KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, El Kaide bağlantılı “İslam maskeli” çetelerin Batı Kürdistan’a yönelik saldırılarının hem “Kürt düşmanlığı” hem de “demokrasi düşmanlığı” olduğunu belirtti. KCK, “Rojava halkı Kürtlerin onurudur, namusudur” diyerek, Kürtleri ve diğer bölge halklarını Rojava Devrimi'ni savunmaya çağırdı.

Yazılı bir açıklama yapan KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı,   El Kaide bağlantılı grupların Batı Kürdistan’a yönelik saldırıları ile AKP Hükümeti'nin Batı Kürdistan’a ilişkin açıklamaları sert tepki gösterdi.

Saldırı kampanyası başlatıldı

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Rojava Devrimi'nin birinci yılında bir taraftan El Kaide’ye bağlı olduğu söylenen 'İslam maskeli' çetelerin, diğer taraftan Türk devletinin Kürtlere yönelik bir saldırı kampanyası başlattığını hatırlattı. Suriye'nin en devrimci demokratik gücü olan Kürtlere saldırılmasının hem Kürt düşmanlığı hem de demokrasi düşmanlığı olduğunun altını çizen KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, "Eğer Suriye'de demokratik bir değişim ve demokratik yönetim olacaksa bunun en güçlü temeli Kürtlerdir. Bu açıdan Kürtlere düşmanlık devrim düşmanlığıdır" dedi.

Elbette Kürtler ayağa kalkacaktı

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, temel ulusal ve demokratik haklarından mahrum yaşayan, bunun için de on yıllardır mücadele eden; son on yılda yüzlercesi zindanlara doldurulan ve Suriye-Türkiye işbirliğinin hedefi olan Kürtlerin, Suriye'de siyasi kriz baş gösterince ilk harekete geçen halk olmasının yadırganamayacağını vurguladı. Önceden de örgütlü oldukları için kısa sürede Suriye'deki devrimin ve demokrasinin en temel gücü haline gelen Kürtlerin, halklar daha demokratik ve özgür bir Suriye için harekete geçerken tabii ki en önde de Kürtlerin ayağa kalktığını kaydeden Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, "İlk önce örgütlülüklerini geliştirdiler. Meşru Savunma Güçlerini kurdular, sonra da devlet kurumlarını topraklarından atarak kendilerini yönetmeye başladılar" dedi.

Türkiye her yola başvurdu

"Suriye'de halk hareketlerini destekliyorum" diyen Türkiye'nin Kürtlerin ayağa kalkışını durdurmak için her yola başvurduğunun altını çizen KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, açıklamasını şöyle sürdürdü: "Bir taraftan Kürtlerin birliğini önlemeye çalışırken, diğer taraftan beslediği ve donattığı 'İslam maskeli' çeteleri Kürtlere saldırttı."

Türkiye niye böyle yapıyor?

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Türkiye'nin bu tavrını şöyle izah etti: "Türkiye kendi Kürtlerini kültürel soykırıma uğratıp yok etmek isterken aynı politikanın tüm Kürtlere uygulanmasını istemektedir. Bu nedenle Kürtlerin Suriye'de özgür ve demokratik yaşamına karşıdır. Türkiye'ye göre, Kürtler mutlaka egemenlik altında tutulmalı, kendilerini yönetme hakkı tanınmamalı ve kültürel soykırım Türkiye'de olduğu gibi sürdürülmelidir.

Evrensel ilkeleri reddediyor

Türkiye, Kürtlerin kendi kendini yönetmesine, bunun için seçimle bir demokratik özyönetim oluşturmasına karşıdır. Mısır’da bile seçim olsun, seçilene saygı duyulsun derken, Kürtlerin demokratik bir seçimle kendi iradesi olan Meclis oluşturmalarını ve bu Meclis içinden özyönetim çıkarmalarını kendisi için tehdit görmektedir. Demokrasinin uygulanmasının tehdit olduğu nerede görülmüştür? Türkiye, sıra Kürtlere geldiğinde her türlü evrensel ilkeyi reddetmektedir. Başkalarına hak gördüğünü Kürt’e görmemektedir.

