Dünya, Rojava’da DAİŞ gibi insanlıktan zerre kadar nasibini almamış azılı bir güce karşı direnen, demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü paradigmaya dayalı bir modelin inşasına öncülük eden kadınları konuştu. Kimileri, bu “gökten düşen”, “olağanüstü”, “Ortadoğu’nun Amazon kadınlarını” görmek için akın etti ve neticesinde onların gökten düşmediğini, büyük bedeller verdikleri, ilmek ilmek ördükleri bir tarihlerinin olduğunu gördü. Rojava’yı inşa eden güce sahip kadının dünyayı da inşa edebileceğine dair umut kapısı belirdi.

TEV DEM Koordinasyonu ve aynı zamanda Yekîtiya Star üyesi olan Hanîfa Hisên ile Rojava’daki bu kadın devriminin köklerini ayrıntılarıyla konuştuk. 


Rojava’da bugünü yaratan süreç tam olarak ne zaman başladı?

Rojava’da gerçek yurtseverlik, yeni bir yaşam tarzı, bütün parçaların birliğine dayanan bir duygu, PKK ile yaratıldı. Özellikle 2 Temmuz 1979’da Önder Apo’nun Rojava’ya gelişiyle birlikte... Kadın bilinçlenmesi de bundan sonra oldu. Rojava’nın örgütlendirilmesi, ulusal bilincin geliştirilmesi temelinde kadrolar Rojava’ya, halk içine gönderildi. 

Eğer bir evde kadın, devrim konusunda ikna olursa, eşini de, çocuklarını da, çevresini de etkileyebilir. Bunu pratikte gördük. Faydacı değil; kadının toplumda rol, irade, söz sahibi olması temelinde bir yaklaşım gösterildi. Nitekim herkes Önder Apo’nun kadına yaklaşımının stratejik, ideolojik, felsefi, bilimsel olduğunu biliyor. Önder Apo’nun “Yarım kaldı” dediği kadın özgürlük projesi, Rojava’da başlatıldı. 


Halk o dönemde kadının katılımını nasıl karşılıyordu?

Özellikle 80’li yıllarla birlikte kadın kadrolar halk çalışmalarına girdi. Yıldız Durmuş, Binevş Agal bunlardan birkaçı... Propaganda yapan, örgütleyen, öncü olan kadından Rojava halkı büyük etkilendi. Halkın örgüte büyük güven duymasını sağladı. Oturmuş bir ahlaka, büyük bir bilince sahip olan, güçlü yurtseverlik duygusu taşıyan, fedakar, giydikleri elbise ve yedikleri ekmekten başka bir şeyleri olmayan, köyden köye yaya giden, bir insanı kazanmak, bir aileye ulaşmak için büyük emekler harcayan kadrolara sahip bir hareketi, halk güçlü sahiplendi.

Rojava’da neolitik kültürün kalıntıları halen güçlüdür. Bu nedenle PKK, Rojava kadını üzerinde daha büyük bir etki yarattı. İçinde kadının güç ve irade olduğu örgütlü ve demokratik bir toplum, özgür ve eşit bir yaşam, bu hareketin temel perspektifiydi. Kadını evden çıkaran, kadın erkek eşitliğini esas alan, kadının mücadeleye katıldığı, cinslerin özgürlüğünün esas alındığı bir toplum yaratılmaya çalışıldı. Kadın da özgürlük mücadelesinde rol sahibi olma temelinde bu fikri benimsedi ve kucakladı.


Yekîtiya Star öncesinde örgütlenme tarzınız nasıldı?

80’li yıllardan bu yana kadın örgütlülüğü komiteler tarzında gelişti. Köy köy kadın komiteleri kuruldu, eğitimler, toplantılar düzenlendi, ev ev dolaşılarak Kürtlerin ve Kürdistan’ın özgürlük davası, kadın özgürlük davası anlatıldı.

Sonrasında hareketten etkilenen Rojava kadını devrim saflarına, gerillaya katılmaya başladı. 80’li yıllarda Dîcle Kobanê, Rûken Efrîn, Berçem Dirbesiyê, Necbîr Tirbespiyê, Sozdar Endîwer, Peyman Hesekê gibi yüzlerce Rojavalı kadın mücadeleye katıldı. Bu başlı başına büyük bir devrimdi. Evden dışarı çıkamayan, babasının, abisinin yanında başını kaldıramayan, yüksek sesle konuşmaya cesaret edemeyen kadın, zincirlerini kırarak mücadeleye katıldı. Evinden, köyünden çıkıp savaşmaya, askeri ve siyasi eğitim görmeye gitti. Gelip halk içinde çalışmalar yürüttü. Toplum, kadındaki muazzam değişim dönüşümü kendi gözleriyle gördü. 


