Rojava ikinci vatanım

Toplum/Yaşam Haberleri —

9 Kasım 2020 Pazartesi - 22:30

  • “İklim değişikliği, aşırı gelir uçurumu, ırkçılık ve cinsiyetçilik. Şahsen katkıda bulunmak istediğim bir şey olduğunu hemen anladım ve bir ekoloji grubunun parçası olarak kadın devrimine katılmak için buraya geldim.”

SADİE WHİTELOCKS

33 yaşındaki Londralı kadın, 2018’de Türk işgaline karşı savaşmak için Rojava’ya gitti ve salgın sırasında orada kaldı.
“Noel için yurduma dönme düşüncesi çok heyecan verici ama son yedi yıldır IŞİD’e karşı insanlığı savunma konusunda bunca bedel ödemiş bir halk için burada yaptığım işin çok önemli olduğunu düşünüyorum” diyor, Dani Ellis Rojava’da yerleştiği tesiste.
33 yaşındaki elektrik mühendisi Dani, Londralı. Özerk bölgeye 2018 Aralık ayında Türk işgaline karşı savaşmak için gönüllü olarak gelmiş ve salgın sırasında da orada kalmış.
Şimdi, hava saldırılarının tehdidinin yanı sıra Covid-19 salgını da Dani’nin baş etmek zorunda kaldığı şeylerden biri olmuş.

Rojava sağlık sistemi etkilendi
Bugüne dek Covid-19 Rojava’da 115 cana mal olmuş ki bu sayı Slovakya ile aşağı yukarı aynı. Ayrıca binlerce de hasta var.
Rojava’nın sağlık sistemi savaştan ciddi şekilde etkilendi. Bugün tam kapasite çalışan çok az hastane var ve bunların da sağlık ekipmanları ve tıbbi malzemeleri çok yetersiz.
Koronavirüs, bu sınırlı kaynaklar üzerinde daha da ağır bir baskı oluşmasına neden oluyor. Geçtiğimiz hafta, enfeksiyon oranlarını kontrol altına almak ve sağlık sistemi üzerindeki yükü azaltmak için on günlük kısmi bir sosyal hayatı durdurma kararı alındı.
Dani bu sağlık krizinde elinden gelen yardımı yapmak için, solunum cihazı gibi elektrikli ve tıbbi ekipmanların bakımından sorumlu olduğu bir hastane atölyesinde çalışıyor.
Genellikle günde 14-15 saat çalışıyor ama “yaptığı iş müthiş şekilde tatmin edici olduğu” için uzun çalışma süresini dert etmediğini söylüyor.

Rojava ikinci vatanım
İkinci vatanım dediği Rojava’da koronavirüse verilen tepkileri yorumlarken Dani şunları söylüyor: “Ne yazık ki birçok insan, hatta sağlık çalışanları bile Covid-19 tehdidini ya da korunma tedbirlerini ciddiye almıyorlar. Parçası olduğum sağlık sisteminin teknik departmanında bile, iş arkadaşlarıma sürekli maske takmalarını ve sosyal mesafe kurallarına uymalarını hatırlatmak zorunda kalıyorum. Şu anda kısıtlamalar epey gevşek ama yakın zamanda başka bir karantinanın başlayacağını düşünüyoruz. Şimdilik kurallar dükkanların çalışma saatleriyle ilgili ve pazarlar da kapalı. Ama çoğu durumda, bu kurallara uyulmadığını görüyorum. Maske takmak ve diğer tedbirler yavaş yavaş daha yaygın hale gelse de, birçok insan hala durumu ciddiye almıyor.”

Suyumuz talan edildi
Koronavirüsün yanı sıra, Rojava’da sağlık sistemine yük bindiren bir başka şey ise, Alouk su pompalama istasyonunun Türk destekli çeteler tarafından bir yıl önce ele geçirilip talan edilmesi olmuş.
Dani şimdi de elektrik altyapısına yönelik saldırılar düzenlendiğini ve alt istasyonların imha edilip dağıtım hatlarının kesildiğini söylüyor.
Son derece sıkıntılı olan su durumuna ilişkin olarak şunları söylüyor: “Serêkaniyê bölgesi, ki suyumuzun çoğu savaştan önce buradan geliyordu, şimdi Türk güçlerinin işgali altında ve bunlar, elektrik için giderek daha da saçmalaşan fahiş meblağlar talep ediyorlar. Neredeyse altı ay şebeke suyumuz yoktu ki bu aynı dönemde Ağustos’ta bir hafta, çalıştığım Haseke şehri 51 derece ile dünyanın en sıcak yeri olmuştu. Suya ve elektriğe düzenli erişim olmaması, Covid-19’dan etkilenenlerin bakımını çok daha zor hale getirdi. Şükür ki nehrin yönünü değiştirip büyük yeraltı kuyuları açılmasına yönelik yerel bir proje bu zorlukları kısmen hafifletti.”

