Her başkaldırı zulmün daha da artması, asimilasyonun daha derinleşmesinden başka bir sonuç getirmemiştir. Öyle ki artık ‘Kürd’üm’ demek bile yaşanan en büyük korku olmuştur. Kürdistan’ın parçalanması gibi Kürt insanının da beyni parçalanmış, kendi değerlerinden her geçen gün daha da uzaklaştırılmıştır. Yaşam da onurluca sahipleneceği bir değeri kalmamıştır. Kendisi olmaktan çıkarılmış halkı sadece Kürdistan’ı paylaşanlar değil, Kürdistan’dan faydalanmak isteyen herkes kullanmak istemiş, bunun için Kürt insanı üzerinden her türlü kirli politikalarını uygulamaya çalışmışlardır.
Emperyalist güçler için kendi sistemine aldığı Kürt en iyi Kürt olurken, ülkesini, değerlerini ve onurunu sahiplenerek kendi olma savaşımını veren Kürt, en büyük tehlike olarak görülmüş ve ortadan kaldırılması için savaşlar geliştirilmiştir. Bu gün Rojava’da verilen savaş kendisi olmak isteyen Kürd’e karşı bir savaştır. Amansız bir iradesizleştirme savaşı Rojava şahsında tüm Ortadoğu insanına dayatılmak isteniyor. Kapitalist modernitenin, demokratik moderniteyi boğma, insanların insanca yaşamasının engellenmesi savaşımıdır. Kapitalist modernite güçleri Ortadoğu’nun zengin kaynaklarından faydalanmak için her gün bir bahane yaratarak halkları birbirine karşı savaştırmaktadır. Ortadoğu’da yürütülen savaş özde din ve mezhep savaşımı değil, kaynakların paylaşılması savaşımıdır. Emperyalist güçler çıkarları için her gün yüzlerce insanı bir hiç uğruna öldürmektedir. Ortadoğu’da sadece insanlar değil, yaşam anlayışı, insanlık değerleri ve umutlar da her gün ölmekte, öldürülmektedir. Rojava Devrimi ise tüm bu ölümleri durdurma, yaşamı yeniden canlandırma devrimidir.
Bu gün Rojava’da Ortadoğu’nun kaderini değiştirecek yaşam sisteminin temelleri atılmış durumdadır. Kürt halkı yeniden insanlığın merkezinde özgür yaşamın öncüsü olmaktadır. Rojava’da yaşayan halklar kendi yaşamlarını kendi istedikleri gibi yaşamak, kendi geleceklerini kendileri belirlemek, kendi kültürünü ve değerlerini korumak için yaşam mücadelesi verdiler ve halende bu mücadele verilmektedir. Adeta ayakta kalma irade olma savaşımıydı bu güne kadar verilen savaş.
Rojava’da verilen savaş sadece El-Nusra ya da IŞİD’e karşı değildir. Rojava’yı kendisine tehdit olarak gören emperyalist zihniyete, Suriye, Türkiye, İran’ın dışında Kürtlükten nasibini almayan işbirlikçi KDP’ye karşı kendini savunma savaşıdır. Halkların iradesini esas alan bir sistemi kendileri ve çıkarları için tehlike görenlere karşı verilen bir savaştır. IŞİD saldırıları karşısında KDP’nin oynadığı rol ise kendi iktidar ve çıkar hesapları uğruna onurunu satmaktır. Rojava halkı bu üç yılda değerlerini ve onurunu korumak için kadın, genç, yaşlı demeden seferberlik ruhuyla irade olma savaşını tüm imkansızlıklara rağmen verdi ve vermektedir.
Kürt özgürlük hareketinin Ortadoğu’ya açılmasında önemli katkısı olan Kobanê, Rojava Devriminin de öncülüğünü yapmıştır. Son günlerde IŞİD üzerinde Kobanê’ye karşı geliştirilen saldırılar da özgürlük hareketinin kazanımlarına karşı geliştirilen saldırılardır. IŞİD’in Ortadoğu üzerinde kirli emellerini gerçekleştirmesine engel olacak güç halkların ortak mücadele gücü olacaktır.
Rojava Devrimi Kürtlerin ve tüm Ortadoğu’nun onurudur. Özgürlük mücadelesinin kazanımlarına ve Rojava Devrimine sahip çıkmaksa onuruna sahip çıkmaktır. Ulusal bilincin gelişmesi sınırları anlamsızlaştırdığı gibi hiçbir sınırı da engel olarak görmemektedir. Tarihten beri Kürtler ulusal birliği oluşturamadıkları için hep başkalarına ait olan yaşamı yaşadılar, alternatif bir yaşam arayışına girmediler. Tarihin tekerrür etmemesi için bu gün birlik ruhuyla hareket etmek öncelikli görev olmaktadır. Kürt halkı özelde Kobanê’ye genelde Rojava’ya karşı geliştirilen saldırılar karşısında birlik ruhuyla hareket ettiği sürece bu devrim yenilmeyecek ve Ortadoğu’nun özgürlük garantisi olacaktır.
Rojava Devrimi Kürtlerin onurudur