Kürt Yüksek Konseyi (DBK) Aldar Xelîl, Cenevre Konferansı öncesi Rojava'da Geçici Yönetim ilan edeceklerini belirterek, ortak ve özerk yaşam iradesi gösteren bütün toplumsal kesimlerin paydaş olacağını söyledi.

Xelîl, "Kurucu Meclis, toplumsal sözleşme hazırlayacak; çalışma, diyalog ve ilişkilerin çerçevesi, prensipleri bu sözleşmede belirlenecek. Kurucu Meclis geçici olarak oluşturuldu, seçimlerle Daimi Meclis ve yönetim kurulacak" dedi.

Aldar Xelil, tüm enerjisini Rojava'daki Kürt Özgürlük Hareketi'ne karşı harcayan kimi Kürt çevrelerine şu çağrıyı yaptı: "Tüm çelişkileri bir tarafa bırakalım. Bu fırsat iyi değerlendirilmeli. Kürtler olarak Lozan'ın tekrarına müsaade etmeyelim."



Kürt Yüksek Konseyi (DBK) Üyesi Aldar Xelîl, ilan edildikten sonra Geçici Yönetimin devletler ve uluslararası alanda kabul edilmemesinin kendilerini durduramayacağını; çalışmalarını kesintisiz olarak sürdüreceklerini söyledi. "Muhalif kesimlerin bir kısmı Suriye dışında yönetimlerini oluşturmuş durumda. Dünya ülkeleri bunları kabul de ediyor. Bazıları 'hükümet' adını almış olsa da bunun pratikte bir karşılığı yok. Dış ülkeler bunları tanısa da halk tanımıyor. Bizim yönetim modelimiz ise bunun tam tersi bir konumda. Yani ilan edilmediği halde tüm alanlarda uzun süredir yürüttüğü çalışmalar, kurumlaşma faaliyetleri var; halkın, tüm kesimlerin kabulünü görüyor ama şu ana kadar dünya ülkeleri tanımış değil" diyen Xelîl, halkı esas aldıklarını vurguladı. Xelîl, şunların altını çizdi: "Halk bizi kabul ediyor, gönüllü olarak, fedakarlıkla, canı pahasına hiçbir şey esirgemeden her aşamasında yer alıyor. Şu ana kadar hiçbir güçten destek almadık. Biz öz gücümüze, halkımıza güveniyoruz ve destek verilmese de bu bizim için belirleyici olmayacak. Şunu da belirtmek gerekir, Kurucu Meclis oluşumundan sonra dış çevrelerden olumsuz bir yaklaşım ve tepki görmedik. Kabul edilmesini umuyoruz."
DBK Üyesi Aldar Xelîl, Rojava'daki Geçici Yönetim modelini, çalışma sistemi ve görevlerine ilişkin gazetemizin sorularını yanıtladı.