Kadının dönüşümü toplumu nasıl etkiledi?

Büyük değişimlere yol açtı. Toplumda var olan aşiretsel, ailesel sorun ve çelişkiler aşıldı. Kahvehane, kumar, faiz, içicilik, hırsızlık, kadına şiddet gibi devlet kültürünün yarattığı alışkanlıklar ortadan kalktı. Toplum birbirini sevip ortak ideallerde kenetlendi. Örgütlenme ve bilinç yaratıldı. 

Tabii bunun yanında zorluklarla da karşılaşıldı. Örneğin, bu fikri tanımayan ya da benimsemeyenler, “Bu kadının işi değil”, “Kadın yapamaz”, “Neden kadın erkeklerle birlikte geziyor” gibi anlam vermeyen yaklaşımlar içerisine giriyor, hatta anti propaganda dahi yapıyordu. 

Özgürlük Hareketi’nin başlangıç yıllarından bugüne değin Rojava halkı binlerce kadın ve erkek çocuğunu savaşta kaybetti. Artık büyük bir bağlılık oluştu, geriye dönüş söz konusu olamazdı. Bu açıdan altyapısı güçlü, ne kadar tahribatlar yaratılsa dahi sarsılamayan bir hareket ortaya çıktı. 


Devrimin başlangıç yıllarına gelirsek…

Rojava Devrimi’nin başladığı yıllarda hazırlıklıydık. Yılın başlarında Yekîtiya Star’ı yeniden yapılandırma kararı aldığımızı hatırlıyorum. Devrim havası yavaş yavaş esiyordu, şartları oluşmuştu. Suriye’de oluşan ortam, artık Kürtlere siyaset yapma imkanı veriyordu. Suriye devleti, üzerinde tehdit hissettiği dönemlerde Kürtler üzerindeki baskıyı hafifletmeye başladı. 30 yıllık mücadele birikimimiz, doğru bir siyaset yürütmemize imkan verdi. 4. kongremizi yaptık, tarihi kararlar alındı. Haklarımızı ulusal ve cins düzeyinde kazanabilmek için, Ortadoğu ve dünya kadın deneyimlerinden de faydalanarak, kadın meselesini devrim içinde anbean çözmeyi esas aldık. Ortadoğu kadınlarına, Arap, Türkmen, Çerkes, Dürzi, Asuri-Süryani kadınlara perspektif olmak istedik. Siyaset alanında bir karar mekanizması olarak değil de sadece kitlesel olarak yer almamız, kadın kitlemize büyük bir haksızlık olacaktı. Bu nedenle özerk örgütlenme kararı aldık. 


Yani nasıl bir örgütlenme? 

Her şeyden önce kronikleşmiş erkek sistemine karşı demokratik sistemi inşa etmede kadının öncü rolünü belirledik. “Tek bir kadın bile örgütsüz kalmamalı” sloganını örgütlenmenin temel ilkesi olarak belirledik. Kadın sistemini alttan üste doğru özgün ve özerk olarak TEV-DEM çatısı altında örgütleme kararı aldık. Bunun için Yekîtiya Star’ı çatı örgütü olarak ele aldık. Komünler, meclisler ve komiteler kuracaktık. Bu örgütlenmelerle kadınlar siyasi ve ekonomik olarak irade haline gelecek, kendi kendilerini yönetip kararlar alacak, bütün kadınların sorunlarıyla uğraşacaktı. Nitekim böyle de oldu. Siyasi, sosyal, eğitim, öz savunma, basın, diplomasi gibi kadınların ihtiyaçları doğrultusunda komiteler kuruldu. Bu komiteler çok önemliydi. Mesela Rojava’da daha YPJ kurulmadan da bu komiteler vasıtasıyla öz savunma yapan kadınlar vardı.


Bunlar misyonlarını oynadılar mı yani?

19 Temmuz Devrimi’ne kadar örgütsel alt yapısı güçlü bir kadın hareketi oluşturuldu. Önümüze koyduğumuz planlamaların hemen hemen hepsi yerine getirildi. Kuşkusuz içi tam olarak doldurulamadı, zayıflıkları vardı, kadınlar rollerini tam olarak tanımıyorlardı, eğitim yetersizdi. Fakat zamanla içi dolduruldu.

