‘Rojava’ albümü, Hozan Kawa’nın 6. albümü olarak, 21. Uluslararası Kürt Kültür Festivali’nde dinleyicilerinin beğenisine sunulacak. 11. aydan itibaren Avrupa birçok kentinde konser verecek olan sanatçı, konserlerden elde edilecek gelirlerin tümünün Rojava’ya gönderileceğini söyledi. Sanatçı Kawa ile albümü ve çalışmaları hakkında konuştuk.


Bu albümünüzün diğer albümlerden farklı olduğunu söylüyorsunuz? Nedir farkı?

‘Rojava’ albümü başlı başına bir projenin sonucudur. Halkımızın desteği ve verdiği moralle kendimize bir misyon yüklendik. Biz de mesajlarımızı nasıl verebiliriz? Projelere nasıl imza atabiliriz? düşüncesindeydik. Rojava’daki halkımızın ve genel anlamda orada yaşananların bir bütünselliği içerisinde yaptığımız albümün ismi Rojava. Albümde Kürt ulusal değerlerinin bütününü ifade edecek şarkılar var. Orada, halkın acısını yüreğimde hissettim. Rojava’da gençlerimizi çocuklarımızı katlettiler. Kadınlarımıza hakaret ediyorlar. En kutsal değerlerimize el attılar. Bu acılar karşısında nasıl bir duruş  sergilerim? Bunu bir proje olarak nasıl ortaya çıkarabilirim? Ben bu ismi cesurca albümüme veriyorsam, bu sadece benim görüşüm değil. Başta Mir Multi Media ve emekçileri, sanatçı arkadaşlarımdan bir çoğunun görüş ve onaylarını alarak bu projeyi oluşturdum. Albüm, bu anlamıyla bir sesleniş ve bir duruştur.
Kürdistan’da verdiğiniz konserlerin albümde etkisi ne oldu?
21 Mart Newroz Bayramı‘nda Güney Kürdistan’a gittim. Halepçe’de, Gare’de, Maxmur’da, Kandil’de Newroz konserlerine katıldım. Tabii ki bu albüm için bu konserlerin bir etkisi oldu. Baktım ki bizim bildiğimiz gibi değil.

Nedir bildiğimiz gibi olmayan?

O duygu çok farklı. Örneğin Kandil’de 150 bin insanın karşısında yüreği ve dizleri titreyen ama içten içe de coşkuyla dolan bir Kawa olarak bu projeye yöneldim. Oradaki özgürlük savaşçılarından da, halka mal olmuş bir sanatçının böylesi bir süreçte ve bu saatten sonra daha çok oynatıp zıplatmaktan ziyade bu halkın soylu duruşuna ve direnişine, özgürlük mücadelesine tutkunluğuna yaraşır bir sanatı nasıl icra edebileceğim noktasında öneriler aldım. Bir yandan Kandil dağları bir yanda Amed. Çok büyük bir duygu yoğunluğu yaşadım. Döner dönmez de sanatçı arkadaşlarla, yapım şirketindeki arkadaşlar ve aranjörüm Memo Gül ile bu albümün temeli olan projeye başladık.

Sanatçının korkusundan bahsettiniz. Nedendir bu korku?

Aslında bu röportajla ben biraz özeleştirimi de vermek istiyorum. Değerlere saygıdan bahsederken halkımız karşısında özeleştirel yaklaşmalıyız. Burada kendimden yola çıkarak aslında genel bir yorum yapmak istiyorum:  Bir tek beklenti var bizden: Devrimci, yurtsever bir sanatçılık noktasında ne kadar yoğunlaşıyoruz? Ben aynanın karşısında geçtiğim zaman ya da yüreğimin sesini dinlediğim zaman hala bu mertebeye ulaşmadığımı görüyorum. Yoğunlaşma çok zayıf. Ben Kawa üzerinden bu konuyu değerlendireyim. Yoğunlaşmamız, halkımızın, mücadelenin gelmiş olduğu noktadan çok uzak. Büyük destanlar, büyük kahramanlıklar yaratıldı. Her bir devrimcinin şahsında onlarca sanatsal ürün ortaya çıkarılabilir. Ancak biz bu yoğunlaşmayı yakalayamadık. Özeleştiri derken “Hiçbir şey yapmıyoruz” anlamında söylemedim. Bir çaba sahibiyiz.
Ama söylemek istediğim çok hızlı yaşanan gelişmelere paralel olarak bir zayıflık, acizlik, üretimsizlik var, sanatsal olarak.

Albümü Rojava devrimine bir nefes olarak değerlendiriyor musun?

 Beni en çok derinden yaralayan, Müslümanların kutsal ayı Ramazan’da, Rojava’da gençlerimizin, çocuklarımızın kafalarını koparılmasıdır. Onları kurşuna dizdiler. Onlara karşı vahşet uyguladılar. Rojava’da insanlarımızı açlıkla terbiye etmeye, iradelerini kırmaya çalıştılar. Şimdi ben bir Kürt sanatçısı olarak eğer Kürtlerin yaşadıklarını esas alamıyorsam, bu acılara kendi yüreğimde, dizelerimde yer veremiyorsam  nasıl bir sanatçı misyonunu kendime yükleyebilirim. Ortadoğu devriminin yaşandığı, bir halkın kahramanca mücadele verdiği bir Rojava gerçeği var ve dünya orayı konuşuyor. Ben de bu albümümle yüreğimi, düşüncelerimi, emeğimi bu devrimin içine katmaya çalıştım. Hiç bir çıkar gözetmeksizin bu çalışmamı tamamen Rojava’ya adadım.



MURAT ALPAVUT/DÜSSELDORF