Türkiye Merkez Bankası’nın toplam rezervler 13 Aralık 2013'teki tarihi zirvesine göre yüzde 22 geriledi. Sadece 2020’de ödemesi gereken dış borcu 170 milyar dolar. Hazinesi 40.4 milyarlık açıkla tarihi rekor kırdı. Moody’s’ten sonra Dünya Bankası da büyüme tahminini düşürdü.
Türkiye Merkez Bankası'nın brüt döviz rezervi bir haftada 5 milyar 833 milyon dolar düşüş gösterdi. Üç hafta önce 200 milyar doların üzerindeki döviz hesaplarındaki tutar da geçen hafta 3,3 milyar dolar daha azaldı ve 194 milyar 148 milyon dolara indi. Oysaki ülkenin temel kaynakları 95 milyar dolar. Dünya Bankası, bugün açıkladığı son raporunda Türkiye için 2020 büyüme tahminini yüzde 0,5'e indirdiğini duyurdu. Merkez Bankası'nın hesaplamalarına göre reel sektör firmalarının daha Ocak itibarıyla 300.4 milyar dolarlık döviz borcuna karşılık, 125.2 milyar dolarlık varlığı var. Ekonomistler Alp Altınörs ve Özgür Müftüoğlu, hükümetin boş paketleriyle baş edilecek bir durum yok.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, bir önceki hafta 64 milyar 81 milyon dolar olan rezerv, 3 Nisan ile sona eren haftada 58 milyar 248 milyon dolara geldi. Merkez Bankası altın rezervi 31 milyar 325 milyon dolardan 31 milyar 306 milyon dolara gerilerken; toplam rezerv 95 milyar 406 milyon dolardan 89 milyar 554 milyon dolara düştü. Toplam rezervler, 13 Aralık 2013'te 115 milyar 144 milyon dolar ile tarihin en yüksek seviyesini görmüştü. Böylece Merkez Bankası'nın toplam rezervleri, geçtiğimiz hafta itibarıyla tarihi zirvesine göre yüzde 22 gerilemiş durumda.
2019 yıl sonu itibarıyla, Merkez Bankası toplam rezervleri 106 milyar 319 milyon dolar, döviz rezervi 81 milyar 240 milyon dolar, altın rezervi 25 milyar 79 milyon dolar seviyesindeydi.
Bir haftada 3,3 milyar dolar satış!
Merkez Bankası, 3 Nisan'da sona eren haftaya ilişkin para ve banka istatistiklerini yayımladı. Bu verilere göre, bir önceki hafta 197,4 milyar dolara olan yurt içi yerleşiklerin döviz hesapları 3,3 milyar dolarlık sert bir düşüşle 194 milyar 148 milyon dolara geriledi. Geçtiğimiz hafta itibarıyla yurt içi yerleşiklerin toplam döviz tatarının 118 milyar 346 milyon dolarını yurt içinde yerleşik gerçek kişiler, 75 milyar 802 milyon doları da yurt içinde yerleşik tüzel kişilerin mevduat hesapları oluşturdu. Bir önceki haftaya göre, geçtiğimiz hafta bireysel hesaplardaki döviz çıkışı 2,2 milyar dolar olurken; tüzel kişilerin hesaplarındaki döviz tutarı 1,1 milyar dolar azaldı.
Yurt içi yerleşiklerin döviz hesaplarında 106 milyar 966 milyon doları olurken, euro hesapların dolar karşılığı ise 65 milyar 603 milyon dolar oldu. Bir önceki hafta döviz hesaplarının 106 milyar 751 milyon doları olurken, euro hesapların dolar karşılığı ise 68 milyar 442 milyon dolar oldu.
Dünya Bankası da düşürdü
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, G20 ekonomileri hakkında geçtiğimiz günlerde yayımladığı araştırmasında, Türkiye’nin 2021’de ancak yüzde 0,8 büyüyeceği öngörülürken, gelişmekte olan G20 ülkeleri arasında ekonomisinin en ciddi etkilenen ülke olacağını kaydetti. Mody’s’in ardından Dünya Bankası da Türkiye'nin büyüme tahminini düşürdü.
