Roboskî Katliamı'nı araştırmak için Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde kurulan Alt Komisyon, özel yetkili Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın gönderdiği belgeleri incelemeye başladı. Başsavcılığı’nın Meclis’e gönderdiği belgeler arasında Heron görüntülerini kimlerin analiz ettiği, hedef tayinini kimin yaptığı ve vur emrini kimin verdiği konusunda bilgi yoktu. Klasörlerin içinden MİT ve Genelkurmay’ın Başsavcılığa gönderdiği iki belge dikkat çekti. Belgelere göre bombalamanın istihbarat bilgisi MİT’ten gitmedi, hatta kurum olaydan bir gün sonra haberdar oldu. İddialara göre; MİT, iki sayfalık yazıda katliamın gerçekleştiği 28 Aralık 2011 tarihinde herhangi bir istihbarat paylaşımı yapmadığını ve olayın 29 Aralık sabahı 9'da yetkili kurumlardan öğrenildiğini bildirdi. MİT’in yazısında, “Bölgede görevlendirilen insansız hava araçlarından ve tespit edilen görüntülerden Müsteşarlığımızın bilgisi bulunmamaktadır. Olay gününe ilişkin bahsi geçen hareketlilikle ilgili herhangi bir istihbarat bilgimiz söz konusu değildir” denildiği ileri sürüldü.
Türk Genelkurmay’ın gönderdiği yazıda ise ‘istihbaratın milli kaynaklı’ olduğu belirtildi. Ancak, ‘milli kaynağın’ ne olduğu açıkça yazılmadı.

MİT haberleri yalanladı

Ancak dün MİT kaynakları bir açıklama yaparak, istihbaratın MİT'ten gitmediği ve MİT'in olayı ertesi günü öğrendiğine yönelik haberler yalanlandı. Açıklamada, "Olayı 1 gün sonra duymamız mümkün değil" denildi. MİT kaynakları, Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı’nın talebine, Teşkilatın 13 madde halinde cevap verdiğini belirterek, olayın öncesinde ve olay anında askeri birimlerle teşkilatın herhangi bir ünitesinin irtibatının olmadığını, askeri birimlerle bağlantının ancak ertesi gün sağlandığını savundu. Söz konusu durumun "MİT olayı ertesi gün duydu" şeklinde yansıtıldığını vurgulayan MİT kaynakları, "Medyanın kısa sürede bilgi sahibi olduğu söz konusu olayda, MİT'in bir gün sonra duyması mümkün değildir" ifadelerini kullandı.

Sorular hala yanıtsız
MİT'in son açıklamasıyla istihbaratın kimden gittiği konusu daha da karmaşık bir hal aldı. Aradan geçen 6 aya rağmen kamuoyu ile 34 evladını yitiren ailelere hala doyurucu bir açıklama yapılmadı. Devlet yetkilileri ile kurumları, vur emrinin kimin verdiğini ve istihbaratın nasıl sağlandığını açıklamamakta ısrar ediyor. 

'Milli kaynak' kim?
Katliamı araştıran Meclis Alt Komisyonu'da bu duruma tepkili. Komisyonun  CHP’li üyesi Malik Ecder Özdemir, “Genelkurmay ve MİT belgelerinden olayı aydınlatacak bilgi çıkmayacaksa, bu bilgi nereden çıkacak? MİT, ‘ben değilim’ diyor. O halde istihbaratı sağlayan ‘milli kaynak’ kim ya da ne?” diye sordu.

Savcı belge saklıyor
CHP’li Levent Gök de "havanda su dövdüklerini" belirterek, Diyarbakır Savcılığı'nın elinde bilgi ve belgelerin tümünü gönderdiği kanısında olmadığını kaydetti.

Yeni bir bilgi yok
BDP’li Ertuğrul Kürkçü ise belgelere ilişkin, “Hiçbir yeni bilgi ve belge yok. Zaten MİT’in herhangi bir istihbarat göndermediğine ilişkin ifadesini biliyorduk” diye konuştu. Kürkçü, gelen dosyada emri kimin verdiğine ilişkin soruya kimsenin cevap vermediğini söyledi.

Burada bir Çapanoğlu var
BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder de istihbarat tartışmalarına ilişkin ''Burada bir Çapanoğlu var. Aralarında anlaşsınlar. Milli kaynak sayısını bilsek de rahat etsek. Bu suçun üzerini örtme telaşıdır ama ellerindeki örtü yetmiyor. Ayağını örtseler başı, başını örtseler ayağı açıkta kalıyor'' dedi.

Uludere'de karartma var
BDP Amed Milletvekili Altan Tan da katliam üzerinde karartma politikasının devam ettiğini söyledi ve ‘’Ortada bir çocuk var ve herkes birbirinin kucağına atıyor'' diye konuştu.

ANKARA