Kürt düşmanlığı yapıyor

Derinliğine ve stratejik bir Kürt düşmanlığını hala sürdürmektedir. AKP tek parti dönemindeki ve sonrasındaki Kürt politikasını bırakmamıştır. Sadece Kürtlerin uyanışı ve mücadelesi karşısında Kürtleri egemenlik altında tutmak için Kürt’ten söz etmektedir. Dil ve kültürde kültürel soykırımı engellemeyecek yumuşamalar yapmaktadır. Bu da esas olarak Kürt’e karşı yürütülen kültürel soykırım ve psikolojik savaşın yeni koşullardaki biçimi olmaktadır."

Bu politikayı bırakmalıdır

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Türkiye'nin bu politikayı başta kendi sınırları içinde yaşayan Kürtler üzerinde olmak üzere bırakması gerektiğini belirterek, tüm Kürtlerle barışmanın, Türkiye'nin de çıkarına olduğunu kaydetti. "1925 yılıyla başlayan Kürt’ü yok etme politikasından vazgeçmeden Türkiye'nin istikrara kavuşması zordur" hatırlatması yapan Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, şu hususlara dikkat çekti: "Dolayısıyla eski politik tutum ve alışkanlıklarını terk etmelidir.
Türkiye, Kürtler nerede bir hak arayışı içinde olduğunda olumsuz tutum gösterme alışkanlığını bırakmalıdır. Çünkü bu tür yaklaşımlarla tüm Kürtleri karşısına almaktadır. Türkiye'de çatışmasızlık ortamı sürerken ve Kürtler, Kürt sorununun çözümü için sabırlı ve sağduyulu bir politika izlerken, Türk Hükümeti'nin her şeyi kendine hak gören egemenlikçi bir kompleksle Kürtleri tehdit eden politikaları bu süreci sabote etmekten başka bir anlama gelmez. Türkiye tutarlı olmalı, tutumunun neye yol açacağını görmelidir."

Kürtler tehditle vazgeçmez

"Suriye'de Araplar özgürlük istediğinde Kürtler istemeyecek mi?" diye soran KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, açıklamasına şöyle devam etti: "Tabii ki en başta da Kürtler isteyecektir. Farklı bir kimlik olmanın ve demokrasinin gereği olarak tabii ki özyönetimlerini kuracaklardır. Erdoğan 'sabrımız taşıyor' diyor, Bülent Arınç 'fiili durumları kabul etmeyiz' diyerek tehdit ediyor. Tehdit, bir politika haline getirilmiş ve bu konuda da basın harekete geçirilmiştir. Türkiye tehdit ediyor diye Rojava Kürtleri özgür ve demokratik yaşamlarından mı vazgeçecekler? Eğer bir tahammülsüzlük ve sabır taşma varsa tüm Kürtlerin sabrı taşıyor; 'Bu Türkiye'nin yaptığı nedir? Kürtler nerede bir hak kazanmak istiyorsa kaşı çıkıyor' diyorlar. Kürtlerin Türkiye algısı şimdi budur.

Savaşa taraf olmuştur

Eşbaşkanlık, Türkiye'nin şimdi Kürtlere karşı yürütülen savaşın tarafı olduğunun; hem de Kürt karşıtı tarafta yer aldığının altını çizerek, şöyle detaylandırdı: "Her biri bir başka ülkeden gelen ve Suriyeli olmayan 'İslam maskeli' çeteleri destekliyor, ama kendi topraklarında özgür yaşamak isteyen Kürtlere düşmanlık yapıyor. El Kaide’ye bağlı olduğu söylenen bu çetelerin komşuluğundan rahatsız olmuyor ama 'kardeşim' dediği Kürt’ü komşu olarak kabul etmiyor. Kürt’e hiçbir şey gitmesin diye ambargo uyguluyor ama bu çetelere her türlü imkanı sağlıyor."

