Rojava'daki yönetim modelinin tüm Ortadoğu halklarını ilgilendirdiğini vurgulayan Sancar, "Rojava'daki deneyim, Türkiye için de ciddi bir ilham kaynağı olabilir. Hatta bütün Ortadoğu toplumlarının da ilham alacağı modeldir" dedi. Sancar, yaşanacak olası sıkıntıların giderilmesinin de mümkün olduğunu ifade etti.

Rojava'nın Cizîrê, Kobanê ve Efrîn kantonlarında ilan edilen Demokratik Özerk Yönetimi değerlendiren Anayasa Profesörü Mithat Sancar, "Kürtler Suriye'deki iç savaşta üçüncü güç ve üçüncü yol oluşturmayı tercih ettiklerini söyledi ve bunun sonucunu aldı'' dedi. Rojava'da belirleyici faktörün PYD olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sancar, PYD ve birlikte hareket ettiği örgütlerin gerçek anlamda siyaset yaptıklarını söyledi. ''Siyaset ve diplomasi yoluyla hedeflerine ulaşmaya çalışıyorlar ve bu kadar zor bir coğrafyada, tehlikeli kulvarlarda hassas dengeler arasında başarılı siyaset yürüttüler'' diyen Sancar, ekledi: "Öncelikle, üçüncü güç olma, yani iç savaşta çatışan bir taraf olmaktan kaçınma tercihi doğruydu ve geleceğe yönelik de önemli bir adımdı. Geleceği kurma açısından yapılmış, alınmış doğru bir karardı. Bunun doğrultusunda Rojava çatışmalardan olabildiğince uzak tutuldu; savunma amaçlı silahlı örgütlenmeye gidildi. Özel olarak saldırı amaçlı herhangi faaliyeti duyulmadı; kendisine saldırıldığında yanıt verdi. Bu, bölgenin güvenli bir çember haline gelmesi ve yakın bölgelerde yaşayan; hem rejimden hem de İslamcı çevrelerden çekinen dinsel, etnik grupların da Rojava'ya sığınmasına, göçüne yol açtı. Sayıları bilinmemekle birlikte, az sayılmayacak gayrimüslimler, Rojava'da daha güvenli yaşam alanı buldu.''

Özerklik fiili uygulandı
Prof. Dr. Sancar, Güney Kürdistan'ın Rojava'ya yaklaşımının da bazı sıkıntılara yol açtığını ifade etti. Temmuz 2012'den beri fiili özerklik yönteminin uygulanmaya çalışıldığına değinen Prof. Dr. Sancar, "Rojava Devrimi olarak adlandırılan bu tarihten itibaren yerel yönetimler ve öz yönetim birimleri oluşturuldu. Rojava'da büyük ölçüde zaten toplumsal sözleşme ve ondan sonra gelen demokratik özerklik ilanları da bu fiili temel üzerine oturdu. Yani, bu tarihten beri yapılan çalışmalar hem toplumsal sözleşme hem de kantonların özerklik ilan etmelerinin zeminini hazırlamıştı" dedi.

Yeni ve alternatif bir model
Prof. Dr. Sancar, Rojava'daki Toplumsal Sözleşme, demokratik özerklik ve kantonların ciddi bir yenilik ve alternatif nitelik taşıdığını söyledi. Sorunların çözümü için Rojava'da ulus devlet modelinin tercih edilmediğini dile getiren Sancar, ''Ulus devlet modeli tekçilik ve merkeziyetçilik üzerinden şekilleniyor; tek ulus fikrini ve merkeziyetçi sistemi esas alıyor. Oysa Rojava Toplumsal Sözleşmesi çok halklı, inançlı bir sistem öneriyor. İnançlar arasında eşitlik ve yönetime katılımda hepsine demokratik hak tanıyan bir sistem getiriyor'' diye belirtti.
Öz yönetim birimlerinin sadece kanton merkezi yönetimleri ile sınırlı tutulmayarak, küçük yönetimlere kadar geçerli kılındığına işaret eden Prof. Dr. Sancar, "Burada da gerçek anlamda ademi merkeziyetçi sistem öneriyor. Ortadoğu'nun çok halklı, inançlı yapısı karşısında ulus devlet modelinin çare olmak bir yana büyük acılar yarattığı geçmiş tecrübelerle kanıtlanmıştır. Ulus devlet Ortadoğu için model olamaz, sorunları çözemez; sorun yaratan, çatışma üreten modeldir" diye ekledi.

