Rojava devrimine destek için gençler nöbet eylemi başlattı haberini geçiyor ajanslar.

Bir tarafta katliamlar sürerken…
Diğer yandan katliamlar altındaki halka destek için nöbet…
Bu ne işe yarar?
Neden böyle bir eylem yapılır?
Kim böyle bir eylem yapar ya da yapmalıdır?
Yasaların kafesine sokulmuş bir zihniyetin sonucudur bu eylem. Duyguların, düşüncelerin merkezine “ben”i koyanların eylemidir. Amaç yapmaktır. Yapmak için yapmak. Alem pazarda görsün denir ya.
Böyle bir eylemi kimse yapamaz demiyorum. Herkes yapsa da, katılsa da kendine genç diyenler yapamaz! Gençlerin karakterine en uzak eylemdir nöbet eylemi, oturma eylemi! Nöbet eylemi! Ne için Rojava için!
Ortadoğu’da halkların özgürlük savaşında ön cephenin adıdır Rojava…
Rojava İsmail’in, Xelil’in, Dara’nın, Rıfat’ın, Sadık’ın yurdudur.
Özgürlük mücadelesinin en yoğun saldırılara karşı direnişinde ön mevzide çatışıp toprağa düşenlerin yurdu… Rojava!
 Ağrı’da, Sipan’da, Cudi’de, Gabar’da, Tari’de, Helkız’da, Andok’ta…
Her dağında Rojava’lı kahramanların kanı dökülmüştür. Sahipsiz, mezar taşsız… Binlerce yiğidin cenazesi dağ doruklarında, vadilerdeyken… Böyle bir savaşla, kavgayla gelinmişse bugünlere…
Yanı başımızda, Rojava’da olanlara karşı ne yapmak gerek?
Onlar ne yaptıysa onu!
Onlar, okullarını, ailelerini her şeylerini arkalarında bırakıp soykırımlar pençesindeki Kürt halkının kavgasına kaygısızca, hiçbir tereddüde girmeden atıldılar. Kanlarının son damlasına kadar savaştılar.
Şimdi hiç mi vefa borcu hissedilmez?
Bizi bu güne getiren kahramanların anneleri, babaları, kardeşleri katliam tehdidi altında…
Gençler nöbet tutuyor.
Che’yi tüm gençler bilir.
Che Küba devrimini yaptıktan sonra, tüm mevkiini, yetkisini bırakıp Angola’ya yürümüştür.
“Carlotta çıkarması”yla binlerce Küba’lı genç Che’nin yolundan Angola devrimine katılmıştır.
Mustafa Marangoz, Veli Çakmak ve arkadaşları İsrail saldırılarına karşı Filistin halkıyla omuz omuza savaşarak şehadete ulaşmışlardır.
Sözün kısası devrim mücadelesi, demokrasi mücadelesi devrimci öncülerle, devrimci eylemlerle olur.  Yasaların sınırına hapsolmuş bir eylem, yasallığı eksen eylemiş bir gençlik ne kadar özgür olur ki!
Duvarlar değildir insanı tutsak kılan…
Asıl tutsaklık zihinde yaşanılandır.
Bu tutsaklıktan kurtulmadıkça özgür olunamaz.  Modern çağın en büyük saptırması; zindanlar yaratarak dışarıdakilere özgür olduğu hissini yaratmasıdır.
Kim özgürdür?
Yasalardan, kalıplardan, güdülerinden, hazlarından, bencilliklerinden kurtulamayanlar mı?
Bunlara inat, özgürlük yolunda kavgaya tutuşup zindanlara düşenler mi?
Evet!
Seferberlik zamanıdır!
Seferberlik nedir?
Seferberlik devrimci tutum zamanıdır!
Eski zihniyeti yerle bir eden cesur düşünce ve eylem zamanıdır!