KCK'nin tavrı açıktır

Kürtlerin, Türkiye'ye karşı hiçbir olumsuz politika ve tutum yanında yer almazken, Türkiye'nin bu düşmanlığı yapmasının kabul edilemeyeceğini tekrarlayan KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Kürt karşıtı politikalara boyun eğilmesinin düşünülemeyeceğini vurguladı. "Kürtlere haklarınızdan vazgeçin denilebilir mi?" diye soran Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, "Türkiye'nin bu politikasına sadece Rojava Kürtleri değil, tüm Kürtler karşı çıkmaktadır. Biz de Hareket olarak Türkiye'nin bu politikasının karşısında olduğumuzu vurguluyor ve Rojava Kürtlerinin yanında olduğumuzu herkesin bilmesini istiyoruz" diyerek, bütün Kürtleri de siyasi düşüncesi ve inancı ne olursa olsun Rojava halkı yanında yer almaya ve özgürlük devrimini savunmaya çağırdı.

Rojava, onurdur/namustur

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Kürt halkının herhangi bir saldırıya sessiz kalacağını sananların yanılacağının altını çizerek, şunları ekledi: "Rojava Kürtleri Türkiye ile ilişki içinde olmak istediklerini defalarca açıkladı. Buna Türkiye'nin tehdit ve şantajla karşılık vermesine tabii ki Rojava halkı da boyun eğmeyecektir. Bugün tüm saldırganlara gösterdikleri kutsal direnişi Türkiye'nin saldırılarına karşı da gösterecektir. Kadın, çocuk, yaşlı, genç göğüslerini Türkiye işgaline karşı siper edeceklerdir. Rojava halkı direnirse tüm parçalardaki ve yurtdışındaki Kürtler de yanlarında olur. Çünkü Rojava halkı Kürtlerin onurudur, namusudur. Hiçbir parçaya olmadığı kadar Rojava halkına sahip çıkarlar."

Tüm halklara çağrı

Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Rojava Devrimi'nin Suriye devriminin ve Suriye'nin demokratikleşmesinin temeli olduğuna işaret ederek, açıklamasını şöyle sürdürdü: "Bu açıdan Suriye'nin demokratikleşmesinden çıkarı olan tüm halklar ve inançlar saldırılar karşısında Rojava halkının yanında yer almalıdır. Rojava Devrimine İslam maskeli çetelerin ve arkasında olan Türkiye'nin saldırıları, gerçek demokratikleşme ve özgürlüklere saldırıdır. Demokratik Suriye isteyen tüm Araplar, Suriye'de dinsel topluluk olan Aleviler, Êzidiler, Süryaniler, Ermeniler, Dürziler, İsmailliler, herkes Rojava halkının yanında yer almalıdır. Rojava halkının yanında yer almak, tüm farklılıkların özgür ve demokratik yaşama kavuşacağı demokratik Suriye'den yana olmaktır."

Elini çek!

Türkiye'ye “Rojava halkının üstünden elini çek” diye seslenen Eşbaşkanlık, tüm saldırı ve sıkıntılara rağmen Rojava Devrimi'nin kazanacağını belirterek, açıklamasını şöyle tamamladı: "Rojava halkı da bölgede varolan Kürt ve demokratikleşme düşmanlığını iyi görmelidir. Hala Kürtlerin varlığını ve özgürlüğünü kabul eden bir zihniyet gelişmemiştir. Bu açıdan özgürlük ve demokrasi mücadelesi süresince sıkıntılar her zaman olacaktır. Kuzey Kürdistan halkı on yıllardır büyük acılar çekmesine, onbinlerce şehit vermesine ve çok ağır bedeller ödemesine rağmen direnmekte, özgür ve demokratik yaşamında ısrar etmektedir. Rojava Kürdistan'da yaşanan her sıkıntıya özgür yaşam iradesiyle karşı konulabilir. Rojava Devrimi tarihin en büyük devrimlerindendir. Rojava’da yaşanan demokratik ve özgürlük devrimi her türlü saldırıyı boşa çıkartacak ve sıkıntıyı aşacak güce sahiptir. Bu büyük devrimi hiçbir güç kıramayacaktır. Rojava Devrimi kazandığında sadece Suriye demokratikleşmeyecek, tüm Ortadoğu'nun da demokratikleşmesinin önü açılacaktır. Zaten Rojava halkı daha şimdiden bu bilinç ve sorumlulukla büyük direnmektedir. Bu direniş tüm Kürtlerin onuru olmaktadır. Tüm Kürtler de onurlarına ve namuslarına mutlaka sahip çıkacaklardır.” 

ANF/EHDİNAN