
‘7 yaralı donarak öldü’
Anlatılanlardan geziye katılan gençlerin yüreği dağlanmıştı. Ağlıyordu çoğu.”Bombalanan yere ulaştığımızda bazıları yaralıydı...Hepsi ölmemişti.”
“Bazılarının vücudu hala yanıyordu…”
“Biz yanlarına gittiğimzİde 7 kişi yaralıydı. Gözümüzün önünde soğuktan donarak öldüler. Helikopter gelseydi kurtulabilirlerdi.”
“Bazı ceset parçalarını kayaların altından kazma-kürekle, tırnaklarımızla kazıyarak çıkarabildik…”
“Oğlum daha çok gençti. Lisede okumak istiyordu. Kazanacağı parayı okul masrafları için kullanacaktı.”
Biz bu acılı insanları dinlemeye, anlamaya çalışırken, 15 dakikada bir küstahça, alay edercesine tepemizde uçan helikopter sözcükleri anlaşılmaz kılıyordu.
Çoğunun ismi aynı olan mezarlık
Artık konuşan yok. Birbirimizin gözlerine bakıyoruz sadece. Güçlükle not tuttuğum küçük defterimi kapatıyorum. Hazırlanan taziye yemeğinden de kimse yiyemiyor. Sonra mezarlık. Mezar taşlarında çoğunun ismi aynı olan mezarlık. Üstü rengarenk çiçeklerle bezenmiş mezarlık. Ve biraz uzağımızda, acılı insanların gözyaşlarını fotoğraf karesinde sabitleştirmek çabasındaki bir subay. Elinde koca bir kamera, boyuna deklanşöre basıyor. Alay edercesine çekilen acıların, zulmün, katliamın fotoğrafını ölümsizleştirme çabasında.
‘Emri veren başbakan biliyoruz’
“Bu emri başbakanın verdiğini biliyoruz, sonuna kadar hakkımızı arayacağız” diyor acılı bir baba. Bir kaç gün sonra yeni bir yıla daha gireceğiz. Katliamın yıldönümüne bir kaç gün var. Kürtlerin çoğunluğu ve bir avuç vicdan sahibi Türkiyelinin dışında yine kimse anımsamayacak olanları. Yine hava-i fişekler atılacak gökyüzüne.
Nişantaşı’nın caddeleri yine rengarenk, parıltılı lambalarla donatıldı.
Ellerinde SARIGÜLLERLE yine dansedecek insanlar. Sahte, ikiyüzlü, riyakar maskelerini yüzlerine takıp, ellerinde şampanya şişeleri sokağa dökülecekler. Demokrasi, özgürlük, mutluluk geliyor diye birbirlerine SARIGÜLLER hediye edecekler.
Kürt analarının yüreği kanayadursun... Roboskîli Kürtlerin tümünün bin yıl çalışsa kazanamayacakları kadar dolarla doldurulmuş AYAKKABI KUTULARI. Her türlü değer yargısının alt üst olduğu, vurgun, zorbalık, dindarlık, laiklik, demokrasi sözcüklerinin karman çorman birbirinin içine geçtiği bu günlerde bakalım kimler anımsayacak Roboskî’yi...
ATİLLA KESKİN