Bir kesime karşı algı operasyonlarıyla gündelik faşizmi kurumsallaştırıp yaymak, şoven dalga ve militarist şiddeti örgütlemek için Türkiye tarihinde birçok örnek vardır. Suruç Katliamı, Ankara Gar katliamındaki IŞİD'i temize çekmek için yanyana durması imkansız örgütler sayılıp "Kokteyl terör" gibi kavramlar kullanılmıştı. Gezi direnişini karalamak için Kabataş Vakası uydurulması uzak tarih değil. Genelkurmay kavşağındaki araçlı intihar eylemi sonrası deliller toplanmadan "YPG yaptı" dendi. TAK üstlense de Başbakan Davutoğlu "sen yapmadın YPG yaptı" mealinden şeyler tekrarladı. Serekaniye'yi, Kobanê'yi cihadistler işgal ettiğinde, Kobanê'ye sızdırılan cihadistler sivilleri katlettiğinde bile YPG, Türkiye'ye mermi atmamıştı. YPG-HSD, stratejik hamleler üstündeyken ve "Ey Amerika YPG'yi terör örgütü ilan et" kampanyası alevlenmişken Türkiye'de bombalı eylem yapar ya da sınıra ateş açar mı? Mesele YPG mermisi olsa Davutoğlu "YPG derhal Azez ve çevresinden uzaklaşacak. Azez'ın yakınına dahi yaklaşmayacak" der miydi? 

Biliniyor ki, hesaplar Kilis-Halep koridoru ve Ezaz'ın; El Nusra, Ahrar-u Şam, Feylak-ul Şam, Cephet-ül Şamiye, Sultan Murat Tugayı gibi grupların elinde kalması üstüne. ABD'yi yanına çekip yıllardır istediği kara harekatına zemin bulmak üstüne. Bu stratejiye angaje olunca Rusya'da Rojava Temsilciliği açılmasının, (10 Şubat), Ezaz'ın güneyindeki Menagh (Minih) Askeri Havaalanı'nın HSD kontrolüne geçmesinin (11 Şubat) üstüne Uluslararası Suriye Destek Grubu'nun IŞİD ve El Nusra'yı kapsam dışı tuttuğu Münih ateşkes anlaşması (11 Şubat) gelince şuursuz politikalar derinleşti. 13 Şubat'tan itibaren Hatay ve Kilis'teki obüsler Efrin ve Ezaz bölgesindeki HSD güçlerine sivil ölümlere rağmen TSK günlerce bomba yağdırdı. Tabi algı mühendislerine göre, Baas, Rusya bombardımanı mülteci göçü dalgası yarattığı için AB ve ABD seferber olup milyarlar dolar göndermeliydi, ancak TSK bombaları gül yaprağı ya da çekirge sıçraması efekti yapıp göçe yol açmıyordu. Menagh Havaalanı'nın güneydoğusundaki Tel Rıfat (Arpet) da özgürleşince (15 Şubat); HSD; Hol ve Tişrin Barajı hamlesinden sonra 3. hamlesini de "Xabûr’un Gazabı" adıyla Şedade'de başlatınca (16 Şubat) Rojava'ya top atışları arttı. 


IŞİD'in başkenti Libya'ya taşınabilir

Lakin siyaset gemisi tarih kayalıklarına bindirip alabora olmaya mahkum. Türkiye bu Hariciye kadrosuyla Suriye'de en büyük kaybeden olacaktır. Çünkü, PYD-YPG-HSD fikriyatı ivme kazanıp yol haritasını adım adım hayata geçiriyor. Süreç Rojava-Arap Federasyonu'na doğru evriliyor. IŞİD'in Musul ve Şengal'deki güçlerini beslediği, aynı zamanda önemli petrol kenti Şedade'nin özgürleşmesiyle Musul-Rakka koridoru kapandı. Irak-Deyr Zor-Rakka koridoru kaldı IŞİD'in elinde. Şedade'nin hemen güneyinde Fedghami, onun gündeyinde ise Mergeda yer alıyor. Sonrası güneybatıda Fırat kıyısındaki Deyr Zor geliyor, ki Irak'la önemli bağlantı sağlayan yerlerden. Deyr Zor'dan Fırat suyu boyunca inildiğinde Mayadin ve Hajin'den Ebu Kemal Sını Kapısı'na ulaşılıyor. Bu kapının Irak tarafı El Kaim Kapısı. HSD, Deyr Zor ve bu kapıları da aldığında IŞİD'in Rakka'yı finans-insan-silah ile beslemek için çöllük alan ile Türkiye tarafında Karkamış-Cerablus koridoru kalıyor. Ezaz, El Nusra ve Ahrar-u Şam'dan alındığında; El Bab, Cerablus, Mımbiç de IŞİD'den kurtarıldığında Tabka ve Rakka'da kuşatılmış bir IŞİD fazla dayanamaz. Şedade sonrası kapasite kırılması yaşayacak ve Musul'da da zorlanacak olan IŞİD artık Rakka yerine yeni başkentini Libya'da ilan etmek durumunda kalabilir. Bu dönemde Şam rejimi üstünde hakimiyet kuran Rusya'nın pozisyon alışları önemli. Ezaz, Mimbiç, Cerablus hattına Baas güçlerini yerleştirmeye çalışması rasyonel olmaz, vizyonsuzluk olur. Baas'ın girişi ABD-Rusya saha anlaşmalarını da bozabilir. Tablo daha karmaşık hale gelebilir. Bu nedenle siz ABD'nin Kürt güçlerini Türkiye sınırı yakınlarında yeni bölgelerde hâkimiyet kurmaktan vazgeçmeye çağıran açıklamalarına bakmayın. Atmosfer biraz soğuyunca HSD'nin Ezaz'dan El Nusra ve Ahrar-u Şam'ı çıkarmasını dört gözle bekleyecek. Sınır hattı Baas'a geçmesin diye koalisyon Menagh Havaalanı'na mühimmat dahi indirebilir. Ayrıca Cerablus ve Ezaz'ın Baas-İran güçlerine geçmesi Türkiye için stratejik riskler üreteceğinden Ankara, dış politikasını formatlayarak PYD ve Rojava yönetimini yeniden davet edip eşitliğe dayalı barış iklimi oluşturmalıdır.