
İspanya'da Podemos, Yunanistan'da Syriza, Türkiye ve Kürdistan'da ise HDP, gerek seçimlerde gerekse de ortaya koydukları politikalarda halklar için önemli bir alternatif oldukları gösterdi.
Sol, sosyalist çizginin insanlığın halen büyük bir umut olduğunu ortaya koyan bu 3 parti temsilcileri geçtiğimiz günlerde Berlin'de bir araya gelerek kapitalizmin yarattığı tahribatları ve çözüm yollarını tartıştı.
Biz de her 3 parti temsilcisine ortak yönlerini ve 3'üncü yılını kutladığımız Rojava Devrimi ile ilgili görüşlerini sorduk.
Podemos Berlin Temsilcisi Miquel Sanz Alcantara: "HDP, Syriza ve Podemos'un ortak yanı bunların otokratizme karşı savaşıyor olmasıdır. Halka yönelik despotizmi sonlandırmak için mücadele ediyorlar. HDP'nin çok farklı kesimleri bir araya getirdiğini biliyorum. Biz de Podemos'u aynı şekilde kurduk. Şunu da belirtmem gerekiyor ki, Kürt halkının kaldığı baskıyı, zulmü biz yaşamıyoruz ama şunu da söylemem gerekiyor ki, HDP gibi ezilen tüm kesimlerle bir araya geldik. Kadınlar, göçmenler, LGBT bireyleri, işçiler ve memurlarla bir zeminde buluştuk. Rojava devrimine gelince, bu devrim bizim için inanılmaz ölçüde ilham kaynağı oldu. Rojava modeli bize devlet dışında aşağıdan yukarıya bir yönetimin nasıl olması gerektiğini gösterdi. Yine Rojava bize feminist bir devrimin nasıl olacağını gösterdi. Bu anlamıyla gerçek bir yol göstericidir."
Syriza Berlin Temsilcisi Dionisis Granas: "Üç ülkedeki topmlumsal gerçeklik farklı ama 3 ülkedeki bu 3 partisinin ortak bir yönü var. Üçü de bizde bir şeylerin değişmesi umudunu besliyor. Yeni fikirler getiriyor, neoliberal politikalar karşı duruyor, politikayı farklı şekillerde yapmaya çalışıyorlar. Yunanistan geçen dönemde daha çok kendi problemlerine yoğunlaştı. Ama biz solcular, o bölgeden çok uzak olmayan Yunan halkı olarak Rojava'nın bize yeni bir ilham verdiğini, neoliberal politikalara karşı yeni bir deneyim olduğunu görüyoruz. Biz Rojava'daki mücadaleyi sadece karanlığa karşı bir mücadele değil, aynı zamanda bize de umut veren, yolumuza ışık tutan bir mücadele olarak ele alıyoruz. Savaşın olduğu, her şeyin karışık olduğu bir bölgede bu devrim bize ilham veriyor."
HDP Temsilcisi Şehnaz İldan: "Neoliberal politikalar farklı ülkelerde o ülkenin özgülüne göre farklı görünümlerle ortaya çıksa da, ortaklaşan küresel bir direnişin temelleri de atılıyor. Bunun için olanaklar da ortaya çıkıyor. Syriza ve Podemos, Avrupa Birliği'nde cisimleşen neo liberal ekonomik yıkıma karşı direnirken, HDP dünya emperyalist sisteminin jandarma devletlerinden biri olan faşist devlete karşı direniştedir. Türkiye'deki sadece neoliberal ekonomik yıkıma değil, aynı zamanda bir tür halklar ve inançlar hapishanesi yaratan diktatörlüğü karşı da direniliyor. HDP, Syriza ve Podemos'u kardeş partiler olarak görüyor. Dünyadaki eşitlik ve özgürlük mücadelesini de kendi mücadelesi olarak kabul ediyor. HDP'nin barajı aşıp parlamentoya girmesi, AKP'nin tek başına iktidar heveslerinin boşa çıkarılması, AKP'nin Suudi Arabistan ve Katar'ın desteği ve DAİŞ'in eliyle Rojava'yı kan gölüne dönüştürmesine ket vurdu. Şimdi Rojava'da yeniden inşanın zamanı. HDP bu süreçte elinden geldiğince yer almaya çalışıyor. Rojava, aynı zamanda HDP'nin 'Yeni Yaşam' felsefesinin pratikte açığa çıktığı bir işaret fişeğidir. Dünya halklarının, özgürlük ve eşitlik için ilham alabileceği bir yerde duruyor."