
Şimdi yaşanan üçüncü dünya savaşıdır. ‘Arap Baharı’yla başlayan ve Suriye’de beşinci yılına giren iç savaşın sonucunda yeni bir paylaşımla çıkacağız. Herkes buna göre hamlelerini yapıyor.
Kobanê savaşı ile birlikte hava saldırılarıyla bölgeye giren ABD, şimdi ise uzman ekipten oluşan kara gücünü göndererek savaşı yeni bir aşamaya taşıyacak gibi. Üstelik yeni bir askeri üssün kurulması bile iddialar arasında.
Öte yandan Rusya, Türkiye tarafından savaş uçağının düşürülmesinden sonra tamamen Suriye’ye yerleşti.
Suriye üzerinden ortaya çıkan yeniden paylaşım savaşında en fazla etkili olmak isteyen Türkiye ise Suriye’den tamamen uzaklaştırıldı demek yanlış olmaz. Türkiye başından itibaren bütün politikasını Rojava’da Kürtlerin statü sahibi olmaması üzerine kurdu. Şimdi çetelere verdiği destekle Türkiye savaşı kendi topraklarına taşımış durumda.
Erdoğan, Özgürlük Hareketine yönelik kirli politikalarını sadece DAİŞ üzerinden yürütmedi. KDP’yi de yanına alarak Rojava’daki oluşan statüyü parçalamak istedi. Antalya, İstanbul, Hewler’de bunun için onlarca toplantı, konferans yapıldı. Her toplantının sonucu, planlaması Rojava’ya saldırı olarak ortaya çıktı. Ancak bütün bu uğursuz girişimler Rojava’da halkın direnişiyle çökertildi.
Şimdi yeni bir plan daha yapıyorlar. Bu kez Efrîn’i hedefe koymuş durumdalar. Efrînê yönelik çeteler eliyle oluşturulan plan Türk devleti tarafından koordine ediliyor. Ancak Türkiye’nin çeteler ile oluşturduğu koalisyon Efrîn’de yenilgiden başka bir sonuç vermeyecektir.
Suriye’de sürdürülün savaş yeni bir egemenlik ve paylaşım savaşıdır. Tıpkı Birinci ve İkinci Dünya Savaşı gibi. O zaman Kürtler üzerinden yürütülen savaş sonucunda Kürdistan dört parçaya bölündü.
Suriye’de şu anki paylaşım savaşının merkezinde yine Kürtler ve Kürdistan var. Ancak bu kez Kürtler yüz yılın başındaki kadar zayıf ve güçsüz değil. Kürtler birlikte yaşadıkları halklar, kültürler, inançlarla Rojava’da, Kuzey’de devrimler yaptılar. Bölgedeki güç dengelerini, paylaşım savşının seyrini değiştirdiler.
Kürtler, Rojava devrimi ile yeni bir gerçeği açığa çıkardılar: Hiçbir güç Kürtleri hesaba almadan bölgede politika belirleyemez.
ABD, Rusya olmak üzere uluslararası tüm güçler artık Kürdistan paylaşılmasından çok Kürtlerin kendi çizgilerine çekme üzerinden bir mücadele ve politika izleme noktasına geldi. Uluslararası güçleri hepsi Kürtlerle işbirliği yolları arıyorlar. İşte bütün bunlar Rojava devriminin kazanımlarıdır.