Suriye’de Kürtler de kirli savaşın içine çekilmek isteniyor. Savaşın tarafları Kürtleri de bir taraf yapmak istiyorlar. Kürtlerin bulunduğu alanları da her saat savaş suçunun işlendiği kirli savaş alanı haline getirmek istiyorlar. Kürtler şimdiye kadar meşru savunma dışında kendilerini bu savaşın dışında tutuyorlardı. Eğer bu tutumu göstermeselerdi şimdiye kadar binlerce sivil Kürt bu savaşın içinde yaşamını yitirecek; yüz binlercesi yerinden yurdundan edilecekti. Batı Kürdistan Kürtleri doğru politikalarla buna izin vermedi. Kürtlerin doğru politika izlediği şimdi birçok çevre tarafından takdir edilmektedir.  Şu anda Rojava Kürtlerinin Demokratik Özerklik sistemini kazanması esas olarak toplumu örgütlemesiyle gerçekleşmiştir. Örgütlü toplumun gücüyle Batı Kürdistan’ı özgürleştirmektedirler. Tarihin en barışçıl, demokratik devrimlerinden birini gerçekleştirmişlerdir. Şu anda demokratik devrim her gün derinleşerek gelişiyor. Devrimin demokratik karakteri meydanları dolduran toplum bileşimlerinden de belli olmaktadır. Toplumun hiçbir kesimi devrimin dışında değildir. Kürt kadınları ve gençleri devrimin öncüsü konumundadır.
Bu devrim Suriye’de savaşan tüm tarafları korkutmaktadır. Bu devrim, devleti de, savaşan diğer güçleri de ürkütmektedir. Bu devrim, diğer tüm siyasi güçlerin ölçüsünü ve kaç ayar olduklarını gözler önüne sermektedir. Böylece Suriye’de üçüncü bir siyasal gücün var olduğunu herkese göstermektedir. Demokratik bir Suriye’yi zorunlu kılmaktadır. Bu, sadece iç güçleri değil, dış güçleri de rahatsız etmektedir. Batı Kürdistan devrimi, özgür ve demokratik Suriye devriminin mayasıdır. Bu devrim eski ya da yeni despotların oyunlarını bozmuştur.
Halep’teki saldırılar Batı Kürdistan devriminin bu karakterine yöneliktir. Esas olarak da demokratik devrimle Kürtlerin güç olmasına karşıdırlar. Başta Türkiye olmak üzere birçok güç Kürtlerin güç olmasını istemiyor. Türkiye şu anda Suriye’deki Kürt karşıtı tüm güçlerle birlikte hareket ediyor. Türkiye o kadar Kürt karşıtıdır ki, Esad rejiminin hakim olup Kürtleri bastıracağına inandığı an Tayyip yeniden Esad kardeşim diyebilir. Türk devletinin tüm politikalarını yönlendiren Kürt karşıtlığıdır.
Halep’teki saldırının arkasında Türk devleti var. Türk devleti, El-Kaide’ye bağlı unsurları Kürt mahallelerine saldırtarak Kürtleri savaş içine sokup yıpratmak istiyor. Zaten bu saldıran gruplar desteği Türkiye’den almaktadır.
Rojava, Kürdistan ve Kürtler için hassas bir parçadır. En küçük parçadır. Bu parça bütün parçaların mücadelesine katılmıştır. Bu açıdan tüm parçaların desteğini almaya da hak kazanmıştır. Rojava’daki devrim tüm parçaları ilgilendirmektedir. Bu parçadaki halkın mücadelesini desteklemeyenler, yurtsever olmayı hak etmezler. Şu anda yurtseverliğin en temel ölçütlerinden biri Rojava’daki Kürtlerin özgürlük ve demokrasi mücadelesini desteklemektir.
