28 Aralık 2011 gecesi Roboskî’de sivil köylüler üzerine bombalar yağdırıldı. Çoğu çocuk 34 masum sivil Kürt paramparça edilerek katledildi. Roboskî katliamı AKP’nin demokratikleşme, yeni anayasa, Kürt sorununa demokratik çözüm vb. aldatmacalarının üstüne bomba gibi düştü. Aradan geçen 143 güne rağmen halen bu katliam açıklığa kavuşturulmadı. Tam tersine yeni iddialarla tam bir bilmeceye dönüştürüldü. Böylece katliamın failleri gizleniyor, soruşturma uzatılıyor ve unutturulmaya çalışılıyor.
Başlangıçta katliam istihbaratının yabancı bir istihbarat örgütü tarafından verildiği yazıldı. Taraf yazarı Baransu ise MİT tarafından verildiğini yazdı. Ardından MİT krizi gündeme geldi. MİT müsteşarı acilen çıkartılan bir yasa ile tutuklanmaktan kurtuldu. İşin garibi aradan geçen bunca zamandan sonra Wall Street Journal gazetesi “Roboski katliamında ilk istihbaratın ABD tarafından verildiği” yönünde bir haber yayınladı. Ortalık yeniden karıştı. Ama TC Genelkurmay Başkanlığı bu haberi yalanlayıp “28 Aralık 2011 tarihinde Uludere güneyinde sınır ötesinde meydana gelen olayda, ilk görüntünün ABD İnsansız Hava Aracından (Predatör) verildiği iddia edilmektedir. Haber gerçeği yansıtmamaktadır. Olayda grubun ilk görüntü tespiti Türk Silahlı Kuvvetlerine ait İnsansız Hava Aracı tarafından yapılmıştır” açıklamasını yaptı.
Cumhurbaşkanı Gül de “TSK’ye güvenmek, inanmak lazım” dedi. Her gün her konuda ölçüsüzce konuşmayı marifet zanneden başbakan Erdoğan ise bu önemli konuda genelkurmaya teşekkür etmek dışında sus-pus olmuştur. Sanki Türkiye’nin değil de Mozambik’in başbakanıdır. Buna komedi mi, trajedi mi demek gerekir bilmiyorum. Daha doğrusu açıkça bir özel savaş taktiğiyle karşı karşıyayız. Aradan beş ay geçmiş, katliamın sorumlularından hesap sormayı bırakın daha istihbaratı kim verdi, katliam emrini kim verdi ortaya çıkarılmıyor. Tersine katliam hakkındaki bilgiler karartılmak ve failleri gizlenmek isteniyor. Şu bilinmelidir ki bu katliamın bütün failleriyle ortaya çıkarılması, bu süreçte katliamın üstünü örtmeye çalışan devlet görevlileri ve onlarla suç ortaklığı yapan medya elemanlarından hesap sorulması kaçınılmaz olarak gündemdedir.
Roboskî’de katledilen sadece 34 insan değil bütün insanlıktır. Bu katliam ile Kürt halkının özgürlük çığlıklarına bir darbe vurulmak istenmiştir. Roboskî’den yükselen çığlıklar sadece can veren masumların ve akrabalarının değil bütün insanlığın çığlıklarıdır. Halkın ve insanlığın elleri canilerin iki yakasındadır. Hiç bir komplo bu çığlıkları bastıramayacak ve canileri halkın elinden kurtaramayacaktır. Halk artık katliamları sadece ağıtlar yakıp sineye çekmeyecektir. Suç ortaklığı içindeki bütün canilerden hesap sorulacaktır. Medya sorumlularına da bir çift sözüm var: Hala “Uludere olayı” diyorsunuz. Böyle diyenlerin dilini eşek arıları soksun. 3-5 kişinin yaptığı bir kavga-asayiş olayından söz etmiyorsunuz. Ortada “A’dan Z’ye” planlı bir katliam var. Sadece bu katliamı yapanlar değil bunu açığa çıkarmak yerine faili meçhul bir olay haline getirmeye kalkışanlar da sorumludur, suç ortağıdır.
AKP faşizmi aylardır bu katliamın üstünü örtmeye çabalarken bir yandan da daha büyük katliamlarla halkın iradesini kırmak istemektedir. Bölgedeki kaygan zeminden ve kargaşadan-savaş ortamından yararlanarak askeri ve siyasi saldırılarla Kürt halkının iradesini kırmayı denemektedir. Anlaşılıyor ki AKP devleti ABD ile işbirliği halinde yeni maceralara yelken açmaktadır. AKP devleti, ABD’nin bölgeyi yeniden düzenleme çabalarına yardım ederken kendisi de Kürtlerin iradesini kırmak ve teslim almak derdine düşmüştür. Bu süreçte AKP tarafından dile getirilen yeni anayasa, başkanlık sistemi, ileri demokrasi vb. aldatmacalarla oyalanmamak gerekiyor. AKP’nin koçbaşılığı yaptığı bu azgın saldırı durdurulmalıdır. Bunun ilk adımı da Roboskî katliamının hesabını sorabilmektir. Bu sorulamadığı sürece ne özgürlük, ne demokrasi ne de yeni anayasa olur. Bugün hala AKP’den medet ummak katilin merhametine sığınmak demektir. Ama herhalde bu tuzaklara düşülmeyecektir.