İsviçre’de kurulan ve 13 kişiden oluşan erbane grubu Daf Connection kurucusu Sultan Kara, erbaneye ilginin yüksek olduğunu, artık eğitmen yetiştirmeye başladıklarını, her halktan öğrencileri olduğunu dile getirdi.
PERVİN YERLİKAYA / LUDWİGSHAFEN
Erbane grubu Daf Connection Rojava direnişiyle dayanışmasını sahneye taşıyor. Grup kurucusu Sultan Kara, “Hiçbir sanatçı sessiz kalmamalıdır. Sanatçı bir adım öndedir ve bir insan bir çığlık atar bir kişi duyar ama sanatçı bir çığlık atarsa yüzler, milyonlar duyar” diyor.
Daf Connection isimli erbane grubunu ilk kez MLKP’nin Almanya’nın Ludwigshafen kentinde düzenlenen 25. yıl kutlamasında dinleme fırsatı buldum. Grubun “Bijî Berxwedana Rojava” diyerek gösterilerine giriş yapmaları salonda büyük alkışa ve sloganlara neden oldu. Grup elamanları siyah tişörtleri üzerindeki “Free Rojava”, “Defend Women Rojava” yazılarıyla da Rojava’yla dayanışma mesajı veriyordu.
Çoğunluğunu kadınların oluşturduğu grubun erbane performansı dinlenmeye değerdi. Grubun kurucusu Sultan Kara müziğe Med Kültür Merkezi’nde başlamış ve daha sonra bir grup kurmuş. İlk iş olarak erbane dersleri verdiğini söyleyen Sultan Kara “5 yıldır ders veriyorum ve ilk ders verdiğim kişilerle mevcut grubumuzu oluşturduk” diyor.
Erbanenin yeri başka
Daf Connection 13 kişilik bir gruptan oluşuyor. İsviçre Basel’de erbane dersleri veriyorlar ve 50’den fazla öğrencileri var. Sultan Kara 20 senedir kültür çalışmaları içinde yer alıyor. “İlk başta halk dansları ile başladım, daha sonra davul çalmayı öğrendim. O dönem erbanenin yavaş yavaş adı duyulmaya başlanmıştı. 12 yıldır erbane çalıyorum ancak bunun yanında bir çok enstrümanda çalıyorum. Bunlar darbuka, kafon, bongo, cembe ve sürekli bir şey eklemeye çalışıyorum. Ancak erbanenin önemi benim için hepsinden daha fazladır. Erbane özellikle biz Kürt kadınlarına ait bir enstrümandır ve bunu en iyi şekilde nasıl geliştirebiliriz ve yaşatabiliriz diye düşündüm hep” diyor.
“Sahneye erbaneler ile çıktık ama tabi bağlama, kaval, darbukamız da vardı. Sürekli yeni müzik aletleri katmaya devam edeceğiz” diyen Kara, grup olarak anonim parçalar için kendi aranjelerini yapıp çaldıklarını ve seslendirdiklerini belirtiyor.
Kadınlar ön planda
Basel’de erbane kursu veren Sultan Kara, aynı zamanda eğitmen yetiştiriyor. “Erbane son zamanlarda popüler oldu, bu yüzden çok iyi bir katılım var” diyen Kara erbanenin çok eski bir tarihe sahip olduğunu belirterek şöyle devam ediyor: “Onunla birlikte kadınlar müziğe geçiş yapmıştır. Bir dönemler erbane sadece dinlerde kullanılan ve müzikte kullanımı yasak olan bir enstrümandı. Daha sonra bu yasak aşılıp müzikte kullanıldı. Aslında erbane bir yönü ile kadını da ifade ediyor. Bizim grubumuzda sadece bir erkek erbane çalıyor. Benim için kadınların müzik alanında önde olması ve kendilerini bu alanda ön planda tutması çok önemlidir. Kadınlarla beraber bir şeyler yapabilmek çok güzel bir duygu.”
Farklı halklar da ilgili
Erbane kursunu 5 yıl önce başlattığını belirten Kara, “İsviçre’de her yerde öğretmen yok. Öğrencilerimin çoğunluğu Kürt kadınlardan oluşuyor ama Vietnamlı, Afrikalı, İsviçreli bir çok kültürden insanlarda geliyor. Şu an benim eğitim verdiğim öğrencilerim kurs vermeye başladılar. Bu kültürü devam etmemiz gerekiyor bu yüzden ben sadece öğrenci yetiştirmek değil, öğretmen de yetiştirmeye çalışıyorum. Bu büyük bir kültür ve bunun devam etmesi çok önemlidir. Üç ayrı bölgede öğretmenlerimiz ders veriyor. Yılda bir kez Temmuz ayında kamp düzenliyoruz ve bu kampa dünyanın her yerinden insanlar katılabilir” çağrısında bulunuyor.
İşgal sona ermeli
Rojava’daki işgale işaret eden Kara, “Biz sanatla uğraşan insanlar bu konuda duyarsız kalamayız. Aksine yapabileceğimiz birçok şey var. Bu işgal bir an önce durmak zorundadır. Bizler de kendi sahnemizde “Bijî Berxwedana Rojava” sloganını kullandık” dedi.
Tişörtlerinin üzerindeki dayanışma mesajlarını kendilerinin yazdığını aktaran Kara “Söz konusu Rojava olunca gruptan herkes bir şey söylemek istedi. Rojava’daki halklar çok büyük kazanımlar elde etti ve Rojava devrimi aslında kadın devrimidir. Yapılan işgal, bu kazanımlaradır. Biz bunu kabul edemeyiz. Bu yüzden bu kadar insanın katıldığı ve kamuya açık bir alanda mesaj vermeden sadece sahne almamız bizim için çok anlamsız olacaktı. Umuyoruz ki, mesajlarımız yerine ulaşmıştır. Biz diyoruz ki evet, bugün Rojava’da bir işgal var ve yıkımlar, ölümler var. Ancak bugün bütün dünya bizim direnişimizi kutluyor ve bu bizler için büyük bir kazanımdır” diyor.
Hiçbir sanatçı sessiz kalmamalı
Devrim ve sanatın iç içe olduğunu belirten Kara son olarak sanatçılara şu mesajı veriyor: “Sanatın kendisi zaten bir devrimdir. Halk üzerinde çok büyük bir etkisi var. Sanatçılar bulundukları her alanda çok şey yapabilirler. Müzikle, resimle, tiyatroyla hangi alanda olursa olsun. Bunu iyi anlamak gerekir. Amerikalı sanatçılarda Rojava’daki işgali eleştiren videolara yayınladı. Bunu herkesin yapması gerekiyor. Bir ressam öyle bir tablo çizer ki, toplum üzerinde yıllarca etkileri kalır. Sanatçı duyguyla çalışır ve yapılan bu zulmü hissetmemesi mümkün değildir. Sanatçının bakış açısı her zaman farklı olmak zorundadır. Herkesin görmediğini görür ve yansıtma şansı vardır. Bu yüzden hiçbir sanatçı sessiz kalmamalıdır. Sanatçı bir adım öndedir ve bir insan bir çığlık atar bir kişi duyar ama sanatçı bir çığlık atarsa yüzler, milyonlar duyar.”