Son günlerde ortaya çıkan veriler, açıklamalar ve atılan adımlar bir araya getirildiğinde Kuzey Suriye ve Rojava’ya dönük yeni bir planın devreye sokulduğu anlaşılıyor. Planın oyun kurucusu AKP yönetimindeki Türkiye. MİT elemanları ve işbirlikçi Kürtler, siyasi ve askeri olarak planın figüranları.
Planın birinci parçası Rusya-İran Türkiye tarafından 20 Aralık’ta yapılan Moskova zirvesinden sonra açığa çıktı. Astana toplantısına Kuzey Suriye halklarının siyasi, idari ve askeri temsilcileri çağrılmadı. Ancak bunanla da kalınmadı. Onların yerine Türkiye tarafından belirlenen eski ENKS kalıntıları ve halen zaman zaman ENKS adına konuşan ancak MİT elemanları oldukları konusunda kuşku kalmayan İbrahim Biro, Siyabend Haco, Fuat Aliko, Hekim Beşar gibi kişilerin çağrılması planın amacını bir nebze de olsa ortaya koyuyor. Bu kişilerin Rojava’da hiçbir karşılıkları yok. Temsil ettikleri hiçbir güç ve irade yok. İbrahim Biro, Ankara görüşmelerinin ardından Astana’da PYD’nin yaptıklarını anlatacaklarını söyledi.
Silahlı Müslüman Kardeşler
Astana’daki görüşmelere çağrılanların tamamı Müslüman Kardeşlerin silahlı gruplarıdır. Aslında bir anlamda geçen sene Riyad’da yapılan toplantının bir tekrarı olduğunu söylemek de yanlış olmaz. Riyad’daki toplantıdan Sünni Cephe dışında hiçbir karar çıkmamıştı. Bu toplantıdan sonra Suriye’deki iç savaş daha da derinleşmişti.
Planın diğer parçası
Planın bir diğer parçası da temcit pilavı gibi “Rojava “peşmergesi dedikleri, gerçekte ise KDP’lilerin yeniden Suriye, Kuzey Suriye ve Rojava topraklarına sokulması tartışmalarıdır. Hewlêr’den dışarıya çıkmayan, daha önce rejimi övücü tarzda yaptığı açıklamalarla teşhir olan ENKS Yöneticisi Kawa Azizi, “Kürdistan ordusunu Rojava’ya göndereceklerini” açıkladı.
Türkiye’nin Cerablus işgalinden hemen sonra yeniden peşmergelerin geçişi gündeme getirilmişti. Hatta kimi zaman bazı peşmergelerin geçtiğine dair bilgiler de yayıldı. Son günlerde Cerablus’ta kimi yerlerde peşmerge bayraklarının asıldığı yönünde bilgiler geliyor. Peşmergelerin Güney’den geçmesine gerek yoktu. Çünkü zaten bu yönlü uzun süredir özellikle Şehba’da faaliyet yürütenler vardı. Bu kişiler de zaten şu an Türkiye’nin sözcüleri konumunda olan Sultan Murad ve diğer grupların yürüttükleri ‘Fırat Kalkanı’ güçleri arasında yer alıyordu. Bunlardan biri Rai’ye bağlı Şıverin köyünden Ustaz Mahmut olarak bilinen Mahmut Hamo’dur. Mahmut Hamo, 2012 yılında Halep çevresinde kurulan ve ilk pratikleri Eşrefiye Mahallesi’ne yönelik saldırı olan Azadi ve Selahattin gruplarının kurucu üyelerindendir. Diğeri ise Mahmut Xılo adındaki Qibbesinli Kürt’tür. Xelo da Hamo gibi Azadi ve Selahattin gruplarının kurucu üyesidir. Hatta 2014 yılında Türkiye tarafından Nurettin Zengi grubu genel sorumlusu olan Şeyh Tevfik’e Kürt gruplarını yeniden toparlama görevi verildiğinde oraya peşmergelerin Xelo komutasında gönderilmesi de planlanmıştı. Ancak plan tutmayıp kısa sürede Şeyh Tevfik Şehabbetin’in gerçek yüzü ve amacı ortaya çıkınca daha uygulamaya başlamadan bitti.
Ordu dediği de bunlar
Bu kişilere Sultan Murad, Firket El Hemze gibi gruplar içinde yüksek görevler verilerek fiili olarak Rojava peşmergesi denilen gücün örgütlemesi yapılmış durumda. Zira iki yıl önce Ustaz Mahmut’a (Mahmut Hamo) kurdurdukları Ketibeyi Baz adlı çete ve MİT grubunu bu dönemde eğittikleri kişilerle güçlendirmeye çalıştılar. Kawa Azizi’nin dediği bu çete gruplarının Türkiye tarafından daha da aktifleştirilmesi ve MİT tarafından eğitilen kişilerin sayısının arttırılmasından başka bir şey değildir. Bunun olması durumunda da Türkiye eliyle ve kendi yetiştirmesi MİT elemanlarıyla bir kardeş savaşının başlamasından başka bir şeyin başlaması da beklenemez.
Üs merkezleri belirlenmiş
Türkiye kendi içinde hazırlayıp bir Kürt gücüymüş gibi kardeş savaşını başlatmak için piyasaya süreceği bu kişiler için üs hazırlığını da yapıyor. Şehba’nın Tel Cibrin köyünde son on gündür Türkiye bir karargah kurma çalışmalarını sürdürüyor. Tel Cibrin, Şehba’nın Devrimciler Ordusu’nun elinde olan ve en fazla saldırıya uğrayan Ayn Dekno köyünün hemen üst tarafında Ezaz’ın kuzeyinde yer alıyor. Türkiye’nin Tel Cibrin’de kurma çalışmalarını yürüttüğü askeri karargahın temel hedefi Kuzey Suriye topraklarının Şehba mıntıkasından başka bir yer değil. Bu hedefi yeniden alevlendirdiği ‘Rojava peşmergesi’ tartışması ile uygulamaya koymaya çalıştığı planının gerçek amacını da ortaya koyuyor.
Böylelikle Astana’ya İ. Biro, F. Aliko, S. Haco vb. kişiliklerin davet edilmesiyle başlayıp “Suriye Kürdistan’ı ordusu” adıyla Kuzey Suriye’ye gönderileceği yönünde yeniden tartışmaların başlatılmasıyla devam eden planın amaç ve hedefleri de netlik kazanmış oluyor.
SEYİT EVRAN / ANF / QAMİŞLO