Filistin, Arap dünyası için neyi ifade ediyorsa Batı Kürdistan da Kürtler için aynı şeyi ifade ediyor. Rojava, Kürtlerin Filistin’idir. Filistin’i sahiplenmeyenler nasıl ki Arap’tan sayılmıyorsa Rojava Kürtlerini sahiplenmeyenler de Kürt’ten sayılmaz. Rojava’yı sahiplenmek tüm Kürt halkının ve siyasi güçlerinin ahlaki ve politik sorumluluğudur. Çünkü Rojava’ya duyarsızlık aslında özgürlük ve demokrasi mücadelesinde iddiasızlık ve irade kırılması anlamına gelir. Bu açıdan Kürtlerin ulusal demokratik duygularının güçlülüğü, birlik duygusunun gelişmişliği, özgürlük ve demokrasiye karşı duyarlılık; düşmanın saldırılarına karşı hassasiyetin düzeyi Rojava’ya yaklaşımla ölçülür. Küçük parça deyip geçmeyelim, tüm Kürtlerin tarihi sınav yeridir. Kürtlerin vicdan ve ahlakının denendiği yerdir. Bu açıdan bu parçaya karşı sorumluluk düzeyi buradaki gelişmelere karşı duyarlılık her Kürt ve her Kürt örgütü için bir sınav olacaktır.
Şu anda Halep’te görüldüğü gibi Kürtler üzerinde büyük oyunlar oynanmaktadır. 15 gün kadar önce Qamışlo’da bomba patlatılması da bir provokasyondu. Şimdi bu Halep’te yapılmaktadır. Yarın bu tür provokasyonların başka yerlerde geliştirilmesi de beklenmelidir. Kürtler şu anda Suriye’de alternatif, üçüncü çözüm yolunu dayatıyor. Gerçekten demokratik Suriye alternatifi Kürtler ve ittifakları etrafında gelişebilir. Farklı kültürler ve insanların özgürce yaşadığı bir Suriye perspektifi bugün Kürtlerin siyasi çözüm projesidir. Bu proje; Alevi, Hıristiyan, Dürzi toplulukların tam özgürlüğünü ve özerkliğini savunurken, hakim inanç Sünniliğin de kendini özgür ifade ettiği bir Suriye olacaktır. Diğer inançları dışlamayan, tek hakim güç olmak istemeyen siyasal İslam da demokratik Suriye içinde kendine yer bulacaktır. Kürtler başta olmak üzere farklı etnik topluluklar da kendi örgütlülüklerini, özerkliklerini demokratik özerklik statüsü içinde yaşarlar. Suriye için tek alternatif budur. Bunun dışındaki her siyasi çözüm ve Suriye sistemi sürekli istikrarsızlık anlamına gelecektir.
Kürtler Suriye için kurtuluş projesi ortaya koymuşlardır. Kuşkusuz Kürtler dahil tüm toplulukların kurtuluş ve özgürlük projesidir. Ama bunu somutlaştıran ve örnek haline getiren Kürtlere saldırılmaktadır. Bu açıdan hem Rojava’da hem tüm parçalarda halkın birlik içinde Rojava’daki kazanımlra sahip çıkması gerekir. Bunun için en başta da Hewlêr’de Güneyli güçler, Türkiye, ABD ve İsrail’in yaptığı gibi gizli ajandaların ve toplantıların olmaması gerekir. Kürtlerin özgürlüğünün dar çıkarlara kurban edilmesine müsaade edilmemelidir.
KDP’nin bu konudaki yaklaşımları tüm Kürtler için büyük bir talihsizliktir. KDP Kürtleri değil de çeşitli dış güçleri esas almaktadır. Böylece Rojava halkının iradesini hiçe saymakta ve çiğnemektedir. Rojava’da Yüksek Konsey kurulmuş, ama halkın kaderi bu konsey dışında dış güçlerle tartışılmaktadır. Hem de Türkiye gibi Kürtlerin kazanım elde etmemesini temel bir politika yapan bir güçle. Bunun Kürtler için anlaşılabilir ve kabul edilebilir bir yanı yoktur.
