi yavaşlatıyor.

* Asgari ücret ve diğer ücretler reel anlamda geriliyor.

* İthal girdiye bağımlılık nedeniyle ihracat olumsuz etkileniyor. Sanayide 100 dolarlık ihracat için 70 dolarlık ara malı ithalatı yapılıyor.

* Şirketlerin döviz borcu yükselirken yatırımlar olumsuz etkileniyor. Döviz açığı yüksek 11 büyük şirkette hedge oranı yüzde 0-50 arasında değişiyor.

* Enflasyonun yükselmesi şu an eksi 0.49 olan reel faizin daha da düşmesi, bu da tasarrufların getirisinin azalması demek.

* Bu da tasarrufların düşük olduğu Türkiye’de cari açığın daha da artacağı anlamıyor geliyor.


  Hayat daha da pahalılaşıyor

Maaşlar bir yandan kur artışıyla erirken diğer yandan yükselen enflasyondan da olumsuz etkilenecek. Yılbaşında vergi, harçlar ve cezalar zamlanırken benzin fiyatları iki kez arttırıldı. Zamların ve kur artışının gelecek aylarda enflasyona yansıması bekleniyor. Hava şartlarından dolayı meyve sebze fiyatları da üç dört katına çıktı.

 Benzin fiyatlarına yılbaşından bu yana yüzde 4.4 oranında zam geldi. Alkollü içki ve tütün mamullerinde Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) oranı yüzde 10 ile 27.5 arasında artırıldı. Alkolde maktu vergi yüzde 10 yükseldi. Motor silindir hacmi 1600 cc’yi geçmeyen araçlarda ÖTV oranı yüzde 45’ten yüzde 60’a çıkarıldı.

 Vergi ve harçlar bu yıl yeniden değerleme oranıyla yüzde 3.83 arttı. Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV) en düşük 68 liraya, en yüksek de 23 bin 586 liraya çıkarıldı. 

Altı aylık pasaport harcı 115.9 liraya yükseldi. Ehliyet harcı B sınıfı için 418.3 lira oldu. Cep telefonlarından alınan özel iletişim vergisi 47.7 liraya yükseldi. 


Dış borç ödemesi: 163.3 milyar dolar

Türkiye’de kamu ve özel sektörünün, Kasım sonu itibarıyla bir yıl içinde ödemesi gereken dış borç tutarı 163.3 milyar dolar düzeyine ulaştı.

Merkez Bankası’nın verilerine göre, Kasım sonu itibarıyla, orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç verisi kullanılarak hesaplanan kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç stoku, 163,3 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. 

Merkez Bankası verilerine göre, Kasım sonu itibariyle kısa vadeli olarak alınan dış borçlar ise 100.8 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu dönemde, bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku yüzde 6.9 azalarak 60.5 milyar dolara gerilerken, banka dışı sektörlerin kısa vadeli dış borç stoku yüzde 8.0 artarak 40.2 milyar dolara çıktı. 

Bankaların yurtdışından kullandıkları kısa vadeli krediler, 2015 yıl sonuna göre yüzde 30.6 azalışla 15.8 milyar dolara, yurtdışı yerleşiklerin döviz tevdiat hesabı yüzde 5.0 azalarak 14.5 milyar dolara indi. 

Diğer sektörler altında yer alan ithalat borçları, 2015 yıl sonuna göre yüzde 6.5 artışla 31.4 milyar dolara çıktı. 

Borçlu bazında incelendiğinde, çoğunluğu kamu bankalarından oluşan kamu sektörünün kısa vadeli borcu 2015 yıl sonuna göre yüzde 15.3 artarak 16.8 milyar dolara çıkarken, özel sektörün kısa vadeli dış borcu yüzde 4.2 azalarak 83.9 milyar dolara geriledi.  Kısa vadeli dış borç stokunun döviz kompozisyonu yüzde 51’i dolar, yüzde 30.6’’sı euro, yüzde 15.6’sı TL ve yüzde 2.8’i diğer döviz cinslerinden oluştu. 


Bütçe açığı 29.3 milyar TL

Türk Maliye Bakanı Naci Ağbal, “2016 bütçesi 29.3 milyar TL açık verdi” dedi.

Maliye Bakanı Naci Ağbal 2016 yılı bütçe gerçekleşmelerini açıkladı. Geçen yıl bütçe giderleri 583,7 milyar lira, bütçe gelirleri 554,4 milyar lira, bütçe açığı ise 29,3 milyar lira olarak gerçekleşti. Ağbal, “Sene başında 29,7 milyar lira olarak öngördüğümüz bütçe açığı, 2016 yılı başlangıç hedefimizin 430 milyon lira altında gerçekleşmiştir” dedi.

Vergi affı sayesinde

Ekonomist Prof. Dr. Aziz Konukman ise vergi affı ve yeniden yapılandırma politikasından elde edilen bir defalık gelirle hedefin tutturulduğunu belirtti. Prof. Dr. Aziz Konukman, “Ekim ayında 10 aylık rakamlarda KDV muazzam düşmüştü, bir önceki yıla göre. Ancak vergilerdeki yeniden yapılandırma, ‘vergi affı‘ meselesi bütçe açığını kurtardı. Ancak bunlar bir defalık gelirlerdir. Bir defalık gelirlerle hedef tutturmak ya da öngörülere yakın rakamlara gelmek ileri dönemlerde sorunlar yaşatacaktır. Tedbir almazsanız, rehavete girersiniz sıkıntılar sizi bekler” değerlendirmesi yaptı.

Ekonomist Konukman, Türkiye gibi ekonomisi daralan ülkelerde bütçe hedeflerinin tutturulmasında bir defalık gelirlerin etkili olacağını söyledi.

