Bilim-Teknik GÜNDEMİ


Düşman yaratmakta oldukça becerikli bir tür olan insanlar, robotları geleceklerine bir tehdit olarak görme konusunda oldukça önyargılı sayılır. Kendi türünden milyarlarcasını yok eden insan henüz otonom versiyonları üretilmemiş robotlardan bu kadar korkması biraz tuhaf.

İnkar edemeyeceğimiz, kaçamayacağımız bir gelecek bizi bekliyor: Robotlarla yan yana yaşam. Peki bu gelecek nasıl olacak? Yakın gelecekte neler bekleyebiliriz? İşte robotlarla gelecek yaşamımızdan bir kesit:


1- Robo hizmet

Robotların hizmet sektöründe yaygın olarak kullanılacağı düşünülüyor. Öncelikle garsonluk, evde yardımcılık, tezgahtarlık gibi hizmet sektörü işlerinde robotlar insanlarla sosyalleşmeye başlayacaklar. Japonya’da şimdiden bazı kafeteryalarda küçük robotlar garsonluk hizmeti veriyor, sipariş alıyor ve yemekleri müşterilere götürüyor. Hatta gelişmiş modeller sosyal medya profilinizden hareket ederek menüden neler seçebileceğinizi tahmin etmeye çalışıyor. Daha önceki ziyaretlerinizde ne içtiğinizi kaydedip size “her zamankinden mi?” diye sorabilir bile…


2- Tıbbi robotlar

Robotların en yoğun olarak kullanılacağı alanlardan biri de tıp. Vücudunuzdaki kanserli hücrelere karşı kullanılacak nano robotlardan, kalp ameliyatı yapabilecek mini robotlara kadar oldukça geniş bir uygulama alanı mevcut. 

Yine robotlar hasta dosyanızı tutup, vücudunuzda yerleşik nano robotlarla iletişim kurarak dosyalarınızı güncelleyip, hastalıklarınızı erkenden teşhis edip sizi tedaviye yönlendirecek. Bu konu çok bilim kurgu gibi gelse de önümüzdeki 10 yıl içinde uygulanmaya başlanacak. 


3- Polis robotlar

Robocop’un gerçek olmasına daha çok var. Ama robotlar hali hazırda bazı bomba imha işlemlerinde, gözlem konularında kullanılıyor. Robotex adlı bir ABD şirketi şu anda polis tarafından çatışma ortamlarında kullanılan robotları üretiyor. Bu robotlar çatışma ortamı konusunda eş zamanlı bilgi geçiyor ve durum analizi yapabiliyor. 

Bir gün güvenlik alanında kullanılabilecek otonom robotlar yapılacak. Bu robotlar komplike durumları analiz ederek ne yapması gerektiğine kendi karar verebilecek bir yapay zekaya sahip olacak. Tabii bu konudaki gelişmeler henüz yolun başında olduğumuzu işaret ediyor. 


4- Robot arabalar

En yakın olduğumuz robot teknolojisi, kendi kendine sürüş yapan arabalar. Şu anda dünya üzerinde yüzlerce otonom araç bulunuyor. Trafiği, yaya hareketlerini, diğer sürücülerin davranışlarını analiz eden komplike bir sistemle yönetilen bu araçlar gelecekte trene biner gibi aracımızla yolculuk yapmamızı sağlayacak. 

Şu anda otonom sürüş konusunda en ileride olan şirket Google. Google’ı Tesla izliyor. Apple’ın da otonom bir araç üzerinde çalıştığı yönünde dedikodular olsa da henüz bu doğrulanmış değil. 

Google’a göre üç ila beş yıl içinde otonom araçlar piyasaya sürülecek. 


5- Robot öğretmenler

ABD’de birkaç okulda şu anda öğretmen yardımcısı olarak robotlar görev yapıyor. Bilim insanları henüz yardımcı olan robotların önümüzdeki yıllarda terfi ederek öğretmenlerin yerini alabileceğini belirtiyor. 

Öğretmenlerin öğrencilerin gelişiminde bire bir etkisi olduğu inkar edilemez. Bu nedenle kimi okullar oldukça popülerken kimi okullar ise ancak zorunda olan öğrencilerin gittiği okullar. Robot öğretmenlerin eğitimde standart bir yaklaşım ortaya koyacağı düşünülüyor. Kimi öğrenciler için robot bir öğretmen şimdiden çok heyecan verici. 


6- Robot ev sahibi

Robot ev sahibi dediğimiz şey insan bilincinin taşınabileceği bir robotik ortam. Birçok fütürist insan bilincinin robot bünyesine aktarılarak insanların yaşam sürelerinin dramatik bir şekilde uzatılabileceğini düşünüyor. 

Rus milyarder Dmitry Itskov’un desteklediği 2045 İnisiyatifi, adından da anlaşılacağı gibi 2045 yılında insan bilincinin bir robota nakledilmesinin mümkün olacağını düşünüyor. Bu proje eğer gerçekleştirse insanlık çok farklı bir noktaya gideceği kesin. 


