
Acil iki konu
Temel iki konuda Türk Hükümeti’ninn zaman kaybetmeden; seçim süreci ve Meclis’in açılmasını beklemeden kendi tutumunu ve politikasını gözden geçirmesi gerektiğini kaydeden Baluken, şöyle izah etti:
* Rojava politikası: Kobanê‘de yoğun çete saldırısı var. Ortadoğu halklarının özgür geleceğini boğmayı amaçlayan bu saldırılarla ilgili Türkiye’nin ciddi lojistik destek sunduğu iddiaları var. Türkiye çözümü kalıcı barışa götürmek istiyorsa dört parçadaki Kürtleri kapsayacak global politika gütmeli. Yoksa ciddi tehlike barındırıyor. Kürtlerin de her geçen gün artan tepkileri söz konusu. Rojava politikası çözüm sürecini destekleyen bir pozisyona getirilmeli. Bu da zor değil. Halkları esas alan bir dış politika oluşturulacak. Saldırılara karşı düşman politikalarını devre dışı bırakacak. Rojava sınırındaki kapıların hem insani yardıma hem ticarete açılmasının Rojava’daki hayatı normalleştireceğini düşünüyoruz. Bu adımın atılması demek çözüm sürecinin geleceği açısından en önemli eşiğin geçilmiş olacağı anlamını taşır.
* Hasta tutsaklar: Türkiye’nin bugüne kadarki yaklaşımı zorlayıcıydı. Özellikle ağır, acil hastalar üzerinden kapsamlı toplantılar yaptık Adalet Bakanlığı’yla. Tek tek tartışma fırsatı bulduk. Hassas olduğu için gecikmeksizin adım atılmalı. Son örneği; Şehmus Yetek. Görüşmelerimiz sürüyordu tahliyesi için. Büyük bir gecikme oldu. Kendi memleketine ulaştıktan iki gün sonra kaybettik. Kabul edilebilir durum değil. İnsanlar artık hastalıklarında son aşamaya gelirken tahliye olmalarının samimiyetine kimseyi inandıramazsınız. Yaptığımız görüşmelerde de söylediğimiz gibi, acil olarak yaşamını kaybedecek hasta arkadaşlarımızla ilgili adım atılması gerektiğini düşünüyoruz.
İBRAHİM AÇIKYER/ANF/ANKARA