BDP'nin 30 Mart yerel seçimleri ile birlikte hayata geçirdiği belediye eşbaşkanlık sistemi, kadınların Ortadoğu coğrafyasındaki geçmiş tarihli yönetim pozisyonuna ve dünyanın gözünün Mezopotamya topraklarına dönmesine yol açtı. Riha (Urfa) Büyükşehir, Bêrecuk (Birecik) ve Pirsus (Suruç) ilçelerinde eşbaşkanlık kimliği ile belediyeleri yönetmeye talip olan Leyla Akça, Aliye Kızıldamar ve Zuhal Ekmez, bu kadınlardan sadece üçü. Riha'da 5 bin yıllık erkek egemen zihniyetine maruz kalan kadınların fazlasıyla düşürüldüğüne işaret eden Büyükşehir Belediye Eşbaşkan Adayı Leyla Akça, "Urfa, kadının yoğun emeği ve yok edilişinin birlikte yürüdüğü bir kent. Biz artık bunun son bulmasını istiyor ve toplumun yönetiminde yer alarak bu düşürülmüşlükten çıkmak istiyoruz. Urfa tarihinde Kraliçe Zennuba ile Amazon kraliçeleri vardır. Ama erkek egemen sistem kadının tümden yönetimden çekilmesine sebep olmuştur" diye konuştu. Rojava'da kadınların neler yapabildiklerine tüm dünyanın şahit olduğunu ifade eden Akça, "Bizler de Urfa'mızda çağdaş Amazon Kraliçeleri olmak istiyoruz. Amazonların memleketinde yönetime ortak olacak ve mücadelemizle eşit toplumu yaratacağız" dedi.


Riha kadınla özüne kavuşacak

Riha'da iki kadından birisinin muhakkak şiddete uğradığını ve günde en az bir kadının intihar girişiminde bulunduğunu kaydeden Akça, "Bu sistem böyle gitmez. Mücadeleyle farkındalık yaratacağız. Kentimizi Amazon Kraliçeleri gibi yönetmeye talibiz. Urfa'da şu ana kadar kadına dair tek bir sosyal merkez yapılmamış. Biz kadınlar için sosyal alanlar yanında eğitim destek evleri açacağız. Kadının kendi emeğiyle, kendi ekonomisini güçlendirmesi için kadınlara özgü iş olanakları oluşturacağız. Urfa'ya kadınlar olarak yeni bir renk katacağız. Urfa'ya kadın eli değecek. Bu anlamda Urfa kadın sayesinde kendi özüne kavuşacak. Bunun için Urfalı kadınlardan büyük bir destek istiyoruz. Hep birlikte Urfa'yı kadın rengine bürüyelim."

Halklar zenginliklerden mahrum

BDP Birecik Belediye Eşbaşkan Adayı Aliye Kızıldamar, ilçenin Anadolu topraklarını, Mezopotamya topraklarına bağlayan bir kavşakta bulunduğunu, aynı zamanda Mezopotamya halklarının en eski halkları olan Kürtlerin, Arapların, Türklerin yaşadığı bir coğrafya olduğunu belirtti. Toplumsal zenginliğe, toplumsal birlikteliğe ve kardeşliğe ev sahibi yapan bir ilçenin adayı olduğunu söyleyen Kızıldamar, "Birecik, çok zengin doğal kaynaklara, kültürel zenginliklere, biyolojik çeşitliliğe ve çok verimli topraklara sahip. Ama bir o kadar da yoksun, geri kalmış, eğitimsiz ve elindeki bu zenginliklerden mahrum bırakılmış halklara ve kozmopolitik bir ilçeye sahibiz. Bu çok büyük bir çelişkidir. Ben bu çelişkiyi yakından görüyor, tanık oluyor ve aynı zamanda yaşıyorum. Bunu en çok da kadın olarak yaşıyorum. Çünkü bu kadar zenginliklerin bir arada var olduğu ver birlikte yaşadığı bir alan en çok kadınlar için yoksulluğu da beraberinde getirmiştir. Dolayısıyla bir kadın olarak bu halkın, bir bireyi olarak bu gidişata müdahale etmek istedim" dedi.