2018’de Rojava’ya geldi
Rojava’daki Haseke şehrinin tozlu, güneş yanığı ve keskin caddeleri, Dani için kesinlikle memleketi Londra’dan dünyalar kadar farklı geliyordur.
Ama bu koşullar onu rahatsız etmiyor ve inandığı bir davaya faydası olduğu için iç rahatlığı hissediyor. Rojava’ya, 26 yaşındaki Anna Campbell’in Türkiye’nin 2018 başındaki Efrîn işgali sırasında bir Türk hava saldırısında öldürüldüğünü öğrendikten sonra gelmiş.
Tıpkı Dani’nin şimdi yaptığı gibi, Anna da Kürtlerle birlikte Rojava’da Türklere ve IŞİD’e karşı savaşmak için Rojava’ya giden bir İngiliz gönüllü.
Dani düşünceli bir şekilde şunları söylüyor: “Onu tanımıyordum, Anna bir arkadaşımın arkadaşıydı ve hikayesini onu tanıyanlardan dinledim ve burada onun hakkında duyduklarım bana en büyük ilhamı veriyor. Onun sayesinde burada savaşmaya gelenlerin yalnızca eski asker erkekler olmadığını, dünyanın dört bir yanından kadınların da toplumun her yönüne katkıda bulunmak için buraya geldiğini fark ettim. Rojava hakkında elimden geldiğinde okudum. Bir Kürt grubunun seküler, etnik olarak kapsayıcı ve aşağıdan örgütlenen demokratik bir sistem kurduğu 2012’den bu yana özyönetime tabi. Suriye’nin geri kalanının aksine, kadınlar Rojava’da her konuda ön planda, ön cephede ve işyerinde eşit haklara sahipler, ayrıca tecavüz ve çok eşli evlilik de yasaklanmış.”

“İnsanların Suriye’ye bakıp çökmüş bir ülke ya da bir bataklık gördüğünü düşünüyorum. Ama Kuzeydoğu Suriye, neredeyse on yıldır devam eden bir iç savaşın ortasında inanılmaz bir barış ve refah örneği.”

“Kadın devrimine katılmaya geldim”
“Burada IŞİD’in zalim işgalinin arkasında bıraktığı küllerden inşa edilen çok etnisiteli, tabandan örgütlenmeli demokrasiyi öğrendikçe, bugün tüm ülkeleri etkileyen sorunların birçoğuna çözüm getiren bir gelecek toplum modeli ile karşı karşıya olduğumu anladım: İklim değişikliği, aşırı gelir uçurumu, ırkçılık ve cinsiyetçilik. Şahsen katkıda bulunmak istediğim bir şey olduğunu hemen anladım ve bir ekoloji grubunun parçası olarak kadın devrimine katılmak için buraya geldim.”
Dani’nin Rojava’ya gelmesinden neredeyse bir yıl sonra, Ekim 2019’da, bir başka Türk işgali daha bölgeyi olumsuz etkilemiş. Dikkati hızla elinden gelen her şekilde yardım etmeye odaklanmış: Enkazdan cansız beden çıkarmak ve yardım dağıtmak da dahil. Çok sevdiği fotoğrafçılık ve film yapımcılığı da ona yardım edebileceği başka seçenekler sunmuş: Tehlike yüzünden muhabirleri bölgeye gelemeyen TV kanallarına çekim yapıyor.
Türkiye’nin işgali yüzünden neredeyse 200 bin Rojavalı yerinden olmuş ve bu mültecilerin çoğu kadın ve çocuk.
Bölgedeki son derece sert koşullara rağmen Dani burada sürekli karşılaştığı “komşuluk ve topluluk duygusu”ndan çok etkilenmiş.

İnsanların başı dik ve moralli
“Rojava’da en azından bir aile tarafından çaya ya da en azından sohbete davet edilmeksizin ve bir grup fotoğrafı çekmeksizin mahallelerde dolaşmak neredeyse imkansız. Karantina sırasında ziyaret ettiğim insanlar başı dik ve moralliydi.”
Londralı Dani, şu anda sağlık alanında çalışan başka kadınlarla birlikte bir evde kalıyor.
Ailesinin onun bir savaş bölgesinde bulunması karşısında ne hissettiğini sorunca Dani şöyle cevap veriyor: “Elbette kaygılılar, ama inandığım bir şey yaptığım ve yüzlerce yıldır ezilen bir halka hizmet ettiğim için gurur duyduklarını da düşünüyorum.”
15 saatlik bir başka mesai öncesi hava saldırısı ve koronavirüs tehdidi altında uyumadan önce, Dani gönül verdiği ikinci yurdu ile ilgili bir düşüncesini anlatıyor.

Devrimin en önemli üç ayağı
“İnsanların Suriye’ye bakıp çökmüş bir ülke ya da bir bataklık gördüğünü düşünüyorum. Ama Kuzeydoğu Suriye, neredeyse on yıldır devam eden bir iç savaşın ortasında inanılmaz bir barış ve refah örneği.
IŞİD tarafından geniş kesimleri yerle bir edilmiş olsa bile, Kürtler, Araplar ve Süryani Hıristiyanlar burada çokkültürlü bir toplum inşa etmeyi başardılar. Bu toplum, yüzyılımızın muazzam zorlukları ile baş etmek istiyorsak, insanlığın geri kalanının benimsemesi gereken bir modeli temsil ediyor.
Rojava’yı buradaki insanların yaptığı gibi özetlemem gerekirse, bu Lin, Jiyan, Azadi olur. Yani Kürtçede Kadın, Yaşam, Özgürlük; bu devrimin en önemli üç ayağı.

Çeviri: Serap Güneş
Kaynak: The Telegraph

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.