KDP hala Güney Kürdistan ile Rojava arasındaki kapıları açmamıştır. Böyle bir tarihi süreçte bu kapıların kapatılması Rojava halkına karşı büyük bir sorumsuzluktur. Ben Rojava’ya hakim olamıyorum diyerek böyle yaklaşması kabul edilebilir değildir. Kürt siyasal partileri artık her parçada tek hakim güç olmaktan vazgeçmelidir. Birbirlerine oyun yapmadan, birbirlerine karşı başka güçlerle işbirliği yapmadan birlikte var olmasını bilmelidirler. Açıklık içinde birbirlerini kabul etmek temel bir yurtseverlik görevidir. Şimdi bir kısım Kürtler Kuzey’de ve Rojava’da kendileri etkin değil diye başka güçlerle işbirliği yapmaktadırlar. Bu, her parçada Kürtlerin önüne çıkan fırsatlar düşünüldüğünde bir gaflet, hatta ihanet durumunu ortaya koymaktadır. Kuzey’de PKK, Rojava’da PYD etkin diye bunları zayıflatıp yerine ben geçerim yaklaşımıyla dış güçlerle, hatta sömürgeci güçlerle ilişki kurmak hangi ahlaka sığar?
Halep’te o kadar saldırı ve katliam oluyor, Güneyli siyasi güçlerden ses yok. Türk devleti ya da başka güçler Rojava’da Kürtlerin kazanımlarını tehdit ediyor; Güney Kürdistanlı siyasi güçlerden bir tutum koyma yok. Bu, kabul edilemez. Şu anda tüm parçalardaki Kürtlerin bir araya gelip “Rojava’daki halkımıza bir saldırı olursa karşısında bizi bulur” demeleri lazım.  Hiçbir siyasi gücün Kürtlerin kendi kendilerini yönetme ve savunma haklarına karşı olmamaları gerektiğini söylemeleri lazım. Rojava’daki halk, bu saldırılar ortamında tüm parçalardaki Kürt örgütlerinden böyle bir tavır koymasını beklemektedir. Böyle bir tutum takınmak Kürtlere yönelik saldırı yapanlar için caydırıcı olur.
Rojava’da tüm siyasi güçler özgürce örgütlenmelidir. Hem birlik olunmalıdır, hem de birbirine tahammül etmelidirler. Birbirlerinin arkasından bir şeyler yapmamalıdırlar. PYD’nin güçlü olması bir gerçekliktir. Halkın içinde örgütlüdür. Buna saygılı olmak önemlidir. Kaldı ki bu, Kürtlerin zararına değildir. Bir parti Kürtleri örgütleyip güç yapmışsa buna ancak sevinilir. PYD’yi kabul etmemek çok tehlikelidir. Çünkü mevcut durumda PYD’ye savaş açmadan Kürtler arası bir iç savaş yapmadan PYD’yi etkisiz kılmak mümkün değildir. PYD karşıtlığı yapmak, Kürtler arası bir iç savaşı yaratma anlamına gelir. Çünkü savaş ve katliamlar dışında PYD’yi Rojava’da etkisiz kılmak mümkün değildir. Bu açıdan Rojava’da demokratik kültür ve birbirini farklılığıyla kabul etmesi önemlidir. Oyun peşinde, entrika peşinde olmayan tüm Kürt örgütleri zayıf-güçlü yan yana olabilmelidir. Hepsi saygınca yerini almalıdır. Bunun dışında her yaklaşım sömürgeci ve soykırımcı güçlerin işine yarar. Türkiye özellikle Kürtler arası bir çatışma yaratmak istiyor. Bu nedenle tüm siyasi güçler, kişiler bu oyunlara karşı duyarlı olmalıdır.
Şu anda tüm Kürtler Rojava Kürdistan’da dayanışma içine girmelidir. Tam da Rojava ile dayanışma zamanıdır ve Kürtlerin temel gündemlerinden olmalıdır. Rojava Kürdistan bunu fazlasıyla hak etmiştir. Tüm parçalardaki mücadele içinde binlerce şehit vermişlerdir. Şu anda da Rojava tüm Ortadoğu’ya örnek olarak ve Kürdistan parçalarını etkileyen bir devrim yapmaktadır. Rojava devrimini sahiplenmek, tüm Kürdistan’da özgürlük ve demokrasi mücadelesine güç katacak, ivme kazandıracaktır. Rojava devriminin güçlü olduğu bir Suriye, demokratik bir Suriye olmak zorundadır. Bu açıdan sadece Kürtlerin değil, tüm Ortadoğu ve demokrasi güçlerinin bu devrimin yanında olmaları ve güç vermeleri gerekmektedir.