
Çukurova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ve İnsan Hakları Gündemi Derneği Başkanı Yrd. Doç Dr. Günal Kurşun, "insanlığa karşı suçlar" konusunda değerlendirmelerde bulunarak, "insanlığa karşı suçlar" başlığının tarihçesi ve uluslararası çapta bu konuda yapılan yasal düzenlemeler ve içerikleri konusunda aktarımlarda bulundu. Roboskî'nin insanlığa karşı işlenen suçlar içinde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kurşun, şunları söyledi: "Verilen takipsizlik kararında bile insanlığa karşı suçun i'si bile yok. Türkiye'de 4 bin köy yakılmış. Diyarbakır Cezaevi, Maraş olayları ve Çorum olayları varken; böyle bir geçmişimiz varken, yüzleşmenin ne kadar zor olduğunu da anlamamız gerekir. Bu suçlara uluslar arası hukuk açısından zaman aşımı işlemez deniliyor. Ancak bu Türkiye'de söz konusu değil. Geçmişle yüzleşilmeden Kürt meselesi ile de yüzleşilmez. Geçmişle yüzleşmek son derece acı veren, toplumsal ruh halimizi de çökertecek ancak mecburi bir durumdur."
Konferansın üçüncü oturumunda Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi'nin moderatörlüğünde Türkiye'de ve dünyada faili meçhuller ve zorla kaybetmelere ilişkin süren soruşturma ve davaların uluslar arası ceza hukukuna göre analizi konusu ele alındı. Oturuma Arjantin Hukuk ve Sosyal Araştırmalar Merkezi Genel Direktörü Gaston Chillier ve Ankara Üniversitesi İnsan Hakları Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak konuşmacı olarak katıldı.
Son oturumlarda ise "cezasızlık uygulaması ve araçları ile insan haklarının ağır ihlallerinde veri toplama, hakikatin belgelenmesi deneyimleri" konuşuldu.
Sancar: Roboskî'den başlamalı
Ağır ihlallerin soruşturulmasında Türkiye'de ceza adalet sisteminin başarısızlığı hakikate ulaşmada adli mekanizmanın tutumu, resmi veya gayri resmi bir hakikat komisyonunun mümkün olup olmadığı konusunun ele alındığı ilk oturumun moderatörlüğünü Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Turgut Tarhanlı yaptı. Prof. Dr. Turgut Tarhanlı, yargı alanındaki beklentiler noktasında yaptıkları araştırmaya değinerek, araştırma sonucunda sonuç adaletinden çok süreç adaletinin beklendiği sonucuna ulaştıklarını belirterek, "Süreç adaletini gerçekleştirmek bir hak meselesidir" dedi. Tarhanlı, hak odaklılık mekanizmasının nasıl kurulması gerektiği noktasında değerlendirme yaptı.
Daha sonra konuşan Prof. Mithat Sancar, hak ihlalleri konusunda hakikatleri araştırma komisyonlarının önemi üzerinde durdu. Dünyada 40'ın üzerinde ciddiye alınması gereken komisyonun kurulduğunu aktaran Sancar, komisyonların devlet destekli resmi bir temele dayanması gerektiğinin altını çizdi. Komisyonların resmiı, araştırma ve soruşturma konusunda sınırsız yetkili olması gerektiğine dikkat çeken Sancar, uluslararası çapta kurulan komisyonlara kısaca değinerek Türkiye'ye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sancar, şu şekilde konuştu: "Hakikat komisyonları, tamamlayıcı bir yöntemdir. Ceza yargısını ikame eden değil onunla birlikte yürümesi gereken bir işlevdir. Türkiye gibi geçmişi katmanlı suçlarla bir dönemin bütün suçlarını yargılamak üzere kurulması zordur. Roboskî'den başlamak gerekiyor hakikat komisyonunun kurulması için. Bunun sonrasında da diğer hak ihlallerinin devamı gelecektir."
Kuzey'deki barolardan ortak tutum
Kuzey Kürdistan'daki 15 baro, Roboski Katliamı'na ilişkin "takipsizlik" kararını kınadı ve katliamın failleri cezalandırılıncaya kadar soruşturmanın takipçisi olacaklarını duyurdu.
Ağrı, Batman, Bingöl, Bitlis, Hakkari, Diyarbakır, Iğdır, Kars, Siirt, Şırnak, Şanlıurfa, Tunceli, Van, Muş ve Mardin baroları, Mardin Barosu Yenişehir binası toplantı salonunda Roboskî Katliamı'na ilişkin askeri mahkeme tarafından verilen "takipsizlik" kararını protesto etmek amacıyla basın toplantısı düzenledi.
Barolar adında basın açıklamasını Mardin Baro Başkanı Azat Yıldırım yaptı. Roboskî'de 34 yurttaşın TSK'ya ait savaş uçaklarınca gerçekleştirilen bombardıman sonucu yaşamını yitirdiğini hatırlatan Yıldırım, soruşturmanın geçmişine dair de bilgilendirmede bulundu. Avukat Yıldırım, soruşturma sürecinde ilk olarak gizlilik kararı alındığını, sonrasında sivil savcılık tarafından verilen görevsizlik kararı sonucu dosyanın askeri savcılığa gönderildiğini söyledi. Askeri savcılık tarafından yürütülen soruşturmanın sonucunda ise emri uygulayan şüphelilerin kusurlarının olmadığını gerekçe göstererek kamu vicdanı rahatsız eden "takipsizlik" kararı alındığını belirten Yıldırım, kararın kabul edilemez olduğunu söyledi. Yıldırım, "Heronların kilometrelerce mesafeden bir cismin tüm ayrıntılarını tespit edebildiği ve bombalama öncesi Gülyazı Jandarma Karakolunun kaçakçılık güzergâhı olarak kullanılan bu bölgede kaçakçılık amacıyla geçiş yapılacağının istihbaratı almış olmasına rağmen böyle bir katliamın faillerinin aklanmaya çalışılması kabul edilemez. Biz bölge baroları ve vicdan sahibi hukukçular olarak Roboskî Katliamı nedeniyle sorumluların ortaya çıkarılıp tarafsız bir yargı önünde hesap vermeleri için gereken mücadeleyi vereceğimizi buradan duyuruyoruz" dedi.
Feyzioğlu'na tepki
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Avukat Metin Feyzioğlu'nun son günlerde yaptığı görüşmelerde yalnızca adil yargılama hakkının ihlal edildiği davaların sadece Ergenekon ve Balyoz davaları üzerinden değerlendirmesini de eleştiren Yıldırım, "Yalnızca bu davalar için adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini savunanların; TBB Başkanlık sıfatını kullanmaları kabul edilemez. Unutulmamalıdır ki bu şekilde aklama çabasına girişilenler, asit kuyuları ve toplu mezarlarla Kürt coğrafyasını ölüm tarlarına çevirenleri görmezden gelerek siyasal amaçlarını yargı üzerinden hayata geçirme amacıyla ile hareket etmektedirler" dedi.
Yıldırım, Roboskî Katliamı'nda faillerin cezalandırılması için soruşturmanın takipçisi olacaklarını söyledi.
MARDİN