Reuters’e göre Dünya Bankası, bugün açıkladığı son raporunda Türkiye için 2020 büyüme tahminini yüzde 0,5'e indirdiğini duyurdu. Banka, salgın öncesi Türkiye'nin yüzde 3 büyüyeceğini öngörüyordu. Banka'nın Türkiye için 2020 yılı enfyasyon tahmini yüzde 11. Banka, Türkiye'nin bütçe açığının GSYH'ya oranının 2020’de yüzde 4,5'e yükseleceğini öngördü.
Borçlar, varlıklarının iki katı
CHP'nin hazırladığı ekonomi raporunda, reel sektörün döviz pozisyonundaki açığın, Ocak’ta 175.2 milyar doları bulduğuna işaret edilerek, Merkez Bankası'nın hesaplamalarına göre reel sektör firmalarının Ocak itibarıyla 300.4 milyar dolarlık döviz borcuna karşılık, 125.2 milyar dolarlık varlığı olduğu belirtildi.
Salgının, Türk Lirası'nın da değer kaybı yaşamasına neden olduğunun belirtildiği raporda “Bu dönemde TL cinsinden mevduatlar 102.1 milyar lira artarak 1 trilyon 361 milyar liraya yükselirken, döviz cinsinden mevduatlar 152.3 milyar lira artarak 1 trilyon 460 milyar liraya (220.3 milyar dolara) çıktı.
Döviz mevduatlarında dolar cinsinden 702 milyon dolarlık azalma yaşandı. Bunun kriz nedeniyle artan TL ihtiyacının döviz mevduatlarının satılmasıyla karşılandığı tahmin ediliyor” değerlendirmesi yapıldı.Mevduattaki dolarizasyon oranının yüzde 51.8'e ulaştığına işaret edilen CHP'nin raporunda gerçek kişilere ait mevduatlarda bu oranın yüzde 52.7 olduğu ifade edildi.
Raporda “Zamanında ödenmediği için takibe alınan krediler yılbaşından bu yana 591 milyon lira azalarak 1 Nisan itibarıyla 151.6 milyar lira oldu. Bankaların toplam aktifleri son bir yılda yüzde 19.7 büyüyerek Şubat 2020 sonunda 4.7 trilyon liraya yükseldi” denildi.
Vatandaşın borcu artıyor
Rapora göre iktidarın salgının yol açtığı krizi “daha çok borçlanarak aşın” diye yol gösterdiği vatandaşın, bankalara olan tüketici kredisi ve kredi kartı borçları 20-27 Mart haftasında 2.1 milyar lira daha artarak 634.2 milyar liraya yükseldi. Söz konusu haftada tüketici kredileri 2 milyar lira, kredi kartı borçları 100 milyon lira artış gösterdi. Vatandaşın bankalara olan tüketici kredisi ve kart borçları yılbaşında bu yana 43.7 milyar lira arttı. 27 Mart itibarıyla 634.2 milyar lira olan borcun 519.5 milyar lirası tüketici kredilerinden, 114.7 milyar lirası da kredi kartlarından kaynaklanıyor. Bu dönemde tüketici kredileri 45 milyar lira artarken, kredi kartı borçları ise 1.2 milyar lira azaldı.
Yeni finansman krizi
MA’nın sorularını yanıtlayan ekonomist Alp Altınörs, Türkiye’nin uluslararası piyasalarda güvenilir bir ülke olmadığını ve mevcut güvensiz konumundan dolayı yeni bir finansman kriziyle karşı karşıya geleceğini söyledi. Özellikle Merkez Bankası’nın faiz oranlarında gittiği düşüşün, Türkiye’yi daha zor bir süreçle karşı karşıya bıraktığını söyleyen Altınörs, son 6 aydaki sermaye çıkışının ciddi boyutlara ulaştığını, yine hazine tahvillerindeki yabancı payının yarıya kadar düştüğünü hatırlattı. Türkiye’nin doğrudan yabancı yatırım konusunda ciddi bir liman olmadığını, ancak ara sermayesi için hala yatırım yapılabilir bir ülke olduğunu anımsatan Altınörs, “Türkiye gibi ülkelerde negatif real faiz olduğu zaman yabancı sermayeyi tutmak mümkün değil” dedi.
