Almanya'nın Waiblingen ve Stuttgart kentlerinde faaliyet yürüten Kürt Kadın İnisiyatifi, Rojava Devrimi'nin alt yapısı ve devrime yönelik günümüzdeki tehlikeleri içeren bir panel düzenledi.

Waiblingen 'Bürgeraktion Salonu'nda düzenlenen panele, Kürt ve Alman kadınlar katıldı.
Panelde Kürtçe sunum yapan PYD üyesi Maha al Muhammed'in konuşması, Almanca'ya da çevrildi. Sözlerine' Arap Baharı'na ilişkin tespitlerle başlayan Muhammed "Herkes 'Arap Baharı'nı konuşurken, biz bu süreçte 'Halkların Başkaldırı Baharı' olarak adlandırdığımız Rojava Devrimi'ni başlattık. Bizim devrimimiz, Mısır ve Libya'ya benzememeliydi. Çünkü İslamistlerin Arap egemenliğini sağlamak için yaptıkları savaşın ve ahlaksız saldırıların devrimle hiçbir bağlantısı da yoktu. Rojava'da halkların kurdukları komünlerle kendi kendilerini yönetme projesinin 39 yıllık diktatör Baas rejimi koşullarında gerçekleşmesi oldukça zordu. Çünkü, Suriye'de Mısır ve Tunus'tan farklı bir durum vardı. Esad'a karşı muhalefet başkaldırısı başladığında, herkes Suriye'de iki ay içinde devrim olacağını düşünüyordu. Ancak aradan geçen üç sene zarfında diktatör Baas rejimi, ülkenin tüm ekonomik gelir kaynaklarına el koydu. Halk büyük bir yoksulluk içine itildi" şeklinde düşüncelerini dile getirdi.

Devrim kaosa sürüklendi

Suriye'de yürütülen savaştaki dış etkenlere de dikkat çeken Maha al Muhammed, şunları söyledi: "Yapılmak istenen devrim tam bir kaosa dönüştü. Çünkü bir taraftan İran Hizbullah güçleri, diğer taraftan Türkiye'nin destekleyip sınırdan ülkeye soktuğu İslamist gruplar,  halklara yönelik rastgeke katliamlar yaptı. Hatta bu İslamist grup ve devlet güçleri savunmasız halka karşı zehirli gaz dahi kullandı. Onun için bu başkaldırış, dış (Suudi Arabistan, Katar, Türkiye...) müdahaleler yüzünden hedefinden kopartılarak, Suriye'de İslamist bir yapıya doğru evrilmek istendi. Esad'ı ve onun rejimini yıkmak yerine, Ortadoğu'da yeni bir harita çizilmek ve İslamist bir devlet kurulmak istendi."
Tüm bu kaosa karşılık Rojava'nın durumunu değerlendiren Maha al Muhammed, "İslamistlerin bu hedefleri, etkisini Kürdistan üzerinde de gösterdi. Suriye rejiminin uzun yıllardan beri Kürtleri asimile etme politikası yüzünden bölgeye yerleştirilen Arap halkı dahi saldırılara uğradı. Tüm bu deneyimleri gözönünde tutan Kürt halkı, kendine üçüncü bir yol çizmeyi doğru buldu. Çünkü hem Esad rejimi, hem de muhalifleri durumunda olan bu İslamcı gruplar, bizim kimlik ve haklarımızı tanımamaya, ihlal etmeye devam etti. Bölgemizin tüm zenginlikleri, gelir kaynakları üzerinde Kürt halkı olarak hiçbir hakka sahip görülmedik. Elimizdeki tüm varlıklar alınmak istendi. İşte tüm bu sebeplerden dolayı Kürt halkı, Demokratik Özerkliği ilan ederek bir mücadeleye yöneldi. Cizîrê, Kobanê ve Efrîn olmak üzere üç kantondan oluşan bölge yönetimlerimizi ve savunma güçlerimiz YPG/YPJ'yi güçlendirmeye başladık. Çünkü kendi kendimizi yönetebilmek için, kendimizi savunacak güce ihtiyacımız büyüktü. Camilerde çağrılar yapan IŞİD ve benzeri çete grupları, Kürtleri katletmenin ve mallarına el koymanın helal olduğunu söylüyorlardı" şeklinde açıklamalarda bulundu.

Kadınlar devrimin temel taşı

Programın ilerleyen saatlerinde Rojava'da inşa edilmeye çalışılan Demokratik Özerklik sistemine ilişkin ayrıntılı bilgiler veren Maha al Muhammed, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü: "Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın Suriye'de yaşadığı süreç içerisinde geliştirdiği ideolojisi, bugün halkların kendi kendini komünlerle yönetmesini sağladı. Bu projeler çerçevesinde her kurum ve kuruluşta tüm etnik, inanç ve cinsler temsiliyetini buluyor. Kendi kendini, devlet aygıtı olmadan yönetmesini öğrenip uyguluyor. Bu devrimin en büyük temel taşları kadınlarımızdır. Yıllardır verdikleri mücadele ile diktatör rejim ve ataerkil düşünceye boyun eğmemeyi öğrendiler. Tüm yapılarda en az yüzde 40 cins kotası uygulanıyor. Ama öyle bir gelişme var ki, zaten kadınlar her yapıda yüzde 40 kotasına gerek duymadan çoğunluk sağlıyorlar. Yaptığımız devrim çerçevesinde bilincin gelişmesi için dil, kadın, jineoloji, sağlık, gençlik, savunma, ekonomi, teknik, inanç akademileri açtık. Tüm bu araştırma merkezlerinde de yine kadın çok büyük bir rol alıyor."

Ambargo ile halk mağdur ediliyor

Ambargolarla halkın mağdur edildiğini, en büyük ihtiyaçların başında ilaç, bebek maması, beslenme ve temizlik ilaçları olduğunu kaydeden Maha al Muhammed, sözlerini şu şekilde noktaladı: "Halkımız kendi imkanlarıyla su ihtiyacını gidermek için kuyuların suyunu arıtma projesi ve bir tür taştan sabun elde edebilme gibi projeler yürütmek istiyor. Ama bu tür projelerde kullanılacak teknik ve finans desteğine ihtiyaçlar var. Rojava halkı eğer kendisini YPG/YPJ savunma güçleriyle savunmazsa, IŞİD ve benzeri çetelerin katliamına maruz kalacağını biliyor."


Ingolstadt'ta Rojava'ya destek
Almanya'nın Ingolstadt kentinde Cumartesi günü 'Sağlık Günü' adlı festivale Kürt kadınları da katılarak Rojava için destek istedi. Kentin Paradeplatz kentinde bu yıl 15'incisi yapılan festivalde, Kürt yardım kuruluşu Heyva Sor a Kurdistanê'nin standı açıldı. Stand sırasında, geleneksel kıyafetlerini giyen Kürt kadınlar, hazırladıkları yemeklerden topladıkları gelirle Rojava'ya yardım yaptı. Ayrıca, Rojava'nın durumu ve çete saldırıları hakkında kamuoyuna bilgi verildi. Kürt kadınların müzik eşliğinde halaylar çekmesi, çevrede bulunanların ilgisini çekti.


GÜL GÜZEL/STUTTGART / ÖZCAN BOZOÐLU/INGOLSTADT