Enceladus’ta yaşam umudu


Birçok bilim insanına göre Güneş Sisteminde Dünya dışında yaşamın bulunması ihtimalinin en yüksek olduğu yer Satürn’ün uydusu Enceladus. NASA’nın Cassini uzay aracı, Enceladus’ta buzul zeminin altında sıvı halde bir okyanusun varlığına işaret eden emareler buldu. Bilim insanları bu ortamın en azından mikroskobik düzeyde yaşama ev sahipli yapabileceğini düşünüyor. 

Enceladus, Satürn’ün küçük uydularından biri. Ancak buzlarla kaplı yüzeyi, volkanik faaliyetler sonucu oluşan gayzerleri ile aktif bir gökcismi konumunda. Volkanik hareket ve suyun varlığı bu küçük uydunun dünyadakine benzer bir yaşama ev sahipliği yapabileceği düşüncesini doğuruyor. 

Enceladus’ta tuzlu sudan oluşan buharları atmosfere fışkırtan 90’dan fazla gayzer bulunuyor. Bu gayzerlerin bazıları oldukça yükseğe buharları gönderebiliyor. Bilim insanları bu buharların incelenerek Enceladus’taki buzulların altındaki okyanuslarda mikroskobik yaşam olup olmadığının tespit edilebileceğini düşünüyor. 

Bilim insanları için henüz bu düzeyde test yapabilecek bir uzay aracının Enceladus’a gönderilmesinin yakın bir gelecekte mümkün olmadığı ifade edilse de Avrupa Uzay Ajansının bu konuda 2020li yıllarda oldukça iddialı projeleri gündemine almayı hedeflediği biliniyor. 


Ozon deliğinde küçülme devam ediyor


Amerikan Science dergisinde yayınlanan araştırma sonuçlarına göre, Ozon tabakasındaki delik yaklaşık 4 milyon kilometre kare kadar küçüldü. Eylül ayı verilerine göre yapılan inceleme sonucu, küçülmenin yarı yarıya meteorolojik etkenlerle olduğu tespit edildi. 

Ozon tabakasında Antarktika üzerinde var olan deliğin 2000 yılında rekor genişliğe ulaştığı hatırlatılan araştırmada, son 6 yıldır görülen iyileşme trendinin teyit edildiği vurgulandı. Buna göre, ortalama kalınlığı 350 dobson kadar olan ozon tabakasında yıllık ortalama 2,5 dobson bir kalınlaşma görüldü. Ozon tabakasının 225 dobsonun altına düşmesi halinde ise ozon deliği fenomeni söz konusu. 

Araştırmada ozon tabakasında moleküllerin azalması sonucu oluşan deliğin tümüyle kapanmasının 2050 yılına kadar sürebileceği belirtilirken, klorlu gazlar başta olmak üzere birçok gaz türünün salınımındaki azalmaya dikkat çekildi.  

Bunda 1987 yılında kabul edilen Montreal Protokolü kapsamında klorlu gazların kullanımının yasaklanmasının etkili olduğu bildiriliyor. 

Araştırmayı yöneten Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) üyesi profesör Susan Solomon, ozon tabakasındaki iyileşme sayesinde 2030 yılına kadar 2 milyonu aşkın deri kanseri vakasının önlenmiş olacağının da altını çizdi. 


Maymunlar da asosyalleşiyor


İnsanlar yaşları ilerledikçe genelde daha az insanla arkadaşlık etmeyi tercih eder. Bilim insanları maymunların da aynı özelliğe sahip olduğunu ortaya çıkardı. 

Kaliforniya Üniversitesinden Susan Charles’a göre yaşlandıkça insanlar, daha az sayıda insanla sosyalleşmeyi tercih ediyor. Genç insanlar ise tanımadıkları insanlarla dahi sosyal ilişki içine girme konusunda daha istekli. 

Almanya’nın Göttingen şehrindeki Leibniz Primat Araştırmaları Enstitüsünden Julia Fischer, maymunlarda da aynı eğilimin olduğunu tespit etti. Güney Fransa’daki Barbary makaklarını inceleyen Fischer ve ekibi, yaşlı maymunların grup içerisinde daha az sayıda maymunla ilişki kurduklarını gözlemledi. 

Şimdi uzmanlar bu asosyalleşme eğiliminin biyolojik bir mekanizması olup olmadığı konusunu tartışıyor. Bazı bilim insanları yaşlandıkça insanların zamanlarına daha fazla değer biçerek böylesi bir tercihe gittiğini düşünüyordu. Ancak maymunlarda da aynı davranışın tespiti konuyu olduğundan biraz daha karmaşık kılıyor. 


İşte Mars’a insan taşıyacak kapsül


NASA, 18 milyar dolarlık dev bütçeli Orion projesini yürüttüğü laboratuarını gazetecilere açtı. Mars’a insan taşıyacak kapsülün üretilmesi için çalışmaların yürütüldüğü laboratuarda dünyadaki en üst düzey teknoloji uygulamaları Mars’a seyahat için seferber edilmiş durumda. Bilim insanları bu kadar çabaya rağmen NASA’nın 2030’dan önce Mars’a insanlı bir uçuş gerçekleştirmeyeceğini düşünüyor. 


Doğan Barış ABBASOÐLU