19 Temmuz Devrimi’nde kadınlar, kentlerin özgürleştirilmesinde aktif rol oynadılar. Ancak henüz YPJ kurulmamıştı. Artık yeni bir dönemin başladığından söz etmek mümkündü. Kurtuluş dönemi bitmişti, sıra artık kazanımların savunulmasındaydı. Aldığımız kararlar gerçekleşmişti. Ancak idari anlamda oluşan boşlukların doldurulması gerekiyordu. Yekîtiya Star’ın da içinde olduğu TEV-DEM olarak bu boşluğu doldurduk. Ekmeğin, suyun temininden tutalım, toprakların savunulmasına, siyasal, toplumsal olarak örgütlendirilmesine, örgütsel, toplumsal sorunların çözülmesine kadar sorumluluk bizleri bekliyordu. Örgütsel, savunma, idari boşlukları eksiklik, yetersizliklerine rağmen doldurabiliyorduk.

Yargı, yasama, yürütme organları üzerine temellenmiş TEV-DEM sistemine ve yürütme, meclis, mahkemelerine kadının güçlü katılımı oldu.


Farklı halklardan kadınlar da dahil miydi bu sürece?

Elbette. Suriyeli kadınlarla ittifak çalışması yürütüldü. Yekîtiya Star olarak bu ittifaka öncülük etmek, perspektif olmak istedik. Özellikle Süryani kadınlarla birlikte hareket, birlikte mücadele etme temelinde stratejik bir ittifak geliştirdik. Bu temelde Süryani Kadınlar Birliği kuruldu. Bu örgütün yürütülmesine, çalışma sisteminin geliştirilmesine dair kadın akademimizde eğitim verdik. 

Yine Arap kadınlarla, özellikle iç muhalefet gruplarında yer alan kadınlarla ilişki geliştirildi. Bunlarla bir toplantı geliştirildi. Suriye genelinde muhalefete etki edebilecek, muhalefeti birleştirecek bir kadın inisiyatifinin kurulması konusunda görüş birliğine varıldı.  

Kürdistan’ın diğer parçalarından değişik örgüt ve gruplar içerisinde yer alan Kürt kadınlarla birlikte Ulusal Kadın Kongresi gerçekleştirildi. Bu anlamda ulusal birliğin geliştirilmesine yönelik çabalarımız da oldu. 


Peki dünya halklarının büyük ilgisini çeken YPJ nasıl kuruldu?

19 Temmuz Devrimi sırasında Kadın Savunma Birlikleri’nin örgütlenmesi acil bir ihtiyaç olarak ortaya çıktı. Bu temelde YPJ grupları oluşturulmaya başlandı. Bunun yanı sıra iç güvenliği sağlamak amacıyla asayiş sistemi geliştirildi. Kadınlar bu oluşum içinde örgütlendirilmeye başlandı. Şu anda önemli bir sayıyla temsil gücü elde etmiş bulunuyorlar. 

İnşa süreci, savaşla birlikte başladı. Devrimin birinci yılında her yönden saldırılar geliştirilmeye başlandı. Artık savunma, her bireyin bir yükümlülüğü olarak gelişti. 

Devrime yönelik saldırıların idari, örgüt yapılanması üzerinde büyük etkileri oldu. Öte yandan ise kadınların daha çok savaşa katılmalarına vesile oldu. 2013 yılında Rojava kentlerinin hemen hemen hepsinde kadın taburları oluşturuldu. Buna Yekîtiya Star olarak destek verdik, taburların oluşturulmasında rol oynadık. Efrîn’de Şehîd Rûken, Kobanê’de Şehîd Dîcle, Qamişlo’da Şehîd Edalet, Tirbesipî’de Şehîd Necbîr, Hesekê’de Şehîd Sosin, Dirbesiyê’de Şehîd Berçem, Dêrîk’te Şehîd Sozdar Taburu kuruldu. Zaten 4 Nisan 2014’te de YPJ Konferansı yapıldı; kendisini Kadın Savunma Birlikleri olarak yapılandırdı, komutanlığını belirledi. Bugüne kadar YPJ’nin 1000-1500 kadar şehidi vardır. 


Tam olarak ne kadar kadınla örgütlü ilişkiniz var?

Kantonlarımızın tamamında ve Şam’da çalışmalarımız sürüyor. Sadece Yekîtiya Star’a aidat ödeyen kadın üye sayısının 10 binden fazla olduğunu söyleyebilirim. Yekîtiya Star, bugüne kadar özgün olarak kendini koruyageldi. 