Diyalog güçlendirecek
Gelecekte Ortadoğu'nun tamamı için düşünülen demokratik konfederalizm modelinin Rojava'da küçük bir deneme imkanı bulacağını vurgulayarak, "Daha küçük çaplı coğrafyada, belli bir nüfus için deneme olacaktır" diyen Prof. Dr. Sancar, Rojava'daki modelin ileride savaş bittiğinde, Suriye için de ciddiye alınması gereken bir model niteliği taşıdığını kaydetti.
"Rojava'daki deneyim, sadece Suriye için de değil; Türkiye için de ciddi bir ilham kaynağı olabilir. Hatta bütün Ortadoğu toplumlarının da ilham alacağı modeldir" diyen Prof. Dr. Sancar bundan sonraki aşamanın da önemli olduğunun altını çizdi. Sancar, şu anki savaş koşullarının yönetim modelinin pratiğe geçirilmesinde zorluklar yarattığını hatırlatarak, şöyle ifade etti: ''Bu şartlarda bile özellikle PYD ve diğer grupların hem Kürtler dışında kalan; Araplar, Çeçenler, Süryaniler, Ermeniler gibi halkların siyasal temsilcilerinin pratikte üretecekleri bir algı, yaklaşım ve ortak yaşam tecrübesi bize önemli bir değerlendirme imkanı sunacaktır. Rojava'da tercih edilen yolun, Toplumsal Sözleşme, üç kantonun özerklik ilanıyla bunun fiiliyata geçirilmesi tecrübesini çok önemli buluyorum. Yaşanacak sıkıntıların giderilmesi mümkün. Halklar arası diyalog bu yönetimlerin en önemli şartıdır. Diyalog yöntemi ve üslubu geliştirilirse bunun, özerkliğin ruhu daha da güçlenir."
Prof. Dr. Sancar, insan haklarından yana tüm kesimlerin Rojava'daki modelin yaşaması için elinden geleni yapması gerektiğini söyleyerek, ''Bu, sadece Kürtler için değil, herkesin meselesi. Türkiye dahil olmak üzere bölgedeki tüm ülke ve toplumlar için önemlidir. Öğrenilecek çok şey sunuyor''dedi.

Türkiye'de de uygulanabilir
Rojava'da hayata geçirilen modelin Türkiye'de de uygulanabileceğine dikkat çeken Sancar, bunun çözüm süreci müzakerelerinde de gündeme gelebileceğini belirtti. ''Öyle zannediyorum ki, Öcalan 'müzakere başlamalı' derken, bunların da konuşulacağı formatı kastediyor'' diyen Sancar, böyle bir durumda Türkiye için ne tür modellerin geçerli olacağının gündeme gelebileceğini söyledi. Sancar, ''Kürt siyasi hareketinin çeşitli önerileri olmuştur, özerklik çerçevesinde. Zaman zaman içeriğinde değişiklikler de yapıldı. Tabii Türkiye'de kantonal sisteme geçiş için bir çoğunluk beklemek, Anayasa yapacak bir çoğunluğu beklemek gerçekçi görünmüyor. Sonuçta böyle bir sisteme dair anayasa yapmak için Türkiye'de çoğunlukların oluşması gerekiyor, yeterli çoğunluğa ulaşılması gerekiyor" diye konuştu.



ALİ BARIŞ KURT/ANF/ANKARA