Herşeyi var ama hiç bir şeyi yok

Fırat'ın hep öte yakası olarak ifade edilen ve gerçekten de ötekileştirilen bir coğrafyanın ferdi olarak kendini halklara karşı sorumlu hissettiğini söyleyen Kızıldamar, yeni bir toplumsal projenin ve gerçekten halklara heyecan veren bu projenin bir parçası olarak yerini almak istediğini belirtti. En çok kadınlara görev düştüğünü, erkek egemen zihniyetin son bulması adına kadınların üstüne düşen görevi layıkıyla yapacaklarını düşündüğünü ifade eden Kızıldamar, "Fırat'ın böldüğü Birecik aslında bir sahil şehri niteliğindedir. Dünyanın en güzel tatlı su kaynaklarına sahip. Tarlalarımızı bahçelerimizi sulamayı bırakın, insanlarımız içme suyu olarak bu nimetimizden faydalanamıyor. Tarihte verimli hilal olarak bilinen ve bu kadar zenginliğe sahip Birecik'imiz tam bir betonarmeye dönüşmüş. En verimli topraklar birer birer imara açılıyor. Beraberinde göçler ve yoksullukları getirmiştir. Birecik ciddi anlamda bir turizm kaynağıyken bir gelir kaynağına çevrilmesi gerekirken maalesef bundan da yararlanamıyoruz. Suyumuzdan, toprağımızdan ve turizm kaynaklarımızdan yararlanamıyoruz" şeklinde konuştu.

Kadın yarattıklarının sahibi olacak

Yoksulluğun en alt kademesinde kadınların yer aldığını söyleyen Kızıldamar, şöyle konuştu: "Kadınlar yaşamı yeniden üretiyor. Emeğin en büyük sahibi kadınlardır. Tarımda, evde, işte her yerde kadın var. Fark edilmeyen, karşılığı olmayan bir emek var. Kararları hep erkekler alır ama uygulama ve emek boyutunda hep kadın vardır. Kadının ne siyasal ne de sosyal alanda yeri yok. Kadın bu yarattıklarının sahibi değil. Bizim BDP olarak demokratik ulus temelinde halkların birlikteliğine ve öz gücüne dayanan, halkların ortak ve eşit katılımına dayanan, kendi rengiyle, kimliğiyle, zenginliğiyle içinde yer alabileceği aynı zamanda cinsiyet özgürlüğünü hedefleyen yerinde ve yerel yönetim anlayışımız var. Dolayısıyla muazzam emeğin sahibi olan kadınları bir kere bu yönetim anlayışı içinde söz sahibi yapacağız. Kadının hesapçı, rantçı ve analitik zekaya sahip olan erkek egemen zihniyetten uzaklaştırarak, tamamen kendi güzelliğiyle söz sahibi kılacağız" dedi.

Pirsus'ta kadın kooperatifi
Bütün belediyelere kadının emeği ve rengini katacaklarını söyleyen Suruç Belediye Eşbaşkan Adayı Zuhal Ekmez ise, "Kadını erkekten ayıran birçok fark var. Kadının şeffaf ve disiplinli olması, kadını erkekten ayıran en büyük faktörlerinden birisidir. Bunlar da belediyeciliğin olmazsa olmazlarındandır. Kürt toplumuna baktığımızda erkekler hep ön planda, kadınlar ise hep arka planda kalmıştır. Kadınların sosyal hayata atılmalarını sağlayacağız. Şu an belediye bünyesinde herhangi bir kadın birimimiz yok. Öncelikle sosyal aktiviteler geliştirebilmelerini  ve örgütlenmelerini sağlayacak bir kadın birimini oluşturmayı düşünüyoruz. Bunun yanında kadın kooperatifi tarzında bir birim de oluşturulacak. Çalışan kadınlarımız  için kreş açmayı planlıyoruz" şeklinde konuştu.

20 bin ağaç dikilecek

Her yerde olduğu gibi Pirsus'ta da her şeyin erkek endeksli yapıldığını ifade eden Ekmez, "Kadına dair hiçbir şey yok. Bu kadının sosyal hayata katılmasına engel oluyor. Suruç'un yeşillenmesi için elimizden geleni yapacağız ve gerekirse evlerin bahçelerine bile ağaç dikeceğiz. Özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına 20 bin ağaç dikilecek. Bu projeleri kadınların emeği ve öncülüğünde gerçekleştireceğiz. Bu kent erkek egemenlikçi bir kent olmaktan çıkacak. Kadınlarımız dağlarda ve Rojava'da, zindanlarda birlikte mücadele ediyor. Bunu yerel yönetimlerimize yansıtacağız. Şunun farkındayız; Kürtlerin özgürleşmesi, toplumun özgürleşmesi, kadının özgürleşmesinden geçiyor. Bu şiarla kadının önünü açmaya çalışacağız."

 DİHA/RİHA