Eksik, yetmezlik ya da sorun yaşamıyor musunuz?

Var tabii... Mesela kantonların yasal kanunlarında eşbaşkanlık sistemi sözkonusu. Ancak pratikte tam olarak uygulanmış değil. Başkanlık tarzında yürüyor. Efrîn Başbakanı bir kadındır, yardımcıları ise erkektir. Diğer kantonlarda ise erkek başkandır, yardımcıları kadındır. Bu meseleyi zamanla çözmeyi hedefliyoruz. 

Özellikle Cizîrê Kantonu’nda koalisyon oluşturulduğundan, koalisyon güçlerinin hepsi demokratik konfederalizm sisteminde ikna değil, anlamıyorlar. Plan ve projelerimizi genel hatlarıyla kabul ediyorlar ama kadın konusunda zayıflık söz konusu. Koalisyon yaptığımız güçlerde kadın temsili yok denecek kadar azdır. Araplar içinde kadın hiç örgütlü değil. Yekîtiya Star olarak Arap kadınlar içerisinde örgütlenme çalışmaları yürüttüğümüzden beri biraz ilerleme sağlandı. Şu anda Arap kadınların örgüt ve kurumlara katılımından söz etmek mümkün. Özgün kadın grupları da oluşmuş durumda. Ancak belirttiğim bu sebepten ötürü genel olarak kadın temsilinin eksikliğini Yekîtiya Star olarak biz tamamladık. Bazı bakanlıkların, kurumların temsilini diğer parti ve bileşenlere vermemiz gerektiği için, dolayısıyla bu temsillerin hepsi erkek olduğundan zorlandık. Bakanlıklarda kadın temsili yeterli değildi çünkü. Yardımcılıklarını Yekîtiya Star olarak biz tamamladık. Şu aşamada kadınlar bütün kanton bakanlıklarında aktif yer alıyor, rollerini oynuyorlar. 

Yine basın yayın sahasını iyi oturttuk. Mevcut durumda bütün kentlerde muhabir ağı oluşturulmuş durumda. 

Diplomasi komitemiz iyi bir sistem oluşturmuş durumda. Yekîtiya Star adına dünya ve bölge çapında kongre, konferans, toplantı ve etkinliklere katılıyoruz. Lübnan ve Irak’ta büromuz var. Avrupa’da bürolarımız bulunmasa bile çalışmalarımız sürüyor.

Eğitim komitesi, her üç kantonda kadın akademileri sistemini geliştirdi. Şu anda Star Kadın Akademilerinde jineoloji bölümü oluşturuldu. Broşür, araştırma, seminer çalışmaları geliştiriliyor. 

Hakeza Ekonomi Komitesi çalışmalarını geliştirmeye çalışıyor. Şimdi her komün bünyesinde kooperatif kurma çabaları var. Her komün bünyesinde de ekonomi komitesi geliştiriliyor. Şimdiye kadar istediğimiz bir tarzda bir komün sistemi yaratabilmiş değiliz. Ekonomi komiteleri projeler geliştiriyor. Kadın yaratımlarını pazarlama, kadın emeğini sahiplenme çabaları var. 

Kadınlar artık sorunlarını kurulan kadın evleri (Mala Jin) aracılığıyla çözüme ulaştırıyor. Burada komitelerimiz var. Bu komiteler sorunu araştırıp imkanlar dahilinde çözüme kavuşturuyor. Çözemedikleri sorunları ise mahkemelere sevk ediyorlar. Şimdi Mala Jin, mahkeme ve Asayiş arasında koordineli bir çalışma söz konusu. Mala Jin da bir nevi kadını savunma merkezleri işlevi görüyor; bütün kadın davalarında mahkemede hazır bulunur, kadını savunur. Bugüne kadar binlerce kadın sorunu bu kurum bünyesinde çözüme ulaştırıldı. Yüzlerce kadın ise ölümden kurtarıldı. Mağdur olan, kimsesiz kalan, korunmaya muhtaç onlarca kadın ise Kadın Bakanlığı’nca açılan stargehlerde (sığınma evleri) korunuyor, sahip çıkılıyor. Ayrıca öksüz çocukları korumak için bir mekan açıldı.

Yine sağlık alanında Heyva Sor kurumu, sağlık meclisleri var. Kadın Vakfı’nın da sağlık çalışmaları var. Kantonlarda sağlık bakanlıkları mevcut. Bu çalışmada ağırlıkta kadınlar yer alıyor. Ancak bu konuda büyük imkansızlıklar söz konusu. Kadınların sağlık sorunları yeterince çözülemiyor; hem kadınları bilinçlendirme yönünden hem de sağlık sorunlarının doğru tespiti ve giderilmesi konusunda ciddi yetmezlikler var. 


