Bir keman ağladı mı hiç içinizde, kendinizi bir avuç toprak gibi hissettiniz mi hiç, bir gün gözbebeklerim güneş altında kurur diye düşündünüz mü hiç, annem beni bir çölde terk ederse ne yaparım diye sordunuz mu kendinize hiç… Sonu hiçle biten bu cümleler, insanlığın intihar ettiğini haykıran bir hiçlik duygusu veriyor hala insan kalmakta ısrar eden yanımıza, oysa bu zamanlarda ben insanım demek ne kadar zor, ne kadar ağlamaklı bir şey insan olmak… Sırılsıklam olmakla çölde kavrulmak ne kadar da benziyor birbirine…

Geçenlerde birçoğumuzun dikkatini çeken bir haber geçmişti medyada kimsesiz bir çocuk Şengal dağında YPG gerillaları tarafından bulunmuştu, Şengal dağında günlerce kimsesiz kalan ve güneşte gözleri kurumuş, teni kavrulmuş olan bu çocuğun ismini ondan bir türlü öğrenemeyen gerillalar ona Roj ismini verdi. Roj günlerce hastane de kaldı iyileşti sandı herkes, İngiltere’den bir aile onu evlat edinmek istedi ama ne YPG gerillaları ne de Rojava halkı Roj’u vermek istemedi. Yaklaşık on gündür Roj doktor denetiminde kalıyordu ama artık ne gözleri ağladı bir daha ne de teni nemlendi. Kavrulmuşluk diz boyuydu hayat denen bu labirentte… Bir tek o anladı kavrulmak nasıl bir şey, bir tek o bildi terk edilmek nasıl bir acı ve acımasızlık… Hiç konuşmadı Roj, hiç kimselere diyemedi yaşadıklarını, dört senelik yaşına dört binlik bir azap bindi, atmadı omzundan yükünü kendi taşıdı ve sustu herkesi cezalandırırcasına, herkesi birer zavallı görürcesine sustu… Hiç gülmedi çölden alındıktan sonra, gözleri görmedi hiç, konuşmadı asla…
İnsanlık başın sağ olsun
Roj öldü
Sonra öğrendik ki annesi ve babası çocuklarını taşıyamamış ve çocuklarından birini bırakma kararı almış, tercih ailesinin Aziz dediği ama sonradan Roj olan bu çöl yürekli çocuktan yana yapılmış, nasıl kavrulmasın ki, ne desin ki, nasıl gülsün, neyi görsün daha… Suç, bu çağda çocuk doğurmak, büyük suç. Savunamıyorsan, koruyamıyorsan Aziz değildir aziz dediğin.
Babası resmini sitelerde görüp yerini öğrendikten sonra Rojava’nın Dêrik şehrindeki hastaneye geldi, ama Roj isyan edercesine göremeyeceği babasına görünmekte istemedi. Hayat böyle bir şey işte demek istemiyor insan, bu hayat değil çünkü.
Evet, insanlık başın sağ olsun Roj öldü. Aziz öldü ey insan başın sağ olsun. Yarın gömüyoruz onu, kim bilir onunla neleri gömeceğiz. Kim bilir gömülen biziz belki de… Babasının ona ulaşacağı dakikalarda ölmek tesadüf mü bilinmez, bir susma hali, görünmez olma istemi belki de. Belki de babasını öldürmemek için ölmeyi arzuladı Roj… Yarın gömülecek Aziz, başın sağ olsun ey aziz insanlık.
Biz küçükken annelerimiz gün gelecek ana evladını atacak derdi. Orijini Kürtçe olan bu söz “roj wêre wê dê weledêxwe bawêje " şeklinde ifade edilirdi. Şengal bu sözü hafızamıza binlerce kez kazıdı. Suçlayamıyoruz ama ne atanı ne atılanı ne tuhaf… Bunu bizlere yaşatanları unutmamak ve unutturmamakta yetmiyor bazen…
Roj susarsa bütün insanlık susar demekten alamıyor kendini insan. Başın sağ olsun insanlık demekten alamıyor kendini insan… Sözün bittiği yer oluyor bazen insan olmak…



MEDYA DOZ