Geçici yönetim çalışmalarında öncelikleriniz neydi? Kurucu meclis neden şimdi oluşturuldu?
Her ne kadar son günlerde gündeme gelen bir konu gibi görünse de Rojava'daki yönetim çalışmalarımız uzun süre önce hazırlıkları yapılan bir faaliyet. 19 Temmuz'da Rojava'daki devrim süreciyle paralel başlayan bir çalışma. Rojava'daki bölgeler Baas rejiminden kurtarıldığı zaman öncelikli olarak gündeme aldığımız bir konuydu ve bugüne kadar adım adım zemini hazırlandı. Son altı ay içerisinde ise yönetim çalışmalarına hız verildi.
Rojava'daki tüm etnik kesimler ve bileşenlerle görüşmelerimiz oldu ve hazırlıklarını yaptık. Her kesimi katmaya, küçük-büyük her kesimin temsil bulmasına özen gösterdik ve bu çerçevede görüşmelerde bulunduk. Tüm kesimlerle görüştük. Pratikte sivil toplum örgütleri ve kurumların bunun için yürüttükleri çalışmalar var ve bu dönemde aralıksız devam etti. Kürtler olarak bulunduğumuz bölgelerde zaten yönetim çalışmalarını pratikte de yürütüyorduk. Yalnız bu çalışmaya diğer kesimleri de dahil etmek ve ortak bir çalışma yürütmek istedik. Demokratik ve ortak bir perspektifle tüm kesimlerin yer alması prensibiyle hareket ederek, hazırlık çalışmalarımızı sürdürdük.
Daha önce de yönetim modelini hayata geçirmek için adımlar atıldı. Yalnız Rojava'nın tüm bölgelerine yayılan çete saldırıları bu çalışmaların aksamasına neden oldu. Bazı Kürt çevreleri ile Arap ve Süryani kesimlerin bu çalışmaya katılması zaman aldı.
Şu an hem örgütlenme, kurumlaşma hem de güvenlik açısından daha iyi bir dönemdeyiz. Görüşmede bulunduğumuz kesimlerde de yönetim modeline yönelik olumlu bir algı, ikna ve katılım talebi oluştu, bu konuda uzlaşma sağlandı. Genel olarak Suriye'de de çözüme yönelik fırsat var. Ayıca geç de olsa dış güçlerin çözüme yönelik girişimleri görülüyor. İkinci Cenevre Konferansı'nın düzenlenmek istenmesi de bu girişimlerin bir sonucu olarak ortaya çıktı. Suriye için siyasi bir çözümün gündemde olduğunu görüyoruz.
Hatta rejime karşı savaşan bazı silahlı kesimlerde dahi siyasi çözüme yönelik eğilim görülüyor. Her kesimin Cenevre öncesi bloklaşmalarını tamamlamak ve Cenevre'ye güçlü katılma arayışları var.
Suriye Kooalisyon güçleri ya da Suriye Muhalefeti'nin farklı kesimlerinin de yönetimlerini ilan etmek için yaptıkları hazırlıklar var.
Kürtlerin bulunduğu bölgeleri Rojava devrim süreci ile birlikte, özellikle de 19 Temmuz'dan itibaren fiili olarak yönetiyoruz. Artık bir yönetim modeli ile bunu sisteme kavuşturmayı amaçlıyoruz. Bu, şu ana kadar Rojava Devrimi'nin geldiği bir aşama olarak, geciktirilmeden yapılması gereken bir çalışma. O nedenle geciktirmeden en kısa sürede yönetimin ilan edilmesi, resmi olarak da pratiğe konulmasının önemli olduğunu düşünüyoruz.

Planlanan Geçici Yönetim modeli nasıl olacak?

Demokratik Uygarlık perspektifi ile hareket ediyoruz. Ortadoğu geçmişte nasıl ki tüm halkların ortak yaşam alanı olmuş ise bugün de bu modeli Rojava'da uygulamak, pratiğe geçirmek istiyoruz. Demokratik, halkların birliğine ve ortak yaşamına dayalı yaşamın, sadece söylemden/teoriden ibaret olmadığını, bunun de uygulanabileceğini ortaya koymak istiyoruz.
Toplumdaki Arap, Süryani, Keldani, Kürt, Asuri, Ermeniler Ortadoğu geçmişinde ortak yaşamlarıyla bunun olabilirliğini zaten ispatlamış durumda. Bugün de mümkün olduğunu belirtiyoruz. Şu an yürüttüğümüz kurumlaşma çalışmaları Demokratik Özerklik temelindedir ve adım adım inşaasını hedefliyor. Her ne kadar şu an tam olarak ismi konulmamış bir oluşum olsa da en azından herkesin/tüm Rojava bileşenlerinin temsilini bulacağı ve kendi kendini yöneteceği geçiçi ortak bir yönetim oluşturmak istiyoruz.
Bu perspektif çerçevesinde yönetim modeli üstten dayatılan bir tarzda olmayacak. Toplumun en küçük birimlerinden hareket ederek, herkesi katmayı esas alıyor. Bu nedenle üst bir merci olarak kimse görevlendirilmedi, kimseye yetki verilmedi. Bu çerçevede Rojava'daki tüm bileşenlerin yer aldığı bir Meclis oluşturularak içinden bir Kurucu Meclis belirlendi. Kurucu Meclis ilk etapta kendi içinde komisyonları oluşturacak. Komisyonlar sözünü ettiğimiz yönetim projesini yazıya dökerek pratik adımlarını belirleyecek. Bu çerçevede meydana gelecek yönetim de görevlendirilecek. 