Bütün bu eşitlikçi yaklaşım toplumda da karşılık buluyor mu?

Doğrusu Rojava’da eşit temsil, eşit katılımda büyük ilerleme sağlandı. Bu anlamda kota uygulaması artık gereksiz hale gelmiştir. Kadının katılımı bazı alanlarda yüzde 80, yüzde 90’dır. Bazı alanlarda yüzde 50’dir. Ama daha aşağı bir yüzde yoktur. 

Bu konuda kantonlardan komün örgütlenmelerine kadar eşit temsil, eşit katılım örgütsel olarak oturtulmuştur. Ancak pratikte halen problemler yaşanıyor; halen geri, geleneksel, feodal, cinsiyetçi yaklaşımlar var. “Eski yaşam tarz ve alışkanlıklarımızla da yeni sistem içerisinde yaşayabiliriz” şeklinde zayıf, geri yaklaşımlar var. Çünkü halen cins bilinci, cins mücadelesi yeterince yedirilmiş değil. Kadındaki bilinç yetersizliği, karşı cinste de olumsuz yansımalara neden olabiliyor. 

Önemli oranda kadın kitlesine ulaşılmış, örgütlenmeye katılımları sağlanmış olsa bile, ulaşılamamış, örgütsüz kalmaya devam eden kadın sayısı da az değil. Ancak gerek savunma alanlarında, gerek Mala Jin, Kadın Eğitim ve Bilim Merkezlerinde ve diğer kurumlar bünyesinde verdiğimiz eğitimler, dönüşümde etkili oluyor. 

“Örgütsüz tek kadın bile kalmamalı” sloganıyla yola çıkan bir örgüt olarak, bu hedefe henüz ulaştığımız söylenemez. En çok bu konuda sıkıntı yaşıyoruz. Ulaşmadığımız kesimlerde kadın katliamları, kadına yönelik şiddet, intiharlar yaşanıyor. Ancak oluşturduğumuz yasalarla çıkan sorunlara müdahale edebiliyoruz. Çocuk yaşta evliliklerin önlenmesi, zoraki ve çok eşlilik, berdel ve başlık parası gibi uygulamaların önünün alınmasına yönelik mücadelemiz devam ediyor. 


Peki, son olarak: En çok neye kafa yoruyorsunuz şu günlerde? Ne planlıyor, ne yapmak istiyorsunuz?

Her şeyden önce sistemsel boşlukları doldurmak istiyoruz. 6. Kongre hazırlıkları içerisindeyiz. Kongre ile birlikte bütün kadın çalışmalarını, örgütlenmelerini kapsamak suretiyle daha geniş bir örgütlülüğe ulaşmak istiyoruz. 

Yine dünya kadın örgütleriyle ortak mücadele çerçevesinde planlarımız var. 

Demokratik özerk sistemin inşa kadrolarını oluşturmak amacıyla devam ettirdiğimiz eğitim çalışmalarını başarıya ulaştırmaya, komün, kadın ekonomisi alanlarındaki eksikliklerimizi tamamlamaya çalışıyoruz. Bu çalışmalarımızı Ortadoğu ve dünyaya da taşırmak istiyoruz. 

Eğitim, ekonomi, örgütleme alanlarında birçok projemiz var; mesela özellikle sokaklarda yaşayan zihinsel engelli kadınlar, yetim kalan çocuklar, “evde kalmış” diye nitelendirilen kadınlar için ve dilenciliği sonlandırmak için projelerimiz var. 

Kadın Bakanlığı tarafından şiddet gören, boşanan kadınlara dair istatistikler çıkarılıyor. 

Belediyeler tarafından park, okul yapımı, ekonominin örgütlendirilmesine dair çalışmalar yapılıyor. Ancak imkanlarımız kısıtlı, üzerimizde ambargo var, savaş var. Ekonomik anlamda kendimizi idare edebilecek bir pozisyona ulaşamadık. Mücadelemizin haklılığı herkesçe biliniyor ancak gereken destek verilmiyor. Bu direnişin diğer parçalara da örnek bir model olması için kadınlarla ortak mücadeleye ihtiyacımız var. Özellikle dünya kadın kurum ve örgütlerinden gözle görülür bir destek bekliyoruz.


SOZDAR DERSİM/HABER MERKEZİ