İkibinli yılların başındaki demokrasi görünümü, demokratik kurum ve kuruluşların hypokrit tavrı, onarılmaz yara almıştı ve demokrasi yaralı hali ile devam ediyor. Demokrasi insanın temeli değil, mülkün temeli oldu. Bu yaralara her geçen gün yenileri eklenerek mülk temelli demokrasi yerleşti. Örneğin Kürt Özgürlük Hareketinin, nereden ve nasıl çıktığı da henüz sır olan “terörist “ilan edilmesi gibi birçok örnekler verilebilinir.
Şimdi ise finansörü Amerika olan Mısır ordusu, darbe yaptı. Ve Adeviye Meydanı‘ndaki protestocu sivil insanlara ateş açıldı. Kimi kaynaklara göre iki yüzden fazla insan öldürüldü. Açıkça Mısır ordusu bir katliam yaptı. Yaralı, hypokrit demokrasi(!) tabii ki yine sessiz.
Katilin iyisi, mağdurun kötüsü olmaz.
Katile katil diyeceksin. Mağdurun, mazlumun amasız yanında olacaksın.
Darbeleri ama’lı savunmak, ya da mağduru ama’lı savunmak demokrasinin özü ile bağdaşmaz. Ancak günümüzdeki yara almış ‘Hypokrit Avrupa Demokrasisi’ ile bağdaşır. Avrupa demokrasisi(!) yaralı, artık ondan bir şey beklenmez. Biz kendi demokrasi anlayışımızı yerleştirmeliyiz.
Adeviye’de bir katliam oldu. Roboskî’de de bir katliam oldu. İkisi de katliamdır. Birini görüp diğerini görmemek, şimdilerde ki Avrupa demokrasisine benzer. Çok eleştirdiklerin ile benzeşmek olur. Adeviye’deki katliamı avazın çıktığı kadar bağırarak eleştireceksin, Roboskî Katliamı olduğunda Taksim Meydanı’nda çılgınlar gibi eğleneceksin. Adeviye’deki katliamı kınayıp, Rojava’da “Kürtlerin katli helaldir” diye fetva veren El Nusra cephesini desteklemek iki yüzlülüktür. Böylesine bir inanç, böyle bir din olmaz.
Kürtler, Avrupa demokrasisinin (!) mülk temelli yüzü ile 1923’lerde tanışmışlardı. Kürdistan petrol rezervlerinin haritasına göre sınırlar çizilmişti. Kürdistan coğrafyası, aslında Hıristiyanlar arasında, görünür de Müslümanlar arasında bölündü ve paylaşıldı. Geçtiğimiz yüzyıllarda, Kürt coğrafyasında, onlara petrol ve su, Kürtler’e kan ve gözyaşı aktı. Kürtler Hıristiyan demokrasilerini(!) de, İslam diktatöryalarını da, söz de seküler İslam faşizmini de ölerek öğrendiler.
Bu kötü tarihe ve talihe son vermenin ilk adımı 22 Temmuz’da, Hewlêr kentinde verildi. Barzani’nin açılışını yaptığı, dört parçadan 39 parti ve kurum temsilcisinin katıldığı ulusal konferansa çağrı toplantısı dört parçadan Kürtler için bir miladdır.
Konferansın yapılmasına öncülük eden Barzani, Talabani ve Öcalan bu miladî tarihin isimleridir.
Kürt ve Kürdistan halklarına kutlu olsun.
Roboskî’den Adeviye’ye katliam
Hala kim ve kimler tarafından yapıldığı bir muamma olan 11 Eylül 2001’deki saldırı sonrası, Amerika’nın Afganistan’da tutukladığı şüphelileri taşıma eyleminden kareler basına yansımıştı. Tek kelime ile korkunç görüntüler idi. İnsanlık dışıydı. Tutuklananlar katil bile olsalar görüntüleri haklı ve kabul edilebilir yanı yoktu. Ancak demokrasi beşiği ülkeler(!), insan hakları kuruluşları, Uluslararası Af Örgütü yöneticileri sessizdiler. Yeni binyılın başında İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi çiğnenmişti, ve onu savunan kurumlar sessizdi. Avrupa’da bedeller ödenerek kurumsallaşmış olan demokrasi, Amerikan uçaklarındaki görüntüler ile parçalanmış, yaralanmış ve komalık olmuştu.