Altınörs, para akışı seyrindeki tersi dönüşün Türkiye’yi dolarla borçlanmaya ittiğini ve bu borcu ödeyip ödemeyeceği konusunun ciddi bir finansman krizi yarattığını vurguladı. Altınörs, “Bakın şu anda Türkiye tahvil borsalarında dolara yüzde 8 faiz ödeyerek borçlanabiliyor. ABD piyasalarına baktığımız zaman, 10 yıllık bonoları yüzde 0,5 gibi bir rakamla borç verilirken, Türkiye, yüzde 8 oranında dolara faiz vererek borçlanıyor. Bunun nedeni ise Türkiye’ye güvenmemeleri” şeklinde konuştu
Borçlarını ödeyemeyeceği izlenimi
CDS primi 300’ün üzerinde olan ekonomiler, aşırı kırılgan. Türkiye’nin CSD primi ise 600’e yaklaştı. Bu verinin de artık borçlarını ödeyemeyeceği yönünde ciddi izlenimler verdiğine dikkat çeken Altınörs, “Bu durum Türkiye’nin şu anda borç bulamaması anlamına gelmiyor ama yüksek faizle borç bulabilir. Şimdi Türkiye sürekli olarak kendi para birimi karşısında değer kazanan dolarla ile borç alıyor ve üstüne bir de yüzde 8’lik faizle bunu yapıyor. Dolayısıyla Türkiye dış kaynağı ancak bu şekilde bulabilir. Bu durumda giderek yeni bir finansman krizin kapısını aralayacak” şeklinde konuştu.
Sağlık harcamaları küçük kısmı
Ekonomist Özgür Müftüoğlu ise MA’ya yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin diğer G20 ülkelerine göre salgın ile mücadelede en az bütçeyi ayıran devlet olduğunu hatırlatarak, sağlık harcamalarının bunun çok küçük bir kısmını oluşturduğunu söyledi. Müftüoğlu, salgın ile mücadele için açıklanan bütçenin büyük kısmının zora düşen şirketleri kurtarmak için ayrıldığını belirterek, “Bir miktar esnafın kamu borçlarının ötelenmesi için ayrılmış. Bir kısım da önce 100 bin kişiye verileceği söylenen daha sonra 2 milyona çıkarılan sosyal yardıma ayrılmış. Bunun dışında zaten işten çıkartılan kişilere yönelik, kısa çalışma ödeneği, işsizlik sigortası fonundan yani işçilerin kendi kaynaklarından kullanılacak. Bundan da çok sınırlı sayıda çalışan yararlanabilecek” şeklinde konuştu.
Bağışlarla çözülecek gibi değil
Müftüoğlu, küçük esnaf ve işten çıkarılan binlerce işçinin en temel ihtiyaçlarını karışlamaktan yoksun olduğunu belirterek, devletin bu insanlar için çözüm üretmediğini söyledi. Müftüoğlu, devletin süreci bağış kampanyası ile yürütmeye çalıştığına işaret ederek, böylesine büyük bir ekonomik krizin bağışlarla atlatılabilmesinin ise mümkün olmadığını kaydetti. Müftüoğlu, “Türkiye’nin sadece 2020 yılında ödemesi gereken dış borcu 170 milyar dolar. Oysaki ülkenin temel kaynakları 95 milyar dolar. Yani büyük bir kaynak eksikliği var. Dolayısıyla bu süreç Türkiye ekonomisini daha da zora sokacak” dedi.
Kaynaklar silaha akmamalı
Kullanılmayan köprü ve otoyollar için ayırılan kaynakların kesilmesi gerektiğinin altını çizen Müftüoğlu, silahlanma harcamalarına da dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın 2019’da 111,4 milyar lira güvenlik harcaması yapıldığını açıkladığını hatırlatan Müftüoğlu, şunların altını çizdi: “Bu 2020 için de artarak devam edecek. Buradaki harcamalar, sağlık ve eğitim harcamalarını önüne geçiyor. Dolayısıyla Türkiye hem kendi içerisinde toplumsal barışı, hem de komşuları ile barışı sağlamalı. Böylelikle silahlanma için harcanan kaynaklar sağlığa aktarabilir.” HABER MERKEZİ
https://ozgurpolitika.com/ekonomi-cokuyor-hukumet-secim-havasinda/