
Batı Kürdistan'da (Rojava) halklar, ekonominin alt yapısını oluşturmak için çalışmalarını sürdürüyor. Rojava halk devrimi inşasında en çok merak edilen konuların başında ekonomi gelirken, sömürgeci politikalar ile Rojava'daki halkları köleleştiren Baas rejiminin etkilerini yıkmak amacıyla Meclis ve Komünler aracılığıyla kooperatifler kuruluyor. Kurdukları kooperatifler aracılığıyla öz güce dayalı ve toplum merkezli ekonomiyi geliştiren Rojava halkları, bu sayede hiçbir devlete veya sisteme bağlı olmaksızın yaşamlarını idame ettiriyor. Rojava'da geliştirilen Demokratik Özerklik modelinin bir ayağı olan ekonomi hakkında bilgi veren Cizîrê Kantonu Kalkınma ve Ekonomi Sorumlusu Abdurahman Hamo, devrim süreciyle birlikte büyük bir çalışma başlattıklarının altını çizerek, "Demokratik Özerkliğin nasıl pratikleşeceği ile ilgili olarak tartışmalara başladık. İlerleyen zamanlarda halklar ile birlikte yaptığımız toplantılar ve tartışmalar ışığında görüş alışverişinde bulunduk" dedi.
Meclis ve komün örgütlenmesi
Demokratik Özerkliğin çatısı altında oluşturulan meclis ve komünler ile örgütlendiklerini kaydeden Hamo, "Demokratik Özerkliğin ayaklarından en önemlisi ekonomi boyutuydu. Yeni bir model olarak sunduğumuz bu projeyi, halklara anlatmaya çalıştık" şeklinde konuştu. Meclis ve komünlerin bulunduğu her alanda kooperatiflerin kurulduğuna işaret eden Hamo, "Kooperatifler her açıdan önemli bir başlangıçtı. Toplumun ekonomi açısından kendisine yetebilmesi için bu ekonomi modelini uyguluyoruz" diye belirtti. Hamo, modelin ve gereği çalışmaların anlaşılması için seminer, toplantı ve eğitim yaptıklarını ifade etti. Hamo, "Halklar bunu kabul etti ve uygulamaya başladı. Böylece maddi olarak cevap olmasını sağladık. Demokratik bir toplumun ekonomik olarak kendisini idare edebilmesi, topraklarında çözümü bulması sağlandı" dedi.
Suriye'nin buğday ambarı
Yıllarca rejim tarafından halklara topraklarının verimsiz olduğu yönünde yalanların söylendiğini anımsatan Hamo, halkın topraklarını işlemesi önünde engellerin oluşturulduğuna dikkat çekti. Baas rejiminin bu uygulamasının nedenlerine işaret eden Hamo, "Halkı kendi ekonomik sistemlerine bağlamaktı" dedi. Halkların topraklarını her dönem işleyebilmesi için uygulamaya başladıkları yöntemler ile ekonomik geçimlerini kendi topraklarından sağlanmasına yönelik hedeflerinin devam ettiğini vurgulayan Hamo, "Cizîrê Kantonu'nda, Suriye devletinin buğday ihtiyacının yüzde 30'usağlanıyordu, yine Efrîn Kantonu'nda zeytin büyük bir geçim kaynağı olarak kullanıldı. Ziraat anlamında Rojava'nın üç özerk kantonunda geçim kaynakları bulunuyor" dedi.
Toplumun öz ekonomisi
Baas rejiminin Rojava'da ekonomik anlamda ilerlemenin önünü kapattığını ve bu durumun aşılması için çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Hamo, şunları söyledi: "Ekonomik olarak kaynaklar bu üç kantonumuzda fazlasıyla var. Ziraat, hayvancılık, sanayi, hizmet sektörlerinde yıllarca geri bırakılmasından dolayı yoğun bir çalışma içine girdik. Bunların ilerlemesi için özellikle kooperatifler ile birlikte toplumun öz ekonomisini sağlamaya çalışıyoruz. Toplumun kendi geçimini sağlayarak hiçbir yere veya erke bağlı olmamasını hedefliyoruz. Rojava'da bazı şirketlerin veya fabrikaların tekrardan çalışmasına ön ayak olduk. Toplumun ihtiyaçlarını sağlanmasını istiyoruz, ancak kapitalist ekonominin burada yeşermesine ve kendisini geliştirmesine izin vermeyeceğiz."
Kapitalizm cevap olamaz
"Kapitalizmin bizim sorunlarımıza cevap olmayacağını biliyoruz" diyen Hamo, "Toplumda bir yanılgı var, ekonomi ile kapitalizmin aynı şey olduğu zannediliyor, ancak bunlar aynı şeyler değil. Ekonomi kapitalizm değildir, aksine kapitalizm ekonomiyi öldürmüştür" dedi. Ekonominin kapitalizmden binlerce yıl önce var olduğu gerçekliğine işaret eden Hamo, "Bu nedenle kapitalistler, toplumun ekonomisini geliştirmesi önünde engeller oluşturmuştur. Burada kurulan veya kurulacak olan şirketler kapitalist bir mantık ile iş yapmayacak ve yapamayacaktır" diye konuştu.
Toplum esaslı ekonomi
Toplumu esas alan bir ekonomiden bahsettiklerinin altını çizen Hamo, başarılı olacağına inandıklarını; halkların da buna ikna olduğunu söyledi.
İSMAİL ESKİN/DİHA/QAMİŞLO