Emekçilere haksızlık yapılıyor

Hükümetin “vergi affı” ve “yeniden yapılandırma” gibi politikaları sıkça başvurduğunu hatırlatan Konukman, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: “Vergi borcu olanlar bu borcunu kredi gibi kullanıyor. Sonra da ‘nasıl olsa af gelecek, yapılandırma gelecek’ diye düşünüp bekliyorlar. Ama bu vergi almanın meşrutiyetini sorgulatıyor. Stopaj olarak vergisini ödeyen emekçi kesimlere haksızlık yapılıyor. Gelir vergisinin üçte ikisini ödeyen emekçi kesimlere haksızlıktır bu. Stopaj yoluyla gelirleri kesiliyor, dolaylı vergi ile tepsine biniyorsun emekçi kesimlerin. Ama daha az vergi ödeyen mülk sahibi sınıfı da rahatlatıyorsun. Vergiyi ödeyenler enayi yerine koyuluyor. Yurttaşlık bilincinin, yurttaş olmanın olmazsa olmaz koşulu zedeleniyor. Kaldı ki emekçilerin ödediği vergiler yol-su-hizmet olarak geri dönmüyor.”


Doğrudan yatırım azalıyor

Türkiye’de yaşanan gelişmeler nedeniyle ülkeye yatırımcı gelmiyor, mevcut yatırımcılar da kaçıyor.

Ekonomi Bakanlığı’nın resmi internet sitesi, 2016 için Ekim ayına kadar olan uluslararası doğrudan yatırım verilerini sunuyor ve 2015’in aynı dönemi ile mukayese yapma olanağı veriyor. Tabloya göre 2016’nın ilk üç çeyreğinde uluslararası doğrudan sermaye girişi yüzde 64,4 oranında azalırken, tasfiye edilen sermaye miktarı yüzde 70,7 oranında artmış.


1.5 milyon kişi kredisini ödeyemedi

Bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcu nedeniyle hakkında yasal takip başlatılan kişi sayısı geçen yılın ilk on bir ayında 1 milyon 220 bin kişiye ulaştı. Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezinin banka verilerinden yaptığı derlemeye göre, bu süre içinde 902 bin kişi kredi kartı borcundan, 667 bin kişi de bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe alındı. 

Enflasyon dinlemedi 

Birleşik Metal-İş Sendikası Sınıf Araştırmaları Merkezi (BİSAM), enflasyon ve hayat pahalılığı raporunu açıkladı. Raporda, yüzde 8,53 olarak açıklanan yıllık enflasyonun yevmiyeli çalışanlarda yüzde 9,35 olarak gerçekleştiği vurgulandı. Yıllık enflasyonun yüzde 7,60’a yükselmesi bekleniyordu. 


Hazine 4,9 milyar lira borçlandı

Hazine Müsteşarlığı, düzenlediği iki tahvil ihalesinde piyasaya toplam 4 milyar 877,9 milyon lira borçlandı. Hazine, ilk ihalede 5 yıl (1.722 gün) vadeli, 6 ayda bir yüzde 4,60 kupon ödemeli sabit kuponlu devlet tahvilinin yeniden ihracını yaptı. İhalede basit faiz yüzde 11,25, bileşik faiz yüzde 11,56 oldu. Bir yandan faizlerin düşürülmesine yönelik baskılar, diğer yandan faizsiz sistem propagandası ile gelinen noktada Hazine her yeni borçlanmasını daha yüksek maliyetlerle yapmaktadır. Tutarsız bir siyasetin iktisadi alandaki maliyetlerine halklarımız katlanmaktadır. Hazinenin borçlanması demek, halkın geleceğinin ipotekleştirilmesi anlamını taşır. 


Yumurta yüzde 30 pahalı

Tarım ürünleri üretici fiyat endeksi (Tarım – ÜFE), 2016 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 3,51, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 1,33, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 1,33 ve on iki aylık ortalamalara göre ise yüzde 2,89 artış gösterdi.

TÜİK’e göre; aylık en fazla artış tek yıllık bitkisel ürünler ana grubunda gerçekleşti. Ana gruplarda bir önceki aya göre değişim; tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 7,46, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 3,17 artış, çok yıllık bitkisel ürünler de ise yüzde 5,68 azalış gerçekleşti.

Alt tarım gruplarından; canlı kümes hayvanları ve yumurtalar yüzde 30,29, çeltik yüzde 5,77, yağlı meyveler yüzde 2,50 artış gösterirken, turunçgiller yüzde 5,39, diğer ağaç ve çalı meyveleri ile sert kabuklu meyveler yüzde 1,75 azalış gösterdi.


Dolar 4 seviyesini aşabilir 

Londra’da Nomura’nın gelişen piyasa stratejisti Henrik Gullberg, “Dolar/TL’nin, TCMB yılın ikinci yarısında yeterli tepki vermesi ve TL’nin istikrar kazanmasından önce, 2017’nin ilk yarısında 4.00 seviyesinin üstünü görmesini bekliyoruz” dedi. Döviz piyasalarında Ocak ayı başına kadar yaşanan gelişmeler sonrasında kırılgan ekonomilerde bir kısmi toparlanma gelmesine karşılık, Türkiye ekonomisinde yılbaşından bugüne kadar yaşanan gelişmeler sonucu TL yüzde 8 civarında değer yitirdi. Bu sonuçlar, yaşanan gelişmelerin tamamen Türkiye ekonomisine ve siyasetine bağlı hareket ettiğini gösteriyor. Savaş ve tek adamcılık anlayışı ekonomideki felaketin yegâne nedeni olarak karşımızda.


 ANKARA