Yönetim modeli konusunda, Rojava'daki diğer kesimlerin yaklaşımları nasıl oldu? Desteklenmesi ve çalışmalarına katılım konusunda karşılaştığınız zorluklar oldu mu?
Oluşturduğumuz komisyonlar ve şu ana kadar yürütülen çalışmalar, bu yönetim projesinin pratiğe geçirilen ilk adımları niteliğinde. Bölgedeki halklar ve tüm kesimler de bu yönetim projesinin yaşama geçirilmesi için hemfikir. Asayiş, güvenlik, sağlık, eğitim hizmetleri; elektrik, su ihtiyacının giderilmesi ve daha birçok çalışma şu an ortak olarak yürütülüyor. Sadece toplumun bir kesimi buna dahil olmuyor. Baştan itibaren böyle bir yaklaşım sergilenmedi.
Bu tarz, şu ana kadarki ezberi bozan ve alışılmamış bir tarzda. İlk etapta buna kaygıyla yaklaşan, inanmayan, kısa vadeli taktik bir yaklaşım olarak değerlendiren kesimler de oldu. Bu çalışmaların tüm Rojava halkı için yürütülen bir hizmet çalışmasını olduğunu; el koymayı, halktan almayı değil, halk için çalışan, halka veren ve halka hizmeti hedefleyen bir tarzı yürüttüğünü kabul ettirmek zaman aldı. Rojava'daki kurumlaşmayı oluşturmada karşılaştığımız zorluklar oldu. Özellikle Kürtlerin kuruluş çalışmalarında aktif yer alması bu anlayışlar nedeniyle bazı konularda hedef haline gelmelerine neden oldu. Dar ele alan ve Kürtlere karşı tepki gösteren kesimler de oldu ilk dönemlerde. Anti propaganda faaliyetleri yürütüldü.
Özellikle güvenlik ve yaşamın inşaasında tüm zorlukların üstlenilmesi, en önde yer alınması gözle görülür sonuçlar ortaya çıkardığı gibi bu tür kaygıların zamanla giderilmesine yol açtı. Halkta güven ve olabilirliğine yönelik inanç gelişti. Tüm zorluklara, imkansızlıklara ve saldırılara rağmen halka hizmet ulaştırılmaya çalışıldı. Bu bizim için bir sınavdı ve bu sınavı eksikliklerine, ambargoya, tüm engellemelere rağmen şu ana kadar başarıyla verdik. Elbette bu süreç devam ediyor.
Bu başarı diğer kesimlerin katılımını gün be gün etkiledi. İkna ile birlikte çalışmalara katılım da arttı.

Geçici Yönetim yapısı, diğer Kürt siyasetlerini ve Rojava'daki diğer kesimleri ne kadar kapsıyor?

Belirttiğim gibi, yönetimde tüm kesimlerin katılımını esas aldık. Hiç bir kesimin yönetim modeli dışında kalmasından yana değiliz. Buna rağmen  bazı Kürt çevrelerinde ve kısmi de olsa bazı Süryani kesimlerinde dar yaklaşımlar oldu. Halen uzak duran, mesafe koyan kesimler bulunuyor. Kürtler de var, diğer halklardan olanlar da. Rojava'daki yönetime karşı faaliyet yürütenler, anti propaganda yapan kesimler de var. Bunlar daha çok dış dinamikler ile birlikte hareket eden kesimler. Halk ile birlikte hareket eden, halkın acısını paylaşan kesimler, bu projeyi tamamen benimsiyor ve destek veriyor.

Kurucu Meclis hangi bileşenlerden oluşturuldu?

Kurucu meclis toplantısına Kürt, Arap, Asuri, Suryani ve Keldani; bu kesimlere bağlı parti ve kuruluşların temsilcileri katıldı. Rojava'nın etnik bileşenleşenleri olarak yer aldılar. Bunların içinde sivil ve bağımsız kişiler de var. Oluşturulan 55 kişilik Kurucu Meclis de bu kesimlerin temsilinden meydana geliyor.

Öncelikli olarak hangi çalışmalar yürütülecek?

Kurucu Meclis, yönetim projesi ve bunun pratikleştirilmesine ilişkin belgelerin hazırlanmasından da sorumlu olacak. Kurucu Meclis, ilk olarak bir toplumsal sözleşme hazırlayacak. Belki anayasa vb. tanımlamalar yapılıyor genel olarak ama biz toplumsal sözleşme diyebiliriz buna. Çalışma, diyalog ve ilişkilerin çerçevesi, prensipleri bu sözleşmede belirlenecek. Bu yönetimin ve kararların alınacağı bir Meclis'in oluşturulması için seçimlerin yapılması gerekecek. Seçimlerin de yasaları belirlenecek. Oluşturulacak yönetim sistemi ve yönetim modeli de belirlenecek. Bu çalışmalardan bir bütünen Kurucu Meclis'in görevlendirdiği komisyonlar sorumlu olacak. Komisyonlar çalışmalarının sonuçlarını Kurucu Meclis'e sunacak, kabul edilmesi halinde pratiğe geçirilecek. Şunu da belirtmek gerekiyor; Kurucu Meclis geçici olarak oluşturuldu, seçimlerle ardından yönetimin belirlenmesiyle birlikte Daimi Meclis kurulacak.

İdari yapılanmanın 3 bölgeden oluşacağı belirtildi? Neden 3 kanton tercih ediliyor?

Efrîn, Kobanê ve Cizîr bölgeleri coğrafi olarak birbirinden kopuk alanlar. Bu bölgelerin ara yerlerinde Arap yerleşim yerleri bulunuyor. Gidiş gelişler ve bağlantılar konusunda (şimdilik) sorunlar yaşanıyor. Efrîn bölgesinden Kobanê'ye ya da Cizîr bölgesinden Efrîn'e direkt geçiş mümkün olmuyor. Saldırıların başlaması ile birlikte bu bölgelere geçiş yolları da tutulmuş durumda, bölgeler arası gidiş gelişlerde sorunlar var. Bu nedenle kanton örgütlenme biçiminde her bölge yönetimini belirleyecek ve her üç bölge birleşerek bir üst yönetimi oluşturacak.
Oluşturulan sistemde her bölgeden bir meclisin olmasını esas alıyoruz. Coğrafi zorluklar nedeniyle aldığımız kararlar var. Çünkü bir bölgenin günlük olarak diğer bölgenin çalışmalarını takip etmesi mümkün değil. Bölgesel yönetim kararlarını her bölge oluşturduğu yönetim birimleriyle kendi içinde alacak. Geneli her üç bölgeyi ilgilendiren stratejik kararlar ise genel yönetimde alınacak. Üç bölge üstte genel yönetime bağlı olarak hareket edecek.
Yönetim alt birimlere, yerele dayalı bir yönetim olacak. Her bölge kendi kendisini yönetecek. Örneğin Efrîn'de bir yerel yönetim olacak ama her ilçenin dahi kendi yönetimi ve meclisi olabilabilir. Yönetim altan üste doğru uzanarak, genel yönetimde temsilini bulacak.
Pratik zorlukları olsa da bu sistem ile önüne geçmeyi hedefliyoruz.

Geçici Yönetimin görev ve sorumlulukları ne olacak? Çalışmaları hangi alanları kapsayacak?

Tüm çalışmalardan sorumlu olacak. Güvenlik konularından tutalım sağlık, siyasi, ekonomik, ticari, ziraat, kültür-sanat, eğitim tüm alanlardaki hizmetlerden sorumlu olacak. Çalışmalar bu çerçevede belirlenen 12-13 alanda yürütülecek. Her bölüm kendi içinde yönetim birimini oluşturarak, görev üstlenecek. Genel yönetim de bu alanların bileşiminden meydana gelecek.

Çalışma sistemi nasıl olacak?

Oluşturduğumuz komisyonlar bunun çalışmalarını yürütüyor. Toplum ihtiyaçları göz önünde bulundurularak, her alanda komisyonlar oluşturuluyor. Ardından, her çalışma alanının yönetimi oluşturulacak. Belki isim ve sistemde farklılıklar olabilir ama anlaşılması için şöyle örneklendirilebilinir; bir bakanlık ve bunun alt birimleri gibi bu yönetimler görev bölümüne giderek, çalışmaları yürütecek.
Çalışma sistemi çok detaylı anlatmak şu an için erken olabilir. Bazı konular şu an taslak niteliğinde ve detaylarına ilişkin görüş alışverişi sürüyor. Şu örneği verebiliriz; Rojava'da sağlık çalışmalarını yürüten bir merkezin komite ve yönetimi oluşturulacak, her bölgede, yerellerde bu merkeze bağlı şubeler, birimler olacak. Birimlerin tümü Genel Sağlık Merkezi'ne bağlı olacak. Ekonomi, güvenlik, eğitim ve ilişkiler vb. alanlarda benzer bir sistemin oluşturulması hedefleniyor.

Geçici Yönetimin diğer devletler tarafından tanınma sorunu olacak mı? Bu konuda herhangi bir yaklaşımla karşılaştınız mı?

Biz temel gücümüzü toplumdan alıyor, topluma dayalı hareket ediyor; bunu esas alıyoruz. İlan edildikten sonra yönetimimizin devletler ve uluslararası alanda kabul edilmesinden elbette memnunluk duyar, olumlu karşılarız. Bunun olmaması da çalışmalarımız önünde bir engel olarak görmüyoruz. Projemiz çerçevesinde yönetim çalışmalarını kesintisiz olarak sürdüreceğiz. Muhalif kesimlerin bir kısmı Suriye dışında yönetimlerini oluşturmuş durumda. Dünya ülkeleri bunları kabul da ediyor. Bazıları 'hükümet' adını almış olsa da bunun pratikte bir karşılığı yok. Dış ülkeler bunları tanısa da halk tanımıyor.
Bizim yönetim modelimiz ise bunun tam tersi bir konumda. Yani ilan edilmediği halde tüm alanlarda uzun süredir yürüttüğü çalışmalar, kurumlaşma faaliyetleri var; halkın, tüm kesimlerin kabulünü görüyor ama şu ana kadar dünya ülkeleri tanımış değil. Biz halkımızı esas alıyor, gücümüzü halktan alıyoruz. Halk bizi kabul ediyor, gönüllü olarak, fedakarlıkla, canı pahasına hiçbir şey esirgemeden her aşamasında yer alıyor. Şu ana kadar hiçbir güçten destek almadık. Biz öz gücümüze, halkımıza güveniyoruz ve destek verilmese de bu bizim için belirleyici olmayacak.
Şunu da belirtmek gerekir, Kurucu Meclis oluşumundan sonra dış çevrelerden olumsuz bir yaklaşım ve tepki görmedik. Kabul edilmesini umuyoruz.

Geçici yönetimin Suriye ile ilişklileri nasıl olacak? Buna yönelik bir çerçeve belirlediniz mi?

Şu an itibariyle tüm Suriye'yi kapsayacak bir yönetim modeli oluşturmuş değiliz. Ama uzun vadede tüm Suriye'yi etkileyeceğini düşünüyoruz. Şu an iktidarda olan Suriye rejiminin durumu biliniyor. Ülkeyi yönetecek, ortaya çıkan sorunlara çözüm bulacak durumda değil. Yeni Suriye yönetimi oluşturulması durumunda Kürtler ve diğer etnik kesimlerin gerçekliği göz önünde bulundurularak bir yaklaşım geliştirilmeli, Kürtlerle birlikte diğer halklar da tanınmalı. Yeni Suriye yönetiminin oluşturulan bölgesel yönetim ile diyalog halinde olmasını ortak çalışmasını umuyoruz. Ekonomik, siyasi, ticari vb. tüm alanlarda olmalı. Kürtler olarak tanınmalı; parlamentoda ve genel hükümet içinde temsilimiz olmalı. Kendi bölgemizi şu an oluşturduğumuz proje çerçevesinde diğer halkların temsili ile birlikte özerk olarak yönetebilmeliyiz.

Geçici Yönetim modeline ilişkin kaygılı yaklaşımlarla karşılaşıyor musunuz?

Devrim sürecinde en derli toplu hareket eden, belirleyici olan Kürtler oldu. Tüm halklara örnek oluşturdu. Tüm engellere, ambargoya ve saldırılar karşısındaki mücadelemiz ve şu anki duruşumuz, örgütlülüğümüz Kürtler olarak diğer kesimlerden farkımızı da ortaya koyuyor. Bir çok alanda öncülük etti Kürtler. Herşeye rağmen Suriye içinde çözüm için en umut veren kesimiz ve bunun potansiyeli ve inancını taşıyoruz. Şu ana kadar sergilediğimiz pratik de bunu her yönüyle kanıtlıyor.
Diğer kesimlerin bırakalım öncülük etmek yeniden yapılanmak, ne yazık ki ayakta duracak bir pozisyonda dahi olamadılar. Kürtler olarak baştan itibaren devrim için hazırlık yaptık, bunu güvenlik dahil her alandaki kurumlaşma ve çalışmalarla adım adım geliştirdik. Birçok alanda başarı sağlandı. En zor koşullarda yönettiysek bundan sonraki dönemde daha sistemli yönetebiliriz. Tüm Suriye halkları ve Ortadoğu için de halka dayalı demokratik, ortak yaşam için bir model olacak.
Özgürlük ve Demokrasi Mücadelesinde olağanüstü durumlar da gözetilmeli. Biz de diğer halklar gibi devrim sürecinde olağanüstü durumlarla karşı karşıya kaldık ve kalıyoruz. Büyük bir irade ile mücadele vermeden devrimi yaratmak da mümkün değil; bunun bilinciyle hareket ettik. Bu mücadelenin bir bölümünü verdik, bundan sonrası için de bedeli ne olursa olsun her anlamda hazırlıklarımız olacak. Halkımız, fedakarlıktan çekinmedi ve daha fazlası için de hazır. Bu fedakarlıkla saldırılar kırıldı. Şu an geleceğe daha da inanarak bakıyoruz.
Mücadelemizin uzun bir geçmişi var, paradigmamız var ve halkımızın sınırsız desteği var. Bundan güç aldık ve bu gücün her koşulda sınırları zorladığını; tahminin ötesinde gelişmeler yarattığını gördük.

Yönetim ilanı için belirlediğiniz bir tarih var mı?

Şu an çalışmalar başlamış durumda. En kısa sürede Kurucu Meclis toplanarak komisyonları görevlendirecek. Cenevre Konferansı öncesi Geçici Yönetimi ilan etmeyi hedefliyoruz. Başaracağımıza, sonuçlarının olumlu olacağına inanıyoruz.

Tüm enerjisini size karşı mücadeleye harcayan kimi Kürt çevrelerine çağrınız nedir?

Kürtlerin Cenevre'ye güçlü katılmasını istemeyen kesimler var. Hatta son aylarda Rojava'ya yönelik saldırıların bir nedeni de budur. Bu yönelimlerin taleplerimize ket vurması, özgürlük yürüyüşümüzü engellemesi, irademizi kırması söz konusu değil. Kürtlere yönelik bölme, parçalama planları devreye konulmak isteniyor. Cenevre öncesi tüm kesimlere çelişkileri bir tarafa bırakarak, birlik çerçevesinde hareket edilmesi çağrısında bulunuyoruz. Bu fırsat iyi değerlendirilmeli. Kürtler olarak Lozan'ın tekrar etmesine hiçbir biçimde meydan vermemeli, bu bilinç ve sorumlulukla hareket etmeliyiz